günümüzün 1989 sonrası olduğunu bilen çok da, anlayanlar az görünüyor. "soğuk savaş" algılarıyla yaşayanlar için 1989 sonrasına uyanmaları da, uyarlanmaları da yeterli değil.
1989 öncesinde ya da "soğuk savaş" günlerinde de benzerdi. soğuk savaş gerçekleri ve gereklerine göre düşünülmezdi. çokluk, çözümlemeler ve algılar değişmezdi: faşizm, emperyalizm karşısında kurtuluş, kendi kaderini tayin hakkı diye dolanılırdı. ya da kavramlarla ve büyük sözlerle açıllanmaya çalışılırdı: çükmekte olan kapitalizm ve karşıtında yükselen enternasyonelin bayrağı altında toplanmış sosyalist örgütlülük. doğal ki, görünürde nato-varşova paktı ya da abd'nin başını çektiği yıkılası ülkelere karşı sscb ve o da sorunluysa "üçüncü dünyacılar" vardı.
2-3 aralık 1989'da malta'da abd başkanı bush ile sscb komünist partisi genel sekreteri gorbacov kendileri dışında, kendilerine karşın gelişen soğuk savaş sonlanmasının sondan öceki toplantıdaydılar. o toplantıdan uzlaşım ya da anlaşma çıkmadı. yalta o malta açıklarında sonlanma öncesiydi. malta sonrası gorbacov ile bush moskova'da 1990 temmuz günlerinde son abd-sscb biraraya gelişini yaşadılar. ağustos ayı beklenmedik biçimde sscb'de komünist partisi gorbacov'u aştı sanılırken rusya federasyonu başkanı olan yeltsin'in çıkışını yaşadı. sscb'nin dağılışının sonlanması 25 aralık 1990'ı buldu.
2 ağustos 1990'da saddam hüseyin kuveyt'e girmişti ve sonrasında sscb'nin kendi içinde dağılması ile abd'nin başını çektiği ülkeler topluluğunun saddam'ı kuveyt'ten çıkarmada zor kullanmaya gidişiydi.
yaşananlar kapitalizm-sosyalizm karşıtlığı değildi. doğaldır ki: faşşizme, emperyalizme karşı kurtuluş savaşı da yükselmiyordu. 1989'la iki kutuplu ve üçüncü dünyacılık devletler düzeninin bitmişliğiydi. bunları yeniden düşünmenin anlamı ve gereği nedir, nedendir?
1990'dan bu yana, gelişen uluslararası devlet ilişkilerinde yer seçmede tek kutupa inen süper güç algısına ya da olgusuna ne ve nasıl tepki verileceğinin karmaşasıdır.
1989 öncesinde gelişen g7 zamanla sscb'nin dağılmasının gerçekliğinde rusya'yı da içine çekerek g8 olmuştu. yürümedi ve abd'de obama döneminde rusya'nın kırım'ı rusya'ya katmasına tepki olarak g8 rusya dışında g7 oldu yeniden. rusya yaban ve eğreti olduğu yerden tepkisiz uzaklaştırıldı. ondan öcsei 2001'de abd'ye ikiz kuleler saldırısı sonrası g7-8'in yetmezliğine g20 örgütlülüğü öne çıktı ve süregidiyor. rusya g20'ye kırım sonrası katılmayı sürdürdü ama, ukrayna sonrası putin'li rusya da g20'de yoktur. oysa adı g20'dir ve 2024'te brezilya'da kasım sonunda gerçekleşecek toplantının odağı "daha adil ve sürdürülebilir evren" olarak yaşanacaktır. ne ukrayna, ne gazze odaktır. en azından görünürde devletlerarası ilişkiler değil de, küresel ya da soyut/somut evrensellik hedeftir.
birleşmiş milletler varken ya da yalta'nın en büyük uzlaşımı olan birleşmiş milletler dururken g20 nedendir? soruları daha çoğaltabiliriz: varşova paktı 1989 sonrası yokolduğunda nato neden kaldı ya da sürdü?
1989'da berlin duvarı'nın çöküşü malta'dan önceydi ama, malta günlerinde "soğuk savaş" bitti diyenler azdı. devletlerarası ilişkilerin başlangıçları da, bitişleri de gününden çok sonrasında genel kabul görürler.
1989'un haziran günlerinde berlin duvarı ya da sonrasında malta toplantısı öneminde yaşanan tarihsellik de gününde önemliydi ama, seçme yapmakta zorlananlar çok oldu. nedni de açıktır: "soğuk savaş" günelerinde abd'den yana ya da sscb'den yana seçme yapılırdı. olmadı üçüncü dünyacı durulurdu. 1989'la değişen budur: abd'ye karşıt olunca rusya'dan yana olunmuyor. üçüncü dünyacı çin de artık abd düzeyinde olmasa da küreselde bir kutuptur ya da çekim odağıdır. kısacası, 1989'la biten ve değişen açıktır: abd ile de, rusya'yla da, çin'le de olabiliyor devletler. hindistan ve de türkiye öyledir. yeltsin'li rusya abd'yle başlayıp abd'yle sürdürdü; putin abd'yle başladı ve abd'den koptu. çin ise hem abd'yle, hem rusya'yladır.
1989'u anlamayanlar deyince ne anlıyoruz ya da ne anlamalıyız? abd'yle olunurken, abd karşıtlığı yapabilir bri devlet. abd karşıt oldu/olundu diye rusya'yla, çin'le olunmaz. abd kırım ve sonrasında ukrayna olaylarından rusya'yla olamıyor ama, çin'den kopmuyor. abd çin'le olarak rusya'ya karşı birliktelik oluşturamıyor. türkiye için de benzerdir: rusya'yla da olursunuz, çin'le de, abd'yle de.
abd/ab, küreselde neredeys birebir davranırlar ama, ab ülkeleri, yeri geldiğinde, rusya ve çin'e karşı abd'den bağımsız seçmeler yaparlar.
türkiye suriye ile 2011'den bu yana ve mısır'la 2013'ten bu yana ilişkileri öncesine göre kopuktur. bu kopukluğun yeniden onarılmasına mı gidiliyor? sisi'nin türkiye'ye sessizce gelip gitmesinin bir sonrası da beşar esad'la yeniden suriye ilişkisi midir?
mısır ve suriye ile türkiye'nin ilişkilerini gerilimsiz yeniden birleştirmek gereklidir ve olmalıdır da.
6 eylül 2024, college station, texas.