16 Mayıs 2025 Cuma

yüzyıllık isyanlar ve bitiş / cumaları -- 1048.

türkiye cumhuriyeti yüzyıldır isyanlarla yaşadı. 1925'te yaşanan isyan kısa süreliydi. sonrasındaki ağrı, koçgiri ve dersim isyanları da uzun süreli olmadı. isyanların tümünden askeri, siyasi ve toplumsal olarak isyancılar yenik çıktılar. isyanlar kitleselleşmedi ve önderlerinin yıllarca anılmalarının ötesinde isyanların kalıcılığı da, sürekliliği de olmadı.

1919-1923 süreci türkiye'nin nitelik değişimidir. devletin işleyişi saray ve padişah üstünlüğünden tbmm egemenliğine evrildi. 1919'da amasya bildirgesi doğrultusunda anadolu'da ve trakya'da direniş konumundaki güçler erzurum ve sivas kongreleri ile toplaşma("merkezileşme") mustafa kemal önderliğinde gerçeklendi. türkiye'nin dört bir yanındaki "müdafaa-i hukuk cemiyetleri" ile "redd-i ilhak cemiyetleri" birleştirildi. 23 nisan 1920'de, istanbul'da saray üstünlüğünde yaşayan meclis-i mebusan yerine "millet egemenliği"nde tbmm çalışmaya başladı. tbmm çalışmaları zorlu yaşandı. saray yanlısı isyanlardaki güçlere karşı gücünü tbmm'den alan ulusulcılar arasındaki askeri çatışmaların tbmm'de yansımalarına tbmm hükümeti başkanı olarak mustafa kemal yılmadan başarılı oldu. öte yandan, işgalci güçlere karşı diplomatik olarak da sovyetler rusya'sı ve fransa ile kars ve ankara antlaşmaları tbmm'nin ulusun egemenliği ilkesindeki temsilci gücünü yükseltti. 1921 anayasası diye bilinen belge tbmm'nin günündeki uzlaşım belgesi olduğunca, çalışmalarının yasallığını da belirleyiciydi.

1921 anayasası ile kişi, zümre, sınıf egemenliği değil sonraları ulus olarak adlandırılacak "millet egemenliği" yasallık olarak temel dayanak oldu. 1922 ile kazanılan büyük zafer mudanya mütarekesi ile askeri olarak sonlandırıldı. lozan'da işgalci güçlere karşı verilen zorlu uğraşlarda tbmm hükümeti başkanı mustafa kemal ve ismet inönü'nün uyumlu birlikteliğine karşı tbmm'de çelişkiler yaşandı. 24 temmuz 1923'te lozan antlaşması tbmm'yi tek yetkili ve "milletin egemenliği"nin temsilcisi güç konumundan geriye dönüş olmayacağının da göstergesiydi. sarayın padişah ve hilafet güçleri bu süreçte sırasıyla yokedildi ve 29 ekim 1923'te cumhuriyet 1921 anayasası ya da özgün adıyla "teşkilat-ı esasiye"de devletin cumhuriyet olarak dönüşümünü getirdi.

1924 anayasası: 1920, 1921, 1922 ve sonunda lozan'la türkiye'nin içerisinde, dışarısında önde olanların amasya'da, erzurum'da, sivas'ta ve ankara'da örgütlü güçlerin işgal güçlerini yokeden tbmm hükümeti ve başkanı mustafa kemal'in cumhurbaşkanlığı gücüne erişmesinin temel taşlarının yazılı belgesidir. 1924 anayasası kişisel güç kazanmanın ve sürdürmenin değil "millet" oluşumunun temelidir.

1924 anayasası sonrası tbmm gücüne karşı durmaktan elenmeler, arındırmalar yaşanmıştır. ilk tepki yerel güçlerin 1925 isyanı olmuştur. anında "tekrir-i sükun" yasasıyla siyasi yaşam ve toplumsallık durgunluk evresi yaşamıştır. isyan sonlandırılmış ve yinelenmemesi için gerekli şiddet uygulanmıştır. iki yıllı süre yetmeyince iki yıllık uzatma da gerçeklenmiştir. bu arada, sonraları "atatürk inkilâpları" olarak anılacak toplumsal dönüşümlerle cumhuriyet kuruluşu kalıcılığa yönlendirilmiştir.

dönüşümleri kalıcı kılmak isteyenlere tepkiler olur; olmuştur da. türkiye cumhuriyeti'ne ve yeni yaşam koşullarına siyasi, askeri tepkiler her isyanda isyancıların yenilgileriyle sonuçlanmıştır. isyancılar ve dönüşümlerle ayrıcalıklarını yitirenler yeraltına gerilemişlerdir.

1930'da üç aylık kısa süreli çok partililikte cumhuriyet karşıtlarının güçlülüğü demokrasiye geçişi uzattı. 1930'larla doğu'daki isyanlarla cumhuriyet kurumlarının yerleşikliği içiçe yaşandı. atatürk'ün 10 kasım 1938'de "fani dünyadan sonsuzluğa gidişi"ni ikinci büyük savaş izledi. türkiye cumhuriyeti savaşı kıtlıklarla yoksulluklarla yaşadı. savaşın bitimiyle 1930'de başarılamayan çok partililik türkiye'nin yeni gerçekliğiydi. 1940'ların sonunda cumhuriyet'in ikinci büyük aşaması yaşandı: 14 mayıs 1950. 1924 anayasası ile tek parti chp ve çok partililikte çoğunluk yönetimi dp sürdü.

