22 Şubat 2019 Cuma

danışma/meşveret / cumaları -- 724.

türkiye'de siyasette ne danışma, ne de "meşveret" yürüyor. yürürlükte olan: tepeden aşağıya ben yaptım, sen de uyacaksındır. demokrasi bu değildir. danışarak, oylayarak kararlaştırmak kolay değildir. kurumlaşma olmayışı ya da kurumların yozlaşması danışma ve uzlaşımı yokedicidir. danışma kalkınca ortaya çıkan, bugünkü, türkiye'de yürürlükteki yönetim biçimidir.

türkiye yerelinde ya da küresel düzeyde gerileyen demokrasinin ilk göstergesi "iş yapan" güç gösterisindeki siyasilerin egemenliğidir. bu siyasiler, kendilerine göre, hedef aldıkları işleri yürütme tutkusuyla iş yapar görünmektedirler.

ne zaman ki: "iş" ya da "yapım"da birlktelik gerçeklenir, o zaman demokrasiden sözedebiliriz. günümüzde demokrasiden kalan tek kurum ve işleyiş seçimlerdir.

kendince bir "düş("hayâl") ardında bir iş yapmaya koyulanlar vardır; on[/lar]a uzak durmak gerekir. "karar" almada, egemen kişilerin çevresinde çalışma arkadaşlarının olması yanıltıcıdır. önemli olan: egemen kişiler, çevrelerindekilerin oyladığı kararlara önderlik edebiliyorlar mı olmalıdır. benzeri biçimde, egemen kişiler, kendilerini sorgulayanların varlığını sorun etmiyor olmalıdırlar. sonuçta, iş yapmak, çalışmak görevdir, görevlendirmedir. iş yapmak seçilmişliğin ayrıcalığı değil, doğallığıdır. iş yaptığından dolayı değil, işin nasıl kararlaştırıldığı ve yeri geldiğinde iş yapmada görev değişikliğidir demokrasinin varoluşu.

türkiye'de iş yapılmıyor, çalışma yapılmıyor demek yanlıştır. görülmesi gereken şu olmalıdır: yapılan işe kim/ler ve nasıl karar veriliyor?

31 mart yolunda, adayların ysk'ye sunulması olan 19 şubat da geride kaldı. adayların belirlenmesinde, kararlar nasıl oluştu? bilmiyoruz. bildiğimiz, chp'de, en açık, karşıtlaşmaya varan tartışmalı işleyen bir düzen yaşandığıdır. akp'de, mhp'de ise kararların alınmasında işleyen "meşveret"te bilebildiğimiz erdoğan-bahçeli ikilisinin, zaman zaman biraraya geldikleridir. akp içinde, mhp içinde ne tür ve kimlerin "karar"larda etkinliği olduğu bilinmiyor. demokrasilerde enaz sesin çıktığı yerler değil, ençok sesin çıktığı yerler değerlidir.

akp'de adaylar, görünürde, yerlerini benimsemişlerdir. akp'de istenmeyen kararlara(adaylara) tepkisizlik, çoğu chplide de, chp izlerlerinde de özenilen bir durumdur. bu yanlıştır. akp ve mhp başından bu yana ve bugün de "açık örgütlenme" değillerdir. kararlara katılmayanların iki türlü tepkisini biliyoruz: birincisi ve yaygın olanı sessizce uzaklaşıyorlar; ikincisi de, sessizce kıyıda durup yeniden geriye gelme beklentisinde oluyorlar.

gün gelecek, akp'de de, mhp'de de, onlar için kargaşa ve "davaya hizmet"te kusur sayılan seslerin yükselmesi yaşanacaktır. o gün gelmeden akp'nnin, mhp'nin demokrasi gücü olduğunu söyleyemeyiz. demokrasilerde seçimler orta yerde, yurttaşın gizliliğinde oylama ve toplumun açıklığında sayma işlemi belirleyicidir. enaz bunun öneminde oylanacak adayların belirlenmesidir.

öyle görünüyor ki, 31 mart yolunda, bikez daha, adayların belirlenmesinde demokrasiye uzaklık ve egemen siyasilerin belirleyiciliği yaşanmıştır. oysa, istenen ve bir gün mutlaka olması gereken, adayların süreç içinde parti içi danışmalardan/meşveretten öteye orta yerde oylanmasıdır. parti içlerinde oylama ve aday belirleme, karar alma saydamlaşmadıkça güçlü önderliklere özenle, zayıf önderlerden yakınma değişmeyecektir.

danışması güçlü ve açıkta olanların kazanması zordur ama, kazanılanlar daha kalıcıdır ve sürdürülebilirdir. danışmayı değil de önderleri güçlü sayanlar ise önderleriyle birlikte siyaset çöplüklerinde eşinip dururlar.

22 şubat 2019, college station, texas.