2 Haziran 2017 Cuma

yalta'nın sonrası malta'ydı; malta'nın sonrasında neredeyiz? / cumaları -- 634.

abd başkanı trump, ortadoğu gezintilerinden sonra, avrupa'da, brüksel ve roma'da konakladı. bu tür çoklu gezilerde, durakların çokluğundan önce, hangi durağın önemlisi olduğunu yakalamak zorcadır. duraklardan sonra ilk eylemlilik, mısır'ın libya'ya hava saldırısıdır. bu saldırıyı, abd'nin komutasında abd'yle birlikte olma gösterisi almaktan önce, biraz durmak gerekir. olabilir; abd'nin istediği: abd'yle karşıtlaşmayan, abd'nin doğrudan yapamadığını, abd'yi güçlendirici yönde, özverili güç gösterisidir. sisi'nin abd ile birlikteliği ilk günden tartışmasızdır. mısır, abd'yle bağını güçlendirici bir arayışa mı gerek duydu; yoksa, abd'den bağımsızlaşma yönünde ileri bir arayışı mı zorluyor?

iran'dan da en üst düzeyde, ali hamaney'den, trump'a tepki gecikmedi. trump'ın riyad gezisini, suudiler'e, iran'a yürürlerse, ardlarında abd olacaktır güvencesi olarak almak yerinde olur. trump'tan öncesinde de öyle değil miydi? öyleydi ama, önceki başkan obama ile, suudiler'le karşıtlaşmadan iran'ı yalıtılmışlıktan yakınlaştırma arayışları da yükseldi. abd, hem suudiler'le, hem de iran'la olabilmeyi yeğler. hem iran, hem suudiler israil'e uzaktır.

mısır, israil'e, uzun süredir uzak değildir. mübarak uzaklaştırılırken de alınan/verilen güvence, mısır israil ilişkilerinde değişiklik olmayacağı/olmaması idi. sisi'nin gelişi de benzeri güvence üzerine kuruluydu. trump'ın suudiler'e sunduğu ya da beklediği de: israil'le yaklaşımı koruyarak, iran'la karşıtlaşmada, suudiler'i önde görmek isteğinin baskısıdır. trump'ın suudiler'e sunduğu açıktır: iran'ı karşı almakta daha etkin ve keskin olmazlarsa, abd desteğinin ödemelerinde, suudilerin yükünün anında artacağını açıklamaktır.

trump'ın suudiler'den ne güvence aldığını bilmek zordur. yine de, israil'den ses çıkmadığı görüntüsüyle iran'ın gecikmesiz tepkisinden, iran'ın, iran devrimi'nden sonra, giderek artan ortadoğu yayılmasını geriletmekte, suudiler'den özverilerini arttırıcı eylemlilik istendiği açıktır. trump'ın türkiye'ye uğramamasını da, türkiye'den kuşkuları olmadığıyla beklentilerinin de abd'ye uymazsanız yalnızsınız anlamında düşünmek gerekir. bu olguyu da, abd türkiye'den uzaklaşıyor diye algılamak yanlış olur. abd, abd'nin gücüyle, türkiye'nin güç kazanır görünmesine yakınlık göstermiyor diye almak gerekir.

trump'ın vatikan uğrağı ise, abd içi siyasetin gereğidir; abd'nin katolik yoğun seçim yörelerini trump kazandığından, da abd için gösteri ve saygı görüntüsü saymak yerinde olur.

sonuçta, brüksel ve g7 toplantıları sonucu, merkel'in avrupa adına konuşması, gezilerin son durağının da, ilk durağından önemli olduğunu gösteriyor. abd olmadan nato mu olur; avrupa nato'suz olur mu tartışması malta sonrasının noktalandığı demeyelim ama, noktalanacağı noktadadır.

trump'ın, abd'ye dönüşte, ortadoğu ve avrupa'dan öteye, çin odaklı gündemi değiştirmesi, abd için, ortadoğu ve avrupa'da sorunların önemsizliğinin göstergesi olarak alınmalıdır. abd'nin çin'le sorunu: çin'in kuzey kore'de yeterince ve sonlandırıcı darbede oyalayıcılığını sonlandırmak amaçlıdır. türkiye'nin, önce ırak'ta ve ardından suriye'de abd'yle olmakta, türkiye'nin çıkarları öncelikli olmaya dayalı oyun içinde oyunlara girişmesinden de güçlü olarak, çin abd'yi oyalamaktadır.

demokrasi ülkelerinde yaşanan genel seçimler düzeyinde etkin olan, çin komünist partisi kongresi sonrası, çin'in abd ilişkilerini değerlendirmek daha geçerli olacaktır. 2017 sonbaharı'nda gerçeklenecek kongre, g20'nin temmuz'daki toplantısı sonrasının önemli etkinliğidir. öyle anlaşılıyor ki: trump ile putin g20 öncesinden birliktel olmayacaktır. oysa, 2016 abd seçimleri sürecinde ve trump'ın başkanlığıyla trump ile putin görüşmesinin ensona kalacağı düşünülemezdi. abd içselliği putin'le görüşmenin ensona kalmasına neden oldu.

türkiye bu gelişmelerin dışındadır diyemeyiz ama, abd'den iyice yalıtılmış ve rusya'yla gerekiğince yakınlaşmamış türkiye'nin, suriye ve ırak'ta yeterince sözü olacağını beklemek zordur.

sırada, birleşik krallık'ta erken seçim sonuçlarını beklemek gerekecektir.

türkiye'nin, 2002 kasım'ından bu yana, içerisinde adaletsizlik geliştikçe, kalkınmanın "emlâk"tan öteye sıçrama göstermediğinden de kötüsü, küreselde yalnızlaşması, güçlü başkanlık özlemi ve gerçeğiyle başat gitmiştir. akp'de yönetimin değişmesiyle sonrasında, yürütmede, görev alacaklarda olası değişikliklerin de: adaletsizliği düzeltici, kalınmayı güçlendirici ve küreselde türkiye'yi yalnızlaşmaktan kurtarıcı olmayacağını öngörmek olağanlaşmıştır. türkiye'de dinmeyen gerilimle öfke budur.

2 haziran 2017, antalya.