demokrasi deyince bilmeyen yok. demokrasi istemek herkesin amacı. neden demokrasi sorunu var? neden demokraside gelgitler yaşanıyor. türkiye'de durum bu. ya avrupa birliği ülkelerinde durum nedir? ya da abd? rusya ya da çin halk cumhuriyeti için demokrasi bilinmeyendir; oralarda da bilenler çoktur ama, yaşanan değildir.
demokrasiyi yunan kent devletlerine indirgeyenler ya da oradan başlatanlar bilinendir; inanılandır. oysa demokrasi yeni bir olgudur. halkoyu, seçmenler, partiler ve seçimler. demokrasi uygulaması ve demokrasi gerçekliği onca eski değildir ya da gerilerden köklendirmek özden uzaklaşmak sayılmalıdır.
türkiye'de demokrasi deyince 1945'le çok partililiğe geçişi başlangıç saymak doğrusudur. bu şunu getirmez: 1945 öncesi yaşananı sorgulayıp, yadsıyıp yoksaymak. türkiye'de 1945 sonrasını demokrasi oldu da ne oldu diye algılayanlar, değerlendirenler ve yargılayanlar da vardır. şu da vardır: 1945 erken oldu; bir süre daha chp'nin tek parti egemenliği sürmeliydi diyenler olmuştur. neden?
demokrasi seçkinlerin önderliğinde gerçeklik olmuştur. demokrasi seçkinlerin yönetimi değildir. daha da ötesi demokrasi uygulaması seçkinleri bölücü gelişir. halk da seçkinler de çoğullaşır. çoğunluğu kazanmak ve çoğunluk yönetimidir demokrasi. seçkinler gücü yitirince ya da önderlik ettikleri demokraside yönetimden uzakta kaldıkça demokrasi de tartışma konusu olur. 1945 sonrası türkiye'de egemen siyasi görünüm budur. halk değerleri ve çoğunluğu 1945 öncesi seçkinleriyle ilk günden tartışmalı ve karşıttırlar. 1945'le yaşanan çok partililikte çoğunluk gücünün seçkinleri hep niteliksiz görülmitir. seçkin de sayılmazlar, sayılmamışlardır.
türkiye'nin onca sorunlarına yetersiz, niteliksiz sayılanların önderliğindeki seçmen çoğunluğu 1945 öncesi değerlerine bağlı ya da bağımlı seçkinlerince sorun olarak görülmüştür. türkiye 1945'ten bu yana demokrasinin bu değişmez çelişkileri, karşıtlıkları ve çatışmalarıyla değişik bunalımlardan geçmiştir.
1945 öncesi yaşanmıştır ve türkiye'nin kurtuluş ve kuruluş temelleridir. 1945 öncesine dönmek de, yeniden olabilirliğini düşünmek de tümden yanılsamadır ve yanılgıdır. 1945'le türkiye en büyük aşamalarından birini içsavaş yaşanmadan gerçeklemiştir. 14 mayıs 1950, 29 ekim 1923'ün kaçınılmaz değil ama, istenen güçlü sonucudur. türkiye cumhuriyeti tarihinde, 1923 ile 1950'yi uzlaştıran demokrat parti gün geldi demokrasi dışı eylemle durduruldu. bu durdurmaya 27 mayıs ihtilâli ya da darbesi diyoruz.
27 mayıs 1960'ı türkiye'de alkışlarla karşılayanlar çoktu. o çokluk, demokrasi dışı eylemin demokrasinin yozlaşması ve yeniden yozlaşmamasını gerekçe olarak saydılar. demokrat parti yokoldu ama, toplumsallığını yoketme olanaksızdı ve yokolmadı da. 1960'tan beş yıl sonra 1965'te seçimlerde çoğunluğunu kazanan demokrat parti değildi ama, adalet partisi demokrat parti'yi chp'yle demokraside uzlaştıranlardı. doğal ki, yukarıda sözünü ettiğim, demokrat parti'yi benmsemeyenler ve demokrasiyi yozlaştıranlar diye sayanlar da eksilmemişti.
1960 sonrası seçkinleri demokraside halk çoğunluğuyla uzlaşım aramada 1945 sonrasına göre daha güçlüydüler. her konuda olduğu gibi demokrasi istemi ve demokrasiyi sürdürmede halk çoğunluğu gereği anlaşıldıkça uçlara gitme de doğal olarak yaşandı. halkı küçümsemek çöıktan değil, bastırılan bir seçkin eylemi sayılır oldu. buradan da halkı yüceltme kök buldu ve yükseldi. adalet partisi'nin seçmen kitlesi kazanılası sayılırdı ve kazanılacağından kuşku giderek azaldı.
türkiye'de 12 eylül 1980'le demokrasiyle yönetilmek durduruldu. partiler kapatıldı, 1980 öncesi siyasi parti önderleri yasaklı sayıldı. bu gelişime halkın sessizliği ya da istenilen tepksisizliği halk kavramını yeniden tartışılır kıldı. 2000'li yıllara gelinceye halk yücelikten, yeniden aşağılanmaya dönüştü.
1980'lerin anap'ı 1980 öncesinin siyasi önderleri ve partilerinin sürdürücüleriyle siyasette değersizleşti. 1980 öncesi korkusu ve korkutmacası kalktı ama, halkın yüceltilmesi de yerlerdeydi. 1980 öncesi ve sonrası seçkinleri, seçkinliği türkiye'de dağıldı. seçkinler yokolmadı ama, 1923'ten, 1950'lerden, 1980'lere değin etkinliklerinden gerilediler.
2002 ile ortaya çıkan akp: seçkinlerin gerilemesini, seçkinleri eleştirmenin ötesinde, seçkinleri değil de seçkinliğe saldırının odağına yükseltti. 2025'te geldiğimiz bu noktada seçkinlerin yokolmadığını biliyoruz ama, seçkinliğin 1923'ten bu yana, 1945'ten bu yana yaşanmamış saldırıda olması durumunun değişmesi tıkanmıştır. seçkinliğe saldırıyla demokrasi de nitelik değişmesi yaşamıştır.
18 nisan 2025, izmir.