türkiye batı ülkesi değildir. türkiye batı ülkesi değerlerini özümsemekte geride kalmıştır. türkiye batı ile birleşik değil, batı ile birlikte olmaktan uzak kalmamak hedefinden uzak kalmaz.
türkiye ortadoğu'dadır ve ortadoğu ülkesi olarak anılmaktan utananlar vardır. onlar ki; insanların eşitliğiyle ülkelerin eşitliği söyleminde önde gidenlerdendir. ortadoğu ülkesi olmak da, ortadoğu'dan olmak da eksiklik değildir. ayrıca, batı'lı olmak sanıldığı, öngörüldüğü ve söylenegeldiği gibi de ayrıcalık değildir.
türkiye ortadoğu'ya döndü kuşkusu/korkusu nasıl yanlışsa; türkiye batı'dan uzaklaşıyor gürültüsü de yanıltıcıdır. türkiye yerinde durmaktadır. türkiye kendi evrimini yaşamak yerine, kendisi olmaktan uzaklaşıp benzemekte zorlandığı ötekilere uyumlanmak uğraşlarından olmayacak kargaşa ve gerilimlerle yaşamaktadır.
türkiye'nin kendi geleneğinden yerinde sayması yanılsamasının tarihi eskidir. üçüncü selim dönemi'nden bu yana batı'ya döndük sayılması da, bilinmesi de, uzun süredir, değişmez düşünce geleneğimizdir. ikinci mahmut'la "ordu" geleneğimizi değiştirmemiz "devrim" sayılagelmiştir. "tanzimat duyurusu" ilericilik ve doğal sonucu "meşrutiyet" seçmesi türkiye'nin olağanıdır. çokça tanzimat ve meşrutiyet üzerinden türkiye'de ikiliklerle karşıtlıklar kurgusu yaşatılagelmiştir. oysa tanzimat da, meşrutiyet de günün koşullarında, türkiye'nin evrimidir. sarayın ya da saray yönetiminin yetmezliğinin aşılması gereğidir o seçmeler. eksik gibi görünen ve gösterilen de açıktır: halkın katılmadığı, halkın istemediği düşüncesi de, değerlendirmesi de sıradanlıklardandır. batı diye yüceltilen evrimde ilericilik seçmelerine halkın katılımı, halkın istemleri mi öncülük etmiştir?
halkların, insanların toplum seçmesi olmadığı açıktır. toplumların yönetim biçimlerini seçmeleri her toplumda zorlu yaşanmıştır. yüzlerce yıllık evrimlerle gelişen, arada yaşanmış kırılmalar ve devrimsel duraklarla varılan devlet yapıları toplumların kendilerine özgüdür. toplumsallıkta ve toplumların yönetilme biçimi devletlerin yapılanmalarında tek yolculuk ya da evrensellikler düşünülmüştür ama, toplumların tarihinde benzerlikler de, benzemezlikler de evrensel değildir. toplumların kendilerine özgülük soyut anlamda evrenseldir; somutta değişimler, değişkenlikler olağandır.
toplumların etkileşimleri de yeni bir olgu değildir. yeni olan etkileşimin yoğunlukları ve artışıdır.
sürekli batılıcılık, batılaşma ya da doğululuk, doğululukta yüceltmeyle aşağılaştırma sarmalında yaşamıştır türkiye. öyle görünüyor ki: karşıtlaşma sarmalında uzunca süre daha yürünecektir. batılı olduk diye tutkusal tepkicilerle doğuda kaldık, dönüyoruz kaygılarıyla azınlıkta kalma kötümserlerinin kördöğüşü süregidecektir.
kişisel seçmelerini topluma dayatmacılıkla, kişisel seçmelerine katılmamayı karşıtlıktan düşmanlığa geliştirme huzursuzluğunun gerilimleri dinmek bilmeyecektir.
fransa, almanya, birleşik krallık, abd ve rusya ile giderek çin, hindistan ortadoğu'da etkinlik ve yeralmak isterlerken türkiye'nin ortadoğu'da yaşananlara etkin katılımı hedef sapması değildir; günün zorunlu yaşama gerçekliğindendir.
17 ekim 2025, college station, texas.