türkiye'de "başkanlık" düzeni olmadığı açık. yenilik diye altüst edilen tbmm odaklı düzenimiz, er ya da geç, özüne dönecektir.
nasıl döneceği, nelerle, kimlerle döneceği, açıktır ki, zorlu geçecektir. dönüşümün birincil sorun olduğu açıktır. açık olmayan şudur: akıllarınca, bellenmiş doğrularla, abd'deki başkanlık düzeni olsa, iyi olur; doğrusu odur diyen sorumsuz akıllardır. neden?
hep olduğunca, bilmedikleri ve karıştırdıkları şudur: her toplumun tarihselliği belirler toplumların oluşumunu ve yönetimini. siyaset olana, somuta göre gelişir. çokluk soyutlukların çekiciliğinde yokolanları yoksayamayız ama, onlara göre olanları değerlendiremeyiz.
türkiye'de "başkanlık" benzeri oynanan işleyişe dur demek siyasetin birincil hedefi ve çabası olmalıdır. görünürde ve gerçekte, yürürlükteki, tbmm dışı ve üstü "başkanlık gibi" yürütme gücü azınlıktadır ama, 17 nisan 2017'den bu yana, 16 nisan "halkoyu sonuçlarına" dayanan işleyiş yürürlüktedir. bunu yoksayarak soyutta ne söylersek söyleyelim havanda su dövüyoruzdur. "17 nisan düzeni" ya da 16 nisan halkoyunu dayanak sayan siyasilik sonlanmalıdır.
türkiye'deki bugünkü yürütme gücü, salt bugün sorunlu değildir. yarın da sorunludur; hep sorunlu olacaktır. türkiye'ye güçlü başkan değil, güçlü tbmm düzeni gereklidir. tbmm'den gücünü alamayan siyasilik türkiye yararına değildir; tbmm'den gücünü alan yasallığın "adaleti" çoğunluğun gücüdür.
türkiye'yi, bilir bilmez, orada burada gördükleri, duydukları "düzeneklere" göre düşlemek, yönetilsin isteği, özellikle, türkiye'de yeni değildir. her sorunlu toplumsallıkta, her tıkanışta, işlemezlikte, "düzen" değişikliği öngörmekten, öngörenlerden, aklı türkiye dışında gelişmiş olanlardan türkiye çok zarar gördü.
şimdi soru şudur: nasıl olur ya da olacaktır? çok açıktır ki, geçerli ve istenmeyen, değiştirilmesi gerekli anayasaya göre olacaktırı temel almalıyız. geçerli anayasaya göre tbmm gücünü kazanabilir mi? kazanmalıdır. o zaman, bu kazanımın olabilirliğini düşünmeliyiz. tbmm içinde, yürürülükteki düzene hayır diyeceklerin çoğunluğu oluşturulmalıdır. bunun tek ve şaşmaz yolu açıktır: akp'nin tbmm'de temsil edilen gücünde, akp'nin "17 nisan düzeni"ne hayır diyeceklerin açıktan ortaya çıkması gerekir. öyle bir oluşumda gerisi hızla gelir.
tbmm içinde temsil edilen akp'de, mhp'de çözülme ve "17 nisan"a hayır diyenler çıkmazsa ne olur? o durumda akp'nin yöneticilerinin "erken seçim"i kabullenmeleri gerekir. "erken seçim" geciktikçe, akp, yeniden toparlanacağını ve "akp'nin tanımladığı" ve "akp-mhp"nin yürüttüğü düzenin kaçamayacağı seçimin yaşanması gerekecektir.
türkiye akp-mhp birlikteliğindeki "17 nisan düzeni"ni güçlerin ayrılığı diye sürdürebilir mi? somuta değil de soyutta "güçlerin ayrılığı" diye takılmışların, sonunda bu düzen, değişmese de, "güçlerin ayrılığı"na varacaktır umudu türkiye'de gerilimin sürmesinin eksilmeden sürmesini yaşatacaktır.
kısaca, "yürütme" gücünü tbmm'den alır ve tbmm'de denetlenir. bizim düzenimiz budur. "başkan"ın atadağı, istedikçe yenileyeceği atamalarla "yürütme" oyunu güçlerin ayrımı değildir. bugünkü gittiğinde, yenileri de, tbmm olmadan "yürütmeninin başı" düzeniyle sorun çzmekten çok sorunları katlayıcı yürüyecektir.
"güçlerin ayrımı fetişizmi"yle çok zaman, güç ve kaynak yitirildi.
27 eylül 2019, college station, texas.