25 Ağustos 2017 Cuma

iktidar aracı olarak bîat ile takiye / cumaları -- 646.

akp "devrim partisi" değildir. akp ile devrim olduğunu sananlar, bir ara, çoktular. türkçemizin güzel deyişlerlerindendir: "eski tas, eski hamam." tellâklar değiştikçe, hamamın, tasın değiştiğini sananlar olur. arada, tasların değiştiği de olur ama, hamam enaz değişenidir. değişimde, sırasıyla çokça rastlananı tellâkların değişimidir diye almalıyız özdeyişi. bu arada, hamamı, tası, tellâğı bilmeyen nesillere, bu deyişler, ne demeye gelir kestirmek kolay değildir. bir de, "nalıncı keseri" vardır deyişlerimizde. nalını görmemiş, nalıncı kimdir, nasıl işler bilmeyen için de, silikçe bir anlamı var mıdır günümüzde? kimbilir; bilinmez. her olanı kendine yarayacak yorumla dillendirenlerin gülünçlü durumuna denk gelir nalıncı deyişi. tellâk, tas, hamam üçlüsünde de, birinin değişimi, ötekilerin değişimini getirmeyebilir diye alabiliriz eski tas, eski hamamı.

en çekici söylemdir "yeni" ve "değişim" çağrışımları. her yeni, her değişim istenilen midir de ayrıdır. şimdi de, değişen akp'nin yeniden değişimi isteniyor. türkiye yeni olmuşsa, akp nasıl eskide kalır? oysa, türkiye, enaz değişendir. kimileri, kısa süreli, kimileri uzunca sürede de olsa gelir giderler. hamam ve tas yerinde kalır çokluk ve tellâk değişti diye hamamdan uzak durmayız. tellâksız hamam olmayacağını biliriz.

akp'nin, görünürde, siyasette iki büyük özelliği var: 1. kendi içinden sorgulayacak gücü önleyebilecek güçte oluşu; 2. çekirdek örgütte arındırma yaparken "ittifakları"nı yenilemesi. örneğin, türkiye'nin geleneksel "muhalif/mağdur" islâm örgütlenmeleriyle söylemlerinin, neredeyse, tamamıyla başlattığı siyasi yaşamında, yeri geldiğinde, istemeyerek de olsa, islâmla ilişkili destekçilerinden uzaklaşmaktan uzak duramadı akp. o akp, yine, benzeri biçimde, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana cumhuriyetle çelişen, çatışan toplumsallığın önderliğini yaparken, cumhuriyet tarihindeki, cumhuriyetçilerle karşıtlığını, 2007'ye değin gizlemekten yararlanacağını umanların beklentisi gerçeklenmedi. 2007'de yanılanlar yanıltamadı. tellâklar değişti; tellâkların başı değişmez kaldı.

akp'de değişenlerle değişmeyeni anlamakta zorlanmadık hiç. nasılını bilmesek de; nedenini, hep anladık sandık. akp, demokrasi içinde oluşuyla, demokrasiyi araç olarak kullanışı da, 2002'den bu yana hep bilinedir. bilmeyenler de, yol üstünde, yolboyunda kerban düzülürken öğrendi. daha da öğrenecekler olacaktır. akp'nin işleyişinde iki önemli araç çok etkilidir: bîat ve takiye. demokrasi işleyişlerinde, ulusal devlet örgütlenmesinde demokrasi egemense aşılması gereken insan davranışı olarak bîat ve takiye çok dirençli yaşandı. yurttaşlar için, özgür bireyler için yaaların önünde eşitlik önceliklidir. geleneksel topluluk kalıntılarında, ümmetin parçası olmak birine bağlanmakla ve zoru görünce inancını gizlemek belirleyici oluyor.

"sen kimsin" ya da "baş muhtar"ınız söylemini tartışma konusu yapamayanlarla birarada olmak eşleşmiyor; kargaşa ve kördöğüş süregidiyor. muhtarların başına "takiye" hak sayılıyor ve muhtar bîat bekliyor. sorgulamayı bırakalım, soru dolu olmak da ümmeti belirlemiyor. "ümmet fertleri"nden ulusun bireylerinin davranışını beklemek geçerli olmuyor.

akp cemaatlar/tarikatlar birlikteliği olarak, demokrasinin çoğunluk ölçüsünde birinci olduğu sürece türkiye'de demokrasinin ilerlemesini özlemek, yokülkeyi düşlemeye denk geliyor. evet, önce düşümüz olmalı da; özlediğimizin düş olduğunu da unutmamalıyız. bir biçimde, türkiye cumhuriyeti'nin özgür bireyleri, ulusun temel bileşenleri olacaktır. yüzyıldır ümmetten ulusa evrilmede, demokrasi ve laiklikle yürümeden yılınmadığı açıktır. alacağımız yolun düz olmadığı da yaşanan gerçekliktir.

bîatı ve takiyeyi akp'yle başlatmak ya da 1940larla başlatmak yanıltıcıdır. 23 nisan 1920'den bu yana bîat ve takiye yaşanan gerçeklikti. tbmm kurulduğu günden mecliste tek "grup" yoktu. büyük zaferden sonra, mudanya ve lozan'la cumhuriyet'e varıldığında, 1924 anayasası ve anında yaşanan "takriri sükûn" çizgisinde, özgür bireyleşme, gerileyen değil çoğalan geleneğimiz oldu. "bîat/takiye" kültüründen kopamayanların, her kazanımlarında, 1920'ye dönüşü ya da 1920'yle başlayanı yenileyeceklerini sanmaları boşuna değildir. türkiye, zorlu yüzyılında, "bîat" ile "takiye"ye kazanımlarında, zaman zaman, yavaşlamış görünse de, gerilemeden ilerlemesini sürdürdü.

demokrasiyle çoğalan değildir "bîat" ile "takiye" anlayışı; demokrasi ile özgürce birlikte davranma siyasetini bulmalarıdır. demokrasinin, çoğunluğun yararına işlemesi düzeyinde, çoğunluğun zülüm işleyişine dönmemesi de zorunludur. demokrasi ve cumhuriyet özerk değil özgür yurttaşların yönetim biçimidir. özerkler(muhtarlar) özgür yurttaşları yokedemez.

25 ağustos 2017, college station, texas.