29 Eylül 2017 Cuma

türk mü, türkiye mi derken,"kürdistan halkları"na gelindi / cumaları -- 651.

"kürdistan" oldu diye sevinenler ve ürkenler birarada yaşıyor bugün. yarın ne olur?

önce, başlangıcı 1 mart tezkeresi olarak görenler var. öncesi "çekiç güç" diyenler de var. sevres'i olmuş sayanlarla, olmazlananlar karşıtlığı cumhuriyet'in tarihidir. 1856 paris, 1878 berlin ve 1919 paris diye birbirini izlemeler, günümüzde, "akademik" tartışmalardır.

25 eylül'de ırak'ın kuzey'indeki oylama ne getirir? çokları için, ne götürür diye de soru yoktur; götürmüştür teslimiyetiyle kızgınlık egemendir.

barzani güç gösterisi yapmaya neden gerek duydu ile ardında kim/ler var sorusunun güncelliğini başlangıç almalıyız.

tarihte, nice bağımsızlık duyuruları ve zaferler var. 19. ve 20. yüzyıl'ın tarihinde bunların örnekleri çoktur. günümüzün gerçelliğinde, kendi başına, bağımsızlaşma zordur. o zaman soru şudur: abd ve israil desteği bağımsızlık yolunda yeterli güç müdür?

abd'nin yeraltından, israil'in açıkça benimser göründüğü oylamanın, israil'in ve abd'nin gücünden çok, güçsüzlüğünün göstergesi olarak almalıyız. ırak'ın kuzeyinde oluşabilecek devletin oluşumu da, yaşaması da sorunludur. ırak'ın kuzeyindeki oldubitti yönetimin, bağdat'ın, 1990'lardan bu yana süren güçsüzlüğünden ortaya çıktığı yaşanan gerçeklik. akp'nin, bu gerçekliği sorgulamamanın ötesinde yararcı yaklaşımının da, bugün oluşan oylamayı önleyici olmadığını yaşadık.

abd güçsüz; israil güçsüz, iran yalıtılmış, suriye paramparça olmuş durumda yaşanan oylama günlerinde türkiye'de akp de güçsüzleşme eğrisindedir. barzani'nin uygulattığı oylamanın geçerliliğini açıktan kabullenen "birleşmiş milletler" örgütlülüğü de yok. o zaman, nasıl oluyor da oylama yapılıyor? oylama sonuçlarına tepkideki güç oylamayı destekleyen güçlerden neden korkuyor?

tarihte, ortadoğu'da yaşanmış ve süregitmekte olan yetmiş yıllık israil oldubittisiyle ırak'ın kuzeyi bir ve benzer midir? benzerliğinden çok benzemezliklerini görmeden tepki gösterilerinin önyargılarından ötesini görmeliyiz. 14 mayıs 1948'te israil olmazlanmıştı. o günün savaştan yorgun ülkeleri, küçücük israil'i durdurmada yetersiz kaldılar. o gün bugündür yerleşikliğini genişleten israil'in barışı bulmadığını biliyoruz. israil, bölgenin ve küresel güçler dengesinin zayıflıklarından yararlanmakta bugünü savaş içinde yaşadılar. ırak'ın kuzeyinin de benzeri askeri ve diplomatik başarıyı benzer biçimde göstereceğinin güvenceleri var mıdır?

oylama öncesindeki ortadoğu karmaşasını ve zayıflıkları yinelemenin getirisi geride kalmıştır. oylamayla ortaya çıkan gerçekliği temel almamız gerekir. nedir olan değil de ortaya çıkan gerçeklik?

yüzyıla yakın zamandır, ilk kez bağdat, tahran ve ankara birlikte davranma noktasındadır. yarına ilişkin dünkü davranışlar değil bugün oluşan bağdat, tahran ve ankara birlikteliği belirleyici olacaktır.  erbil'deki barzani yönetimi çevresinde oluşan bu yeni ve ilk kez oluşan birlikteliği yaracak, geriletecek güçte midir?

bağdat, nasıl olur da, erbil'deki özerkliğin de imza attığı anayasasını yoksayar? bağdat'ın ırak'ın kuzeyindeki petrol gelirlerinin yüzde seksenüçünü almadan yaşama gücü olabilir mi? bağdat'ın öncülüğündeki üçlü birliktelikten bağdat'ın yan çizmeyeceğini düşünmeliyiz. ya tahran? bağdat'a tarihte en yakın olduğu günümüzde, erbil uğruna bağdat'la ilişkisini neden bozsun?

geriye ankara kalıyor. türkiye, tarihsel olarak, son yüzyıldır, zaman zaman, birlikte olabildiği iran'la yeniden, karşılıklı saygıya ve güvene dayanan birliktelik olasılığını tepmesi yanlış olur. benzeri biçimde, son yüzyıldır, uzunca süre kopuk ve ürkek yürümüş bağdat'la türkiye ilişkisini koparmak da yanlış olacaktır. abd ve israil üçlü birlikteliği isteyen güçtür demek kolay değildir. ayrıca, olası birliktelik ve süreklileşmesini abd-israil birlikteliği nasıl bozar?

rusya ve çin, doğal olarak, üçlü birliktelikten zarar gören olmaz. rusya'nın, üçlü birliktelikle birlikte yaşamaktan zararı olmaz. üçlü birlikteliği kurmanın bir sonrası da açıktır: şam'ı dördüncü bileşen olarak kazanmak gerekir.

ortadoğu karmaşası, ilk kez, yarına dönük değişim görünümü öncesindedir. soğuk savaş'ın ikili karşıtlığı, ya da, 1989 sonrasının, neredeyse, mezhepler karşıtlığına dönüşme olasılığı gerileyebilir. ortadoğu'da yüzyıldır olmayan ulusal devletler birlikteliği oluşabilir. ulusal devletler karşıtlaşma ve savaş için değil barış için güvencedir düşüncesi, çoktandır geride kalmıştı; yeniden güç kazanabilir. iran ve türkiye ulusal davranmada ırak ve suriye'den güçlüdür. ırak ve suriye, yaşadıkları içsavaşlarla, dışarıdan karışmayla karıştırmalara direnmekteki zayıflıklarını nasıl sonlandırabilirler?

üçlü ve sonunda dörtlü birliktelik, abd ve israil'in enson düşündüğüdür ve beklenmeyendir. olabilir mi değil, olmalıdır da yoğunlaşılmalıdır. bağdat'ın, tahran'ın, ankara'nın ve sonrasında şam'ın olmazlanacağı, erbil'de oluşanın geleceğinden korkmanın günü değildir.

kürdistan düşünün gerçeklenmesinde, kürt ulusu değil de, kürdistan halklarından söylenmek istenenin ne olduğu, önyargıyla ve tarihsel olarak, iran'daki, türkiye'deki ve suriye'deki kürt varlıkları olarak düşünmek önemli bir gerçekliktir. barzani'nin ve leyla zana'nın, kürdistan halkları derken, daha çok, yaşamak zorunda kaldıkları/kalacakları, kürt nüfusu dışındaki erbil egemenliğindeki azınlıklar sorunu olduğunu da yoksayamayız. barzani'nin özerkliğinin geleceği ışıltısızdır. oylamanın bir zayıflığı da: erbil'in, kerkük ve musul yönünde yayılmacı beklentileridir. zor kullanmadan, erbil'in musul ve kerkük'te egemenlik özlemleri olanaksızdır.

gelecek konusunda tahran'da ya da ankara'da bugünkü siyasi iktidarların dışındaki siyasi oluşumlarda, üçlü ve sonrasındaki dörtlü birliktelik olmazsa ne olur? o durumu dünde yaşadık. bugün oluşanın gelişiminde o günleri unutamayız ama, yarına güvenle, umutla yaklaşmalıyız.

29 eylül 2017, college station, texas.