türkiye'nin içeride dışarıda tıkanıkları akp'yi bunaltıyor. görünürde "dimdik ayaktayız!" gösterişleri günboyu yetkililerin sıradan yinelemesi oluyor. yineledikçe kendi söyleminin tutsağı konumunda akp.
dışarıda doğu akdeniz'de egemenlik ve güç karşıtlaşması ile libya'daki içsavaşta yeralmak var. türkiye'nin ırak, suriye ve libya'da bir anda askeri konuşlanmasının getirdiği "mali" yük az değildir. yanlış yatırımlar ve tüketimin dizginlenememesi içeride iktisadi gücü zayıflaştırdı. dışa bağımlılıktan kurtulamayan iktisatın, küreselde de salgınla duraklama günlerine denk gelmesi iktisadi zayıflığı arttırıcı yönde etkiliyor.
yetkililerin söylemi ise değişmiyor: diz çöktüremezler! oysa, son on yılın değişmezidir bu söylem. 2010'lara varırken "durmak yok!" deniyordu. durulmadığı açık da, söylemdeki değişimin bişeyleri gizlediği demeyelim de örtmeye çalıştığını söylemek zor değil.
türkiye iktisaden zayıflama doğrusundayken, ege'den öteye akdeniz'de, libya kıyılarında ne arıyor sorgulamalarını iki türlü düşünmek gerekir. birincisi: iç pazar koşulları ve dış pazar ilişkilerinin zayıflamasıdan, türkiye'nin akdeniz'deki gücünü de etkilemesin diye kuşkularını yükseltenler. bunları susturmanın yararı olmaz. ikincisine tepkiler anlaşılırdır: türkiye, nasıl oluyor da, ne gereği var da akdeniz'de, libya kıyılarındadır? türkiye'nin akdeniz'de olmasını anlayan ve destekleyenlerin sorgulamalarını; akdeniz'de, libya kıyılarında olmasın diyenlerle karıştırmamak ve karşılaştırmamak gerekir. karıştırmak ve benzerlikler kurmaya çalışmak akp'yi görünürde güçlendirmez; türkiye'yi gerçekte zayıflatır.
türkiye akdeniz'dedir ve oradan silâh zoruyla geriletilebilir. bugün türkiye'yi asker gücüyle akdeniz'de durdurup geriletecek güç görünmüyor. ne abd'nin askeri olarak türkiye'nin önüne çıkması olabilir; ne de avrupa birliği kendi içindeki ayrımların üstesinden gelerek türkiye'ye askeri yaptırıma yönelebilir. abd/ab'nin birlikte olarak türkiye'ye dur demelerinin askeri dayanağı yoktur. sonuçta, abd/ab, geçmişte de zaman zaman olduğu gibi, önde yunanistan, mısır ve israil güçleriyle türkiye'yi durdurmak yanlısı görünüyor. yunanistan, mısır ve israil birlikte nasıl davranabilir? hele ki: korona günlerinde. açıktır ki: türkiye egemenlik haklarını kullanırken, akdeniz'de savaşçı gösterilmesinin dayanakları zayıftır. türkiye akdeniz'de "fetih" arayışında değildir. akp-mhp birlikteliğinin iç siyaset söylemleri yanıltıcı ve yanlış yönlendirmelere neden olsa da; türkiye'nin ege'den öteye akdeniz varlığı gerilemeyecektir.
şurasını akıldan ırak tutamayız: akp, mhp, chp, ip ve sp türkiye'nin akdeniz'deki varlığının tartışmazlığını tartışmıyorlar. bunların türkiye'nin yüzde doksanını aştığını yinelemeye gerek yoktur. türkiye'nin açık gerçekliği odur. yüzde doksandan ayrı kalanların karşıtlıklarının türkiye içinden destekleri değil de, dışarıdan destekleri tartışmalıdır. akp'ye karşıtlığı doğu akdeniz siyasetinden yürütmenin getirisi yoktur. türkiye "onun savaşını" yürütmüyor; türkiye'nin varlığı gerektiriyor ege'den ötede olmayı.
akp'nin zayıflamasını iktisadi ve dışarıdaki türkiye varlığından öteye görmeliyiz. neden ve nasıl?
yakın günlerde türkiye'nin "tbmm" kaynaklı ve temelli siyasi düzenini tümden yıkıcı "17 nisan düzeni" konusunda güzellemeler söyleniyordu. yeni denilen yıkıcı düzen: üç yıldır "büyük aşamalar" göstermişti de, türkiye bu düzenle kalkınmasını yükseltmiş, adalet yerini bulmakta, içte dışta saygınlığımız artmakta diye üst düzeyden anlatılıyordu. sonrasında birdenbire mhp başkanı devlet bahçeli, beklenmedik biçimde, ip ve meral akşener'e "cumhur ittifakı"na katılım çağrısı yaptı. "cumhur ittifakı"nın gücünden çok yetmezliğinin isteğiydi bu. akp'nin en üst düzeyinden de isteğin olumlanması, çağrının kişisel değil ortaklaşa bir arayışın gereği ve sonucunda olduğunu gösterdi.
meral akşener ve ip siyasetinin mhp'den ve dolayısiyle "cumhur"dan yeterince parça kopardığının göstergesidir bu çağrı ve istem. durduk yerde, meral akşener'i zorlayıcı, dönün gelin çağrısına yanıt gecikmedi: geleneksel tbmm temelli, kaynaklı ve odaklı siyasi düzen olacaksa birliktelik düşünülebilir. akşener'in yanıtı akp-mhp ve "cumhur"u akşener'den daha zor durumda bıraktı. bu noktada akşener'e ödün vermek akşener'i güçlendirici olacaktır. akşener'e ödün vermemek ise akp-mhp'yi zayıflatıcı yönde gelişecektir.
akp-mhp "hadlerini aşan" istemlerinde akşener'den bu tepkiyi beklemediler mi? bilemeyiz. bildiğimiz akp'nin "17 nisan düzeni"ni sürdürebilmesi için iyi parti ve meral akşener'e gereksinimleri olduğudur. türkiye'nin akp-mhp-ip diye bir beklentisi yok ama, "meclisli düzene" ya da daha açık olarak tbmm temelli, kaynaklı, odaklı çok partili siyasiliğe beklentisi bundan sonrasında daha da güçlü söylenir olacaktır.
14 ağustos 2020, college station, texas.