atatürk'ün nice öngörüleri, nice amaçladıkları gibi, "yurtta barış, dünyada barış" da, zaman içinde, yanlış anlamalarla, yanlış yönlendirmelerle tartışmalardan uzak kalmamıştır.
atatürk'ün, yurt-dünya ilişkisini savaşla değil, "barış"la öngörmesi önemlidir. ahmet davutoğlu'nun, temel ve uslanmaz yanılgısı, salt davutoğlu'na özgü değildir. davutoğlu, o kendince önemli yazımında, atatürk'ün ve izlerlerinin "barış"ı öngörmesini küçümsemiştir. küçümsemeden öteye, yanıltıcı biçimde, "edilginlikle (davutoğlu ve benzerleri "pasifistlik" olarak söylerler)" nitelemesinin ötesinde, türkiye'nin yaşama ilkesi olmasının değiştirilmesini, eleştiriden öteye suçlamaya dönüştürmüştür.
hep biliyoruz ki, osmanlı padişahlığının çürümüşlüğünün geldiği noktada, padişahlığın zayıflığından yeniden osmanlıcılıkla osmanlı imparatorluğu kurtarılamamıştı. savaşla kazanmanın çağı sonlanmıştı. atatürk'ün öngördüğü gerçeklik buydu. atatürk, ülke saldırıdaysa, edilginlik edilmesini öngörmedi. atatürk, çevremizde, saldırıya uğrayanlara, türkiye'ye sığınmacılara gidin kendi ülkenizde savaşın, sınırlarımız ülkesinden kaçanlara kapalıdır, biz barışçılarız demeyi de amaçlamadı.
atatürk'ün öngördüğü açıktır: içeride barışımızı sürdürebilmekte, çevremizde saldırganlarla birliktelikten fırsatlar umacaklara karşı önleyici olmak istemişti. kısacası, barış, içeride dışarıda, türkiye'nin temel siyaseti olmalıdır demenin yalın ve güzel deyişidir: yurta barış, dünyada barış.
atatürk'ün milliyetçiliği tartışılmaz. 1919'da kurtuluş için samsun'a yola çıktığından, hatay'ın türkiye cumhuriyeti'nin kalıcı parçası olmasına değin, atatürk'ün eylemlerinin yolgösteren temel ilkesi milliyetçiliktir. ulus ve ulusçuluk da atürk'ün sözlüğümüze kattığıdır. ulus ve ulusçuluk milliyetçiliğin çağdaş söylemidir.
1989 sonrasında hızlanan tarihte, sonunda, türkiye'nin içte dışta barışını zorlayan gelişmede yeni bir dönemeçteyiz: 25 eylül'de, tarihte olmayan kürdistan bağımsızlığı oylaması nasıl gerçeklenir, sonuçlarının geçerliliği ne oluru kestirmek kolay değildir.
2 ağustos 1990'dan bu yana, önce ırak'ta ve sonrasında suriye'de, sovyetler'in kalıntısı saddam ve esat ailelerinin yönetimlerini sonlandırmadan öteye yeniden biçimlendirmenin, onca kan, kıyımdan sonra bağdat da, şam da, tahran da, ankara da abd'yle, abd karşıtı olmaktan zarar gördüler. özellikle abd'yle olup, ortadoğu'nun yeniden biçimlendirilmesinden, fırsatçı yarar umanların zarar görmediğini söyleyemeyiz. abd'yle ortadaoğu'da kazanılamayacağını yine göreceğiz.
abd/ab'nin kazanmamasının koşulları açıktır: bağdat, tahran, şam ve ankara'nın birlikte davranması ve ortadoğu'nun yabanları abd/ab, rusya ve olası çin beklentilerine ortak direnilmesidir. atatürk'ün tarihsel öngörüsü atatürk'ün o soyut ve anlamlı sözlerinde açıktır. türkiye'nin, tahran'ı kimin yöneteceğine, bağdat'ta nasıl bir yönetim olması gerektiğine, şam'da kimin kimle değiştirileceğine kendi başına katkısı olamaz. türkiye'nin katkısı ve yeri açıktır: bağdat, tahran ve şam'la birlikte davranmanın barış için önkoşul olduğudur.
türkiye'nin bildiği ve söyleyeceği şudur: 1923'ten bu yana yeraltından söylenegelen, halep'i, musul'u verdiler ve bizim olacaktır sonlanmalıdır. 1917'den bu yana, türkiye'nin sınırları ve ulusal bileşimi açıktır; zorla erime değil, birlikte kaynaşma temeldir. türkiye için, ırak ve suriye bileşimlerinde zorla değiştirme ve bu değişimlerden yarar ummak yanıltıcıdır; ayrıca, ırak ile suriye'deki içsavaşları ve dıştan saldırıları sonlandırıcı olmamıştır. türkiye, ırak ve suriye'de türkmenlerin savunuculuğundan ötesinde, ırak ve suriye varlıklarının sürdürülmesinden yana olduğunu sürdürmelidir.
israil, kürdistan oylamasını desteklemekle, hep olduğunca, ortadoğu'da yalıtılmışlıktan kurtulamamayı seçmiştir. israil'in seçmelerinin, ortadoğu'da, değiştirici ve belirleyici olmadığını biliyoruz. çağımızda, wilson ve lenin'inden kalan, yüzyıl önceki, "kendi kaderlerini tayin hakki"nın geçersiz olduğunun yaşanacağı günlerin içindeyiz. "tayin hakkı" yüzyıldır savaşı durdurmadı ve barışı zorlaştırdı. günümüzün barışçıl çözümü: "tayin hakkının" sonlanmasıdır. azınlıkların, özgürce birlikte yaşamalarının güvencelerinin geçerli olacağı günlerin öncülü budur.
bellenmiş doğrulardan öteye sözü olmayanların, barış diyerek söyledikleri, savaşın süregitmesinin dayanağıdır; olmayacak barışı istemekle savaştan yana odluklarını anlamaları kolay olmayacaktır. ortadoğu'da çatışmalar sonlandığında, devletçik özlemlerinin devlete dönüşmediğini yaşayacağız.
22 eylül 2017, college station, texas.