19 Aralık 2025 Cuma

kendine güvenin yanıltmasın / cumaları -- 1079.

siyasilerin güçlü olması istenendir. siyasilerin kendilerine güvenleri olması gerekir. siyasiler güçlerine güç kattıkça, kendine güven çokça yanılmalarını da getirir. tarihte örnekleri çoktur; gelecekte de öyle olacağı apaçıktır. yanılan siyasetçi kendini yanıltır ve sonunu getirir. geriye bıraktığı, bırakacağı kendine güveni değil güvenine tutsaklığı olur.

1950, 1923'ten sonra türkiye cumhuriyeti'nin tamamlayıcı demeyelim ama, ilerletici, yükseltici aşamasıdır ve kazanımıdır.

14 mayıs 1950'de tartışmasız bir seçimle ulusal irade: chp'yi geride bırakan ve dp ile yeni bir aşamanın gücü oldu. 1950 öncesiyle 1950 sonrası karşılaştırması yanıltıcı olur ve gereksizdir. seçimli demokraside 1950'yi başlangıç saymak doğalıdır. 1950 sonrası seçimli evrede karşılaştırmalar geçerli olanıdır.

1950 seçimleri sonucunda türkiye'de kurucu pari chp %39,6 oy oranına erişirken, chp içinden çıkan siyasilerin yeni partisi dp %55,2 oy oranıyla iktidar olmuştur. kısacası, türkiye yüzde elibeşe karşı yüzde kırklık bir toplumsallıktaydı. doğal ki: chp de, dp de içlerinde türdeş değillerdi. birbirine üstünlüğü yakın olan iki parçalı türkiye diye anlamalıyız.

1954 genel seçimleri sonucu değişik olmadı. dp  %58,42 oy oranıyla seçimi yine kazanırken chp'nin %35,11 ile 1950'den çok geride olmadığını biliyoruz. 1950 ve 1954 seçimlerinde katılım %90 dolayındadır her iki seçimde de. değişiklik vardı ve şuydu: tbmm'de dp'nin temsilci sayısı 1950'de 416'dan 503'e artış gösterdi; chp ise 69'dan 31'e indi. bu büyük değişimin nedeni: illerde çoğunluğu kazanan partinin temsilciliklerin tümünü alması oldu. dp'nin türkiye toplumundaki yüzde elli sekiz oy oranı tbmm'de yüzde doksan üç temsili getirirken chp'nin yüzde otuz beş toplumsal desteği tbmm'de yüzde beş olarak gerçeklendi. bu durum dp'yi yanılttı ve chp ise tepkisel oldu.

doğruluğu tartışmalıdır ve sonraki seçim sürecinde menderes'in aşırı özgüveniyle söylediği varsayılanı yanılsaması çok yinelenir: "odunu aday koysak seçilir!" 

dp 1960'da zorla durdurulur ve 1961 seçimlerinde dp yoktur chp birinci partidir. düşündürücü olan şudur: 1957'de % 48,6'ya gerileyen dp'ye karşı chp inönü başkanlığında en yüksek oyuna varmıştır %41,4 ile. 1960 sonrası ilk seçim olan 1961'de chp seçmen sayısı artmasına karşın toplam oyda yüz bin azdır ve genel oran da 1957'e göre %36,7'ye gerilemesine karşın temsilci sayısı ile birinci partidir.

1965 seçimlerinde ap demirel ile anayasa değişikliği tutkusuyla 1961'de ikiye bçlünmüş dp oylarını birleştirirken chp'yi ikinci parti konumuna düşürmüştür. 1965 sürecinden kalan demirel güveni yanıltması şudur: "nurlu ufuklar" ve "gözlerime bakın ne söylediğimi anlarsınız" oldu. doğal ki, yanıltamadı ve "nurlu ufuklar" da olmadı; 1961 anayasası da değişmedi. değişen "seçim yasası" oldu ve chp de ap'ye katıldı.

inönü'nün 1960'da tbmm'de söylediği "kendine güvenin" doruğuydu: "sizi ben bile kurtaramam!" öyle de oldu. 1965 seçimleri sonrasında inönü'deydi kendine güven yanılsaması: demirel ve ap için "on ay dayanamazlar!" dese de, 1969 seçimlerini ap daha güçlü kazandı ve ap 1980'lere gelinceye siyasetin önündeydi ve demirel de, 1971 ve 1980'e karşın, 2000'e değin dayandı.

1982 anayasa halkoylaması sürecinde demirel ve özal'ın güven dolu birbirine karşıt deyişleri anılarda kaldı. demirel, zekice ve doğru biçimde anayasa ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iki ayrı sandıkta ayrı oylanmasını istedi. dinleyen ve katılan olmadı. özal'ın çıkarcılığı ise daha gerçekçi ve geçerli sayıldı: oylayın geçsin; nasıl olsa değiştiririz! sonunda yüzdek doksan iki oyla geçti anayasa ve evren de beş yıllık göstermelik cumhurbaşkanı oldu. ne özal evren'i dinledi ve ne de anaysa değişikliği gerçeklendi. sonunda türkiye 1980'e karşı yüzde doksan ikilik çoğunluk sağladı ve 1983'te de evren'in öngördüğü partiyi değil de özal'ın partisini seçti.

güç yozlaşması ve kendine güvenin siyasisi özal idi. 1987'de tbmm çoğunluğuyla sağlanabilecek siyasilerin yasaklarının kalkmasına karşı atıp tuttu ve kendine güveni yanıltmadı.

bunların anlamı ve yeniden anmanın gereği nedir? 

günümüzde gündem "barış" diye "komisyon" ile "gidiş geliş" sonrası "rapor" kendine güvenle "anayasa değişimi" gündemde. erdoğan ve bahçeli'de kendine güven dorukta: anayasa'nın özünde değişim yaptırmayacaklarını uzlaştıracak sanıyorlar. sonrasında da anayasa değişimiyle iktidarlarını koruyup yeniden kendi anayasalarına dönecekler güvenindeler. türkçe deyişler çoktur ve birisinde şöyle denir: "güvendiğin dağlara" ya da "pirince giderken evdeki bulgur" anımsatması yapılır. 

kendine güvenme siyasileri güçlü gösterir ama, güveninde yanılan da çoktur. yanıltmaca kolay değildir. yüzde sekizle olmak ya da yüzde elliye karşı gelmek yanıltır güvenin tam da olsa.

19 aralık 2025, college station, texas.