16 nisan da yaşandı. demokrasinin gücüne gölge düşürenlerin sokakları zorlaması sonlarını getirir. türkiye'de tarihsel ve geleneksel olarak demokrasiye inanmayanlara aracı olanların, demokrasiyi çoğunluk ve sandık/oy görenler olmasının etkilerinden arınmak zor olacaktır. türkiye'de kurumları yoketmecesine yaşamış akp'nin, sonunda, sandık/oy/sayım'a gölge düşürülmesinden yararcılık yapması, akp için, üstesinden gelmesi, zoryönetimle de kolay olmayacaktır.
akp, sürekli zaman çalarak, yeniden, akp'yi saygın ve sürekli kılacak yanılsamasında dur durak bilmiyor.
16 nisan'ın ertesi günü, neden fatih, yavuz da, kanunî değil diyen çıkmayacak mı? fatih, yavuz türkiye'nin kıvancı da, kanunî değil mi? fatih de, yavuz da kanunî de bizimdir. nedir bu ayrımcılık? osmanlı'nın kuruluşu da, yükselişi de, çöküşü de türkiye'nin tarihidir. saçma ve keyfi ayrımlar, ayrıcalıklar olur mu? en "muhteşem"i kanunî unutulur mu? saltanatı korumasını bilmeyen vahdettin'i, tbmm yasasıyla sonlandıranları unutabilmek, unutturabilmek kolay mıdır?
osmanlı'nın doruğuna fatih, yavuz değil de "kanunî" dendiğini anlamayanların, "adaletin mülkün temeli" olduğunu unutmuşların partisinde, "adalet" adının ne sakladığı bilinmiyor mu? "kalkınma" dediklerinin, haksız kazanmanın adaletsiz dağılımı olduğunu gizlemek kolay mıdır? yasallığın ençok tartışıldığı akp döneminde, aykırı da olsa, salt "kanunî" ziyareti yeterli olabilirdi. tarih bilmedikleri, tarihten anladıklarının fetih/zafer olduğu biliniyordu ama, yeniden yaşamış olduk.
türkiye 1923'ten bu yana çok yol aldı. türkiye 1950'den bu yana çok gelişti. kurtuluşu izleyen kuruluşun getirdiği kalkınmanın yasallığı ve anayasallığı egemen kıldığını değiştirmek, gölge düşürülmüş halkoylaması sonrası, erbakan, özal, fatih, yavuz mezar gezmeleriyle saptırılabilir mi? cumhuriyette, demokraside de türkeş (oylama öncesi) ve menderes, erbakan ile özal mezarlarına gezi ayrmcılık değil de nedir? bayar'ı nasıl yoksayabilirsin? troçki olmadan, radek buharin olmadan lenin'li bolşevik devrimi tarihini biliyorduk; akp'yle, bayar olmadan, demirel ve ecevit olmadan demokrasi gezintisi tarihi arındırmacı yaşamaktır. yarın da kendilerinin arındırılacaklarını bilmemenin zavallılığıdır bu.
"ben yaptım olur" ya da "oldu bitti"yle nereye değin? 17 nisan'la başlayan değil, süregidendir adaletsizlik ve kalkınmadan uzaklaşmak.
bunlar yetmiyormuş gibi, bir de: "haçlılar ve uzantıları" söylemi ne oluyor? haçlılar, tarihte yenilmişlerdir ve o olgu sonlanmıştır. söyleyecek sözü kalmayanların yinelemekten bıkmadıkları boşsözlerdir: haçlılar, faşizm, emperyalizm ve komünizm. onlar tarihin bir anında ortaya çıkmış ve sonlanmış kupkuru göndermelerdir. gününde kanlı canlı yaşanmış o kavramların, uluorta kullanılmasının getirileri beklenen olmaz. olsa olsa, boşuna sözlerdir onlar.
günümüzün gerçeklikleri ortadadır: ulus devlet ile ulus devletlerin üstünden yükselmiş birleşmiş milletler, avrupa birliği, nato, islâm işbirliği örgütü, g20, g7 ve benzerleridir. olur olmaz haçlılar, emperyalistler, faşistler dersin de sonunda boşta kendine konuşuyor olursun.
16 nisan'da yaşanan halkoylaması, türkiye'de gerilimi sürdürücü sonuçlandı. 16 nisan sonuçlarının getirdiği açıktır: yönetemez ve yönettirmezler. türkiye'de bundan sonrasında hayırların çoğalması durdurulamaz. benzeri biçimde: evetler artmaz ve azalan yönde düşer. 17 nisan'la başlayan türkiye'nin gerçeği budur. somuta göre değil de karşılığı olmayan ya da zaman aşımına uğramış soyutluklarla duraklama düşüşle süregider.
görünürde olan ve açıkta yaşananı biliyoruz: akp ile mhp'nin evet birlikteliği akp'yi de mhp'yi de yıpratmıştır. 17 nisan'la başlayan türkiye'de, akp ile mhp, birlikte olmadan siyasiliklerini sürdürmekte zorlanırlar. mhp'nin "devlet" saldırıdan kurtuldu, "millet" bölünmedi algısı, anlamsız boşuna sözlerdendir. devleti saldırıda olanlardan kurtarmak görevi mi var ya da milleti bölmekten önleyecek güç bahçeli mhp'si midir? somut açıktır: mhp kurtarılmak bekliyor ve mhp bölünmüştür. oylamanın açık ve kaba değerlendirmesinin ilk sonucu: mhp'nin, önceki seçimlerdeki ve oylamalardaki seçmenlerinin çoğunluğu, bahçeli'nin istediği oyu vermemiştir. bu sonuç, mhp için kötü ama, türkiye için önemli bir kazanımdır.
mhp, seçmenlerini yitirdiğini gözlemezse ve bu sonucun önderi bahçeli'yi mhp yönetiminde sorgulamazsa, yakın gelecekte mhp olmayacaktır. bahçeli, mhp içinde arınma sürecinde, kendini türkiye siyasetinden eritecektir. mhp'nin içinden çıkacak siyasiliklerin de etkinliği ve geleceği olmaz. akp'yle evet veren mhp yurttaşları bundan sonrasında akp seçmenidir.
türkiye'de akp'nin yıpranmasının başlangıcı, 2012 sonu olarak alınabilir. akp'nin varlık nedeni: önce ırak, sonrasında suriye'de ve sonunda iran'ın ortadoğu'da etkinliğinin geriletilmesinde, abd/ab'nin yanında askeri destek gücü olmasıydı. türkiye kalkınıyor, "vesayet kalkıyor" ve "açılım" denilen zayıflıklara akp yönetimiyle, öyle olması "hülyâ"sını gerçeklik sanan "liberal" destekçilerinden ötesi katılmadı. akp'nin parti içinde uyguladığı baskı ve zorlamalarla öyle değildi görüntüsünün yanlışlığı, çok uzak olmayan gelecekte, anılarda, değerlendirmelerle bilinecektir. akp, türkiye'nin gücünün altından kalkamamıştır.
dün güçlüyken abd/ab'yle olamamış akp'nin, bugün zayıflamış görünümünde abd/ab'yle olması dünden de zararlıdır türkiye için. abd/ab ile rusya'nın olurundan öteye suriye'de olamayan türkiye'nin suriye'de ve ırak'ta yeniden abd/ab'yle olmaya girişmeyeceğini düşünmeliyiz. türkiye'de yığılmış üç milyona yakın sığınmacının da türkiye içinde eritilmesinden öteye çözümü yoktur.
türkiye'de akp, 1982 anayasası'nın "koalisyon" olmasın diye düşünülmüş yüzde otuzdörtle iktidar olmayı önleme adına kurguladığı yeni anayasal düzenlemeden, 1982 anayasacıları gibi beklediğini alamayacağını yaşayarak görebiliriz. özellikle, iki aşamalı seçimle seçilmiş cumhurbaşkanı, yeni kazanılmış anayasal güçle akp'yi yürütmede tümden dışlarsa ne olur? güçlü yürütme ya da anayasalar "kendine" göre işlemez.
öyle görünüyor ki; 1924 anayasası, tbmm dışında ya da çoğunluk gücü dışında güç tanımayarak sonlanmıştı; 1961 anayasası, siyasi çoğunluğu etkisiz kılmadaki aşırı kısıtlamadan öteye "tabii senatörlük" ve dışarıdan atanmış senatörlerin cumhurbaşkanlıklarıyla yıpranıp bitti; şimdi de 1982 anayasası, yeterince düşünülmemiş "referandum"ların sıradanlaşmasıyla sonlanmaktadır.
türkiye, kendi iç sorunlarını uzlaşmaz karşıtlıklarını geerilimle sürdürmekte yolalırken, uzağında kalamayacağı avrupa'da sırasıyla, fransa, birleşik krallık ve sonrasında da almanya seçimleri yaşanacaktır. abd'de ise, içeriye dönük dayