3 Ağustos 2018 Cuma

abd ile türkiye ilişkilerinde değişim mi, kopuş mu? / cumaları -- 695.

abd ile türkiye ilişkilerinde değişim olağandır. sıradışı olacak ise: abd ya da türkiye'nin birbirinden kopuşu olur.

abd ile türkiye ilişkileri, yalta ve potsdam öncesinden ve kahire toplantısı ile başlatılabilir. daha açıkçası, birleşmiş milletler'in kurucu üyeliği sürecinde, 1921'da kars'ta sscb ile yapılan yirmibeş yıllık dostluk antlaşmasının karşılıklı sonlandırılması sonrasıdır.

abd ilişkilerinin önderi ismet inönü'dür. abd ile ikili ilişkilerde, denetimsizlik ise menderes hükümetleriyle oluşmuştur. inönü düşmanları da, menderes karşıtları da, abd ilişkilerindeki zayıflıklarımızı inönü ve menderes'le açıklayagelmişlerdir. doğruluk payı çoktur ama, oluşan ilişkilerde, türkiye'ye öncelik vermediklerini söylemek, hem haksızlık olur; hem de yanıltıcıdır.

1960 ihtilâli sonrasında, "soğuk savaş"ta yenilenmelerle, kıbrıs konusunda abd'nin, türkiye çıkarlarında kayıtsız kalmasının uyandırdığı yeni bilinçle, 1964'ten bu yana yaşananlar, öncesinde yaşananlardan sorunlu olmuştur hep. kısacası, inönü ile başlayan ikili birlikteliklerden sonra, yine inönü, ikili ilişkileri ilk sorgulayıcısı sayılır. 1964'ten bu yana türkiye, abd'yle ilişkilerinden kopmadan ama, hep sorunlu yaşamıştır.

2013'ten bu yana ise, ilk kez, ikili ilişkilerde, "kopuş" da açıkça konuşulur ve düşünülür olmuştur.

abd'yle kopuşu türkiye istemez; abd'nin de, türkiye'den kopmaya varacak zorlamalarında duracağı duraklar olacaktır. bugünden söylenebilecek: kopuş zorunludur da, kaçınılmazdır demek için yeterli veri ve gelişme yoktur. bugünden söylenebilecek şudur: kopuş olabilir ama, olmaması için de, türkiye'nin çıkarlarında dirençten ödün verilmemelidir.

abd, 1989'dan başlayarak, sscb ile karşıtlaşma olarak yaşanmış "soğuk savaş" evresinin bir daha olmamasına göre davranmaktadır. abd, sscb sonrasındaki rusya federasyonu'nun çevresindeki ülkelerde, ortadoğu'da ve heryerde, sscb'yle olmuş tüm ülkeleri, abd çıkarlarına doğrudan hizmet eden ülkeler durumunda "hizâya" getirmekten uzak durmadı. türkiye, sscb etkisende uzun süre olmuş ırak ve suriye ile sınırdaş ülke olarak, abd çıkarlarıyla çatışmayı, 1990'la birlikte yaşar oldu.

bugün gelinen noktayı, akp ile, erdoğan ile açıklamak yanlıştır. akp ile erdoğan ile yaşanan tarih de değişkendir. 2002'deki bush yönetimi abd'si ile başlayan süreçte, abd, türkiye'nin abd'nin yanında eşdeğerde değil, açıkça, abd komutasında, önde, abd adına savaşır konumda beklentisi olmuştur. abd, beklentisinde yanılmıştır ve akp de, abd'nin beklentisini gerçekleyecek siyasi güç olmamıştır.

2002'yle başlayan süreçte, günümüzde de, akp'yi, 2002 konumunda ve abd'nin beklentilerinin önünü açıcı, abd çıkarlarıyla uyumlu abd uzantısı saymak, akp karşıtlarının değişmez konumudur. bush yönetiminin, türkiye desteği olmadan ırak'ta beklediğine varamayışına karşıt olarak gelişen obama yönetimindeki abd ise, akp siyasiliğindeki türkiye'yi, bush'un başaramadığını başaracak varsayımıyla ortaya çıkan obama'nın, korkak ve çekingen siyasetleriyle yanında bulamamıştır.

açıkçası, obama, erdoğan önderliğindeki akp ve türkiye'yi yanlış değerlendirip, yanılttıkça, akp yönetimindeki türkiye, yaşadığı zararlara katlanamaz konuma gelmiştir. 2013'te, gezi öncesi obama'yla yaşanan beyaz saray ağırlamasında, abd türkiye ilişkilerinde, abd'nin türkiye'yi kendi çıkarlarının askeri olarak kullanamayacağını anlamıştır diye düşünmeliyiz. 2013 derken, gezi öncesi diyeceğimiz olgu ve bugüne varan gelişmelerde yaşananlar, abd ile türkiye ilişkilerinde yenidir ve benzeri yaşanmamıştır.

abd, açıkça ve kesin olarak, erdoğan, akp ve de türkiye gerçeğini değiştirememenin tıkanıklığındadır. türkiye için ise, abd olmadan yaşama zorunluluğu geç de olsa anlaşılır olmaktadır. nasıl ki, başlangıçtaki, inönü ile bayar-menderes ikililerini suçlamak boşunaysa; günümüzde de, erdoğan ve akp'yi tek sorumlu ve suçlu saymak yanıltıcı olur.

sonuçta, türkiye ile abd ilişkilerinde değişim zorunludur ama, abd'den kopuş kaçınılmaz değildir. türkiye açısından, türkiye'nin ırak ve suriye'deki beklentileri değişmez. abd açısından, hâlâ, erdoğansız, akpsiz bir türkiye ile abd çıkarlarını sürdürme beklentisi düşünülüyor olsa da, yanıldıkları ve erdoğan'dan beklentilerinin olmayışı benzeri onsuz türkiye'nin konumunun da değişmeyeceği açıktır.

abd, değiştiremeyeceği türkiye ile yaşamaktan kopar mı? abd'yi değiştiremeyen türkiye, abd'siz yaşamayı seçer mi?

3 ağustos 2018, new york, new york.