isyanlar geride kalmıştı ve 19. yüzyıl'dan öngörülen sanayileşme ve laçınılmaz sınıflaşma 1950'leri belirleyendi. kalkınmanın temeli sanayi değildi; özelleşme ve bireysel girişimcilik öncüleri kalkınmayı hızlandırıcı ve üretimle tüketimi arttırıcı işledi. isyanlar geride kalmıştı. ulusallaşma gelişmiş ve 1950'lere değin bastırılmış din duygularıyla islâmcılık siyasi alanda yeraltından açığa çıkmıştı. cumhuriyet'i koruma ve kollama güçleri yaşanan değişimin getirdiği karşıtlaşmaları "demokrasi" gereği değil de "kardeş kavgası" ile "dikta hevesleri" olarak niteleyip büyük duraklamaya öncülük ettiler.

anayasa'yı genişletmek ve yeni kurumlaşmaları getirmeyi yeni bir anayasa yapımı ve yazımı ile çözümlemek temel sayıldı. tartışması kısıtlı katılımlı ve toplumun çoğunluğunun temsili olmadığı "kurucu meclis" oylamasını "halkoyu"yla desteklemek yeni bir yönlenmeyi getirdi.1923 ve 1950 sonrası üçüncü büyük değişim ve yönlenme türkiye'de "özerk" kurumları ve ulus egemenliğini "anayasal" kısıtlamalarla yürütmeyi denetleme olarak yaşandı. 1971!de tbmm değil ama seçim yoluyla tbmm'de temsil edilen iktidar partisi anayasa'yı uygulamakta yetersiz sayarak yürütme hakkını seçilmişlerden atanmışlara değiştirdi. doğal ki, istenen sonuç gerçekleşmedi.

1925 ile durdurulmuş siyasilikler sosyalizm programı ile özgürce yaşama olanağı buldu. abd'nin ikinci dünya savaşı sonrası yayılmasında türkiye'nin abd ile birlikteliği "bağımsızlık" konusundaki güveni sarsıcı gelişti. tarihin ilk kurtuluş savaşı'nı kazanmış türkiye, son kurtuluş savaşı'nı yapan vietnam savaşı ile 1968'le fransa, almanya, çekoslovakya ve abd tepkicilikleri yeni yönlenmelerin tetikleyicisi oldu.

1930'ların sonlarına değin uğraştıran ve yenilgiyle bitirilmiş doğu isyanları yeniden, yeni dış desteklerle türkiye'de isyan arayışlarının dayanağı oldu. 1980 sosyalist kabarışı durdurmasından öteye ayrılıkçı siyasi yapıları bitirmeyi hapishaneleri doldurmakla sağlamayı getirdi. 1984'le ortaya çıkan pkk isyanı, ayrılıkçı ve şiddet yanlısı silâhlı vurucu güç gösterisine kalkışınca tepkiler toplumsallığı ve siyasallığı şiddet sarmalına dönüştürdü. 1984'le başlayan isyanın kitlesel desteği sürekli ad değiştirerek yöresel seçimlerde yönetim gücü bulmaya başladı. 1980'le yenilmiş sosyalist siyasiler de ayrılıkçı siyasetlerin yanında yeniden yeşerecekleri yanılsamasına kapıldılar. abd ve ab ayrılıkçılıkların destekçisi olarak toplumun ayrışmasını getirdi.

akp örgütlenmesi pkk kargaşasının siyasi çözümü olarak ortaya çıktı. 1925'le yeraltına bastırılmış komünist, islâmcı ve ayrılıkçı siyasetler akp yanında abd/ab desteğiyle 2000'ler boyunca siyasiliklerini sürdürdüler. demokrasi türkiye'yi güçlendiren, geliştiren değil türkiye cumhuriyeti'ni uçuruma sürükleyen ve ayrılıkçıların başarısını getirecek korkuların temeli oldu. arada 1961 anayasası ve kurumlarının 1980'le başlayan yokedilmesi, 16 nisan 2017 halkoylaması ile cumhuriyet kurumlarının da yokedilmesi için araç olma gücünü buldu. türkiye cumhuriyeti'nin kurucu ve yaşatıcı gücü tbmm yok düzeye indirgendi.

14 mayıs 2023 genel seçimlerinin akp'yi tbmm'de geriletse de, azınlığa düşürmedi. akp'yi sürekli kılacak anayasal yokedişlerde yeni anayasa arayışları ve söylemi 2015'le sonlanmış birliktelikleri yeniden zorlamayı getirdi. 2015'le türkiye'nin içerisinden ırak ve suriye içlerine zorlanmış pkk ve sonlandırma uğraşında yeni arayışlar nasıl sonlanır?

yenilen pkk ve destekçilerinin anlayışı açıktır: ayrılıkçılık silâhla kazanılmayışının gerçekliğini yeni anayasa ile değitirmek isteklerini açıkça sergilemektedirler. pkk karşıtlarının ve destekçilerinin  beklentileri de açıktadır: türkiye cumhuriyeti akp'nin ve pkk'nin birbirleriyle karşıtlaşmalarına da güven duymadı, uzlaşıklarına da güvenleri yoktur.

yeni anayasa olur mu? yeni anayasanın cumhuriyet kurumlarını güçlendirici olması ile cumhuriyet yıkıcısı olabilmesi siyasi uğraşı günümüzün ve geleceğin belirleyicisi olacaktır. yaşananlar nelerin bitişi ya da başlatıcısı olur?

16 mayıs 2025, izmir.