ulus karmaşık bileşimdir. ulusallığı belirleyen kültürün bileşenleri açıktır: dil, tarih ve ortak yaşamdır. ulusun devlet olarak örgütlenmişliği, ulusun kalıcılığının ve sürekliliğinin güvencesidir ve tek koşuludur. devletin ulusu düşüncesiyle ulusun devleti bir ve benzer değildir.
devletlerin, ulusların örgütlenmişliğinden öteye varoluşu da vardır. devlet örgütlülüğü insanlığın en ileri yaşama başarısıdır. özellikle 1960'larla, bilir bilmez, "ulus"a karşıtlıkla olur olmaz, devletçik özleminde ulusallıklar başkaldırısı yaşanıyor. ortak yaşamda üretim gücü ve üreticilik olmayınca, güçlü devletlerin aracı olan ulus ve devlet özlemciliği yaşanıyor. ulusları arındırmayla arı ulusun devleti tepkisi de yaşanan gerçeklik oluyor.
ulusların bileşiminde arılık ya da arılaştırma zorlamasına tepkileri aşmak kolay olmuyor. ulusu, devleti ve ulus devleti yaşanan zorlukların tek ve belirleyici sorunu görme de yaşananların doğal sonucu oluyor. birileri, yaşadığı toplumdaki eksikliklerin değişmezliğini, devletin ulus temelinde görüyor ve devletin temellerine saldırmada gönüllü askerlik yapıyor. sonuç da, yaşananlar oluyor. yanlış varsayımlar ve yıkılmaz temeller kargaşasında, devletin zayıflamadığından öteye güçlü belirleyiciliği yaşanıyor.
toplumsal çelişkilerin özünü devlet soyutlamasıyla ulus somutluğunda bulduğunu sananlar, boşuna yaşamlarla, yitip gidiyorlar.
türkiye'de utanç verici 15 temmuz kalkışması, gün geçtikçe yeniden kurgulanır oluyor. devlete sızmak kavramı ya da ulusu yanıltma diye bir olgunun olabilirliğinde kuşkusuzluk değişmiyor. cemaat denilen örgütlülüklerin gizliliği ve yeraltından yönlendirilmesinin, uluslar için, içeriden/dışarıdan zayıflatma saldırısı olduğunu 15 temmuz utancıyla öğrendiğini sananlar çok.
devleti, ulusun değil de, kendi yeraltı/gizli örgütlülüğünün denetiminde, yönetim aracı görmenin ortaya çıkardıkları, 2002'den bu yana akp iktidarı olarak yaşanıyor. yürütme gücü, yasama gücü yetmediğinden, yargıda da egemenleşip devleti kendi gizli amaçlarının belirleyiciliğine dönüştürme düşleri, eylemlilikte epeyi yol aldı.
devlet, ulusun katmanlarının, bileşimlerinin, üretim gücündeki yerlerinin yönetim aracından, toplumun "cemaat/siyasi parti" yönetimleri olarak belirlendikçe devlet yıpranıyor; ulusallık çürüyor. bunun, bu yönde sürmesi durdurulabilir mi? durdurulabilir olmaktan çok durdurulmalıdır düşüncesinde olanların parçalanmışlıkları birlik oluşturabilir mi? türkiye'nin yakın geleceğini ve ulusun güçlülüğünü ve devletin sürekliliğinin belirleyicisi o birlik olacaktır.
akp örgütlülüğü, kendi dışındaki ya da kendine yararı olmayan ulusun içinden tüm birliktelikleri yokedici ve bitirici olmakta dur durak bilmeden yürüyor. türkiye'de yaşanan ve yaşanmış rezilliklerin üstesinden gelmekte, akp belirleyici oldukça, yeni karşıtlar, yeni düşmanlar yaratmak süregidecektir.
türkiye'deki gerilimlerin ve zorlukların üstesinden gelinmesinin, soyut devlet, ulusu kavramlarından ve olgularından değil de, ulusun ve devletin, devlet katında yönetme gücünü bulmuş akp çoğunluğunda görmenin günü gelir mi? o günün öncülerinin, devlet ve ulus diye soyutluklarla tartışması ve düşmanlığı olmayacaklardan oluşacağını bilmek zorundayız. bu temel gerçek anlaşılıncaya, nice akıllar, nice insanlar, aşılamayacak ulus ve devlet duvarlarında yokolacaklar görünüyor.
kısacası, devlet, ulusun egemenliğini almış çoğunlukların içinde yaşayan gizli/yeraltı örgütlenmelerinin denetiminde olduğu gerçeğini zorlamaktan uzaktadır günümüz türkiye'si. ulusu devlet aracıyla arındırma ya da ulusu yönlendirme bir yerde sonlanacaktır. 2002'yle ortaya çıkan türkiye siyasiliği, ulusun devletini, devlet içinden örgütlenmeyle ulusu yönlendirme olarak sürüyor.
4 ağustos 2017, college station, texas.