türkiye eskimişti; "o" geldi ve türkiye yenilendi. akp hepten yorgun ve bir "o" yorgun değil. o yorulmuyor; türkiye, ilk günden, hem karşı durmaktan, hem de, karşı duramamaktan yorgun.
akp'nin yorgunluğu tanısını koyan da o, iyileştirecek de o, yaşatacak da o. nereden biliyoruz? o söylemişse doğrudur. ayrıca, 1071'den bu yana, uzunca süreyi atlayarak, 1923^ten bu yana olanları bir o biliyor ya da onun istediği gibi bilmemizi istiyor. yanıldığını bizler biliyoruz; bilmediklerini de biliyoruz. ya akpliler? temel ve değişmez soru odur: akpeliler ne zaman bilecek? akp değişecekse, değişiyorsa, ondan da, o sorumlu olacak ve herşeyden önemlisi o tek yetkili olacak.
akp'nin değişimi yeni değildir ve olağanıdır. 2002 kurucularının akp oluşumunu gerçekleyenlerden kalanlar değil de kalanı biliyoruz. bir bir gidenleri de bilmeyen yok. o zaman: neden, hâlâ ve durmadan akp'de değişim istiyor? "durmak yok" denildiği anda duranların, duracakların olasılığı biliniyordu. durmayanlar, yolun başlangıcından yürüyüşte olanları yürütmede, bir noktada tıkandılar. partiden ayrılanların bişey etmediği bilinendir. önce parti içinde çıkış gerekir. bırakıp gidenlerin başardığı görülmedi. durup da diklenenlerin başardıklarının örnekleri var.
songünlerde yine onunla görünen ahmet davutoğlu ya da çokça geride kalan binali yıldırım örnekleri yorgun akp görüntüleri olmuyor mu? ismail kahraman, akp'ye son anda katılıp en yakında görünmesinin akp içinde sorgulanmayacağını kim söyleyebilir?
partilerde değişimler hep olagelmiştir. ötekileri, tarihi, kıyıda bırakıp, akp'nin oluşumuna bakalım. önce refah'ta yaşadılar; fazilet'te sorgulamadılar ve saadet'te, yapamıyorsanız, bırakın bize demediler mi? bir biçimde suda balıktılar ve dışarıyı zorladılar. söyledikleri: saadet bizim olsun idi ve onların bir bildiği vardı. akp, 2001'den bu yana, kendi başınadır ve içinde dışında olası sorgulayanlar içeriye çekildi; içeridekiler, örgütlülüğe varmadan kendilerini dışarıda buldular. enson da, mhp'nin dağılmasında akp'nin içine çekme süregidecektir.
akp'nin yenilenmesini akp karşıtları hep söylüyorlar ve türkiye, o değişikliğe katılmadı. akp'nin içinde bişeylerin geliştiğini açıkça göremiyoruz. o zaman nedendir yorgunluk tanısı? içeride olanlardan, olası sorgulayıcıları, güç olmadan dışarıda bırakmaya zorlamak. hedefleyenler de: "gençler" dedikleri akp'den ötesini bilmeyenleri öne çıkarıp, sorgulayacaklardan arındırmak. burası açık. açık olmayan şudur: "yorgunluk" tanısı ve yenileştirmesi, öngürüldüğü/tasarlandığı gibi gelişebilir mi?
şunu öngörmek zor değildir: başkaldıranı yoketmek isterler. ya geç kaldılarsa? başkaldıran, akp'yi sarsar. akp'de sarsıntı olmaz diyenler çoktur. genellikle, üye değil de "teba" olanların yığınağı olan akp ve yukarıdan aşağıya işlemiş akp'de, başkaldırı kolay olmaz ama, olmayacaktır, olmaz diyenlerin dayanakları ne denli sağlamdır? insan davranışlarının siyasiliğinde geride kalanlarla, yukarıya çıkması bastırılanların neler yapabileceği bilinendir.
akp'nin "demokratik" bir örgütlenme olmadığı bilinmeyen değildir. akp için demokrasi, onlar seçildiğinden, onlar seçildikçe ve onlar için vardır. akp, açık parti değildir. akp karşıtlarının ya da demokrasiyi "rehber" edinmişlerin anlamakta zorlandıkları şudur: onların seçilmesi zorlandığında ve seçilmediklerinde ne yapabileceklerini bilmiyoruz. bu bilinmeyenden korkanlar çoktur.
2013'ten bu yana yaşananlardan bildiklerimiz de açıktır: "cemaat" dedikleri destekçilerinle uzlaşmaz karşıtlığa vardırdılar birlikteliklerini. "libereal" diye anılan, akp yaşam ve düşünmesine "hoşgörülü" yaklaşanları, tartışmasız yoksaydıklarını biliyoruz. 28 şubat'ta içinden çıktıklarının uzlaşır gibi saydıkları zayıflıklarına karşı yükselttikleri sesle kazandıklarını sandıkları güçleriyle cumhuriyet'in kurumlarını, onca saldırı ve yıkımdan sonra, yeniden onlarla birliktelikler kurabildiklerini biliyoruz.
hep uzak durdukları ve "yararcılık" gereği birlikte oldukları mhp ileri gelenleriyle de, sonunda, azalmamak için birliktelik kurabildiklerini yaşadık. değişim dedikleri budur: dün cumhuriyetçi ve cumhuriyet kurumlarına saldırdıklarında yandaş buldukları destekçilerinden uzaklaşıp; olanlar hiç yaşanmamış ya da sorgulaması olmayacakmış gibi, başlangıçtaki karşıtlarıyla birlikte olabildiler. gelenler hep gitti ama onlar hep kaldı. gelenler yetmeyinceye gidenler birliktelik geliştirinceye bu değişim sürecektir.
uzun yaşamanın "yorgunluk" tanısıyla geçiştirilmeyeceğini akp de yaşayacaktır. akp'nin ve türkiye'nin hazırlıksız yakalanacağı "başkanlık" devresinde, onsuz ya da sarsıntı geçirmiş akp oluşumunda ne olacağı bilinmeyendir. "yorgunluk" tanısına karşı şimdilik düşünebildiklerimiz bunlardır. gelenler değil de gidenler suskun kalır mı? hep öyle oldu; suskunluk için yeterli dayanak olamaz. olduktan sonra da, biliyorduk diye ortalığı kaplayanlar çok olur.
akp içinde değişim arayışlarındayken türkiye içinde daralırken dışarıda atılım yapar mı? arakan'da öncü görünmenin siyasi getirisi içeride ve dışarıda yoktur. insanî olarak arakan'da kıyılan müslüman nüfusa sahiplenmek önemlidir. ırak'ta, suriye'de türkmenlere sahiplenmiş türkiye'nin bosna'da müslümanlarla olabilmiş türkiye'nin, arakan için de yanı açıktır. ne yazık ki, türkiye içinden de, türkiye dışından da türkiye'nin arakan'daki kıyıma sahip çıkmasının siyasi getirisi yoktur.
suriye'de, abd'nin ve rusya'nın ışid sonrası tasarımlarını türkiye bozabilir mi? türkiye, akp'nin içeride böldüğü parçalanmış türkiye gerçekliği olmasa tartışmasız abd-rusya tasarımlarını altüst eder. türkiye'den desteği tam olmayan akp'nin suriye ve ırak'ta dengeleri bozması gerekir ama, bozabileceği kuşkuludur.
1 eylül 2017, college station, texas.