küreselde ve türkiye'de demokrasinin gerilediği gözlemi ve güç budalalarının güç kazanmasının yaygınlaşmasına getirel açıklamaların yetersizliği ortadadır. enson birleşik krallık seçimlerinde, yine ve daha güçlü oyçokluğuyla muhafazakar parti'nin ve boris johnson'un kazanımı yaılgınlıkla karşılandı. iki suçlu görülüyor ve gösteriliyor: "popülizm" ve karşıt partinin(birleşik krallık somutunda "işçi partisi" ve başkanı "jeremy corbin"in yetersiz siyasetçiliği. benzerini "popülizm" genellemesiyle her seçim kazanan için söylenegeldiğini ve karşıtlığının siyasal kaypaklığıyla yetersizliği olarak açıklandığı yinelemesinin değişmediğinde görebiliriz.
boris johnson "popülist" olduğu için kazandı ve karşısında corbyn yeterince ya da yetersiz sosyalist olmadığından mı yitirdi? demokrasilerde seçim kazanmanın "popülizm" ya da halkı etkileme, halkın çoğunluğuyla özdeşleşme olmasından doğal ne olabilir ki? johnson'ın "popülerliği"nin sorun olmadığını ve seçim kazanmasının düşünülesi olduğu gerçeğini "seçkin" akılların düşünmeye başlaması daha zaman alacak; burası açık. kapalı kalan ise şudur: 1989'la sovyetler'in tarih sahnesinden yenilgiyle ayrılmasının ardından avrupa'lı akıllar ve düşünürler, neredeyse, anında, işte "sosyal demokrasi"ye gün doğdu diye yanlış yaklaştılar. nasıl ve neden mi?
"sosyal demokrasi" sovyet sosyalizmi engelinden dolayı gelişemiyor yanlışı birincisiyse; tamamlayanı da: "sosyal demokrasi"nin sovyet sosyalizmine karşı kapitalizmin geçici ve durdurucu kalkanı olduğunu anlamamak gerçeğiydi. sovyetler yıkılınca "sosyal demokrasi"nin de işlevsizleşeceği gerçeğidir birleşik krallık'ta işçi partisi'nin blair'e varışı ve sonunda corbyn'le bitişi.
seçkinlerin ve aklı somuttan çok bellenmiş doğrularda geride kalmışların anlamadığı sovyetler'in yıkılışı geçici bir durum değildi ve "sosyalizm" kitlelerin seçmeyeceği bir tarihsel kalıntıydı. somut durumun somut çözümlenmesi yapılmadığı sürece: en ilkeseli, en sapmayını benimci sosyalistlikler nice seçimlerden yıkık çıkacaklardır.
uzatmadan ve açıkça söylersek, demokrasi dışında iktidar olmanın dayanakları yoktur. "otorite" ya da "iktidar" karşıtlığıyla "devlet" olunamaz ve "devlet" olunmadan da toplumda etkin olunamaz. kim ki: devleti sorun görüyor; otorite istemiyor; seçimsiz demokrasi düşlüyor demek bile çoktur. seçimsiz demokrasi istemek düpedüz o çok önemsenen "faşizm karşıtlığı" değil; açıkça "faşizm"in" kendisidir.
günün somut gerçekliği şudur: "popülizm"i suç ve eksiklik görmeden seçim kazanmanın çalışmasını benimsemek ilk adım olacaktır. seçim kazanmadan, seçimlerde çoğunluk olmadan toplumsal değişimlere öncülük edilemez ya da istenmeyen toplumsallıklara karşı direniş gücü yetersizdir.
bu birinci ve temel ilke bugünkü yaygın gelişimin ("popülizm" denen güç budalalığının yagınlığının) durdurucusu olmaya yetmeyecektir.
küreselin büyük ve güçlü demokrasilerinde ikinci büyük değişim de şunu gerektirmektedir: seçimle kazanılan güçlerin, seçim kazanma ötesinde de, toplumları uzlaştırıcı kullanımı gereklidir.
seçim kazanamayanlar seçim kazananlara küçümseyici davranırken; seçim kazananlar da seçim kazanamayanları yoksayıcı olmayı zorladıkça, seçim kazanmanın ötesinde değişimleri kalıcı kılmakta zorlanacaklardır.
avrupa'da da 1989 sonrası gelişimlerin getirileri; abd'de de yaşananların anlaşılması "popülizm" açıklamasından "faşizm" yükseliyor korkusundan öteye değerlendirilmesi gerekir. bu yapılmıyor; bunlar anlaşılmış değil.
türkiye için de somut durum değişik değildir. türkiye'yi, avrupa'yı, abd'yi, latin amerika'yı, asya'yı, afrika'yı karşılığı kalmamış "faşizm/emperyalizm" ya da "kapitalizm-sosyalizm" karşıtlıklarında aramak ve siyasette yerini belirlemek 1989 sonrasında hergün geçersizleşmektedir. devlet düşmanlığı, otorite tanımazlık, geleneksel değerleri yoksaymak siyasette istenen iktidarı getirici değildir; istenmeyen iktidarları götürücü de değildir. her seçimle hırçınlaşma, her seçimde yere vurulacak corbyn bulmak kolaydır ve kendi kendini yokedicidir, bitiricidir.
yokoluş ve bitiş süreci bir süre daha süregidecektir.
13 aralık 2019, galveston, texas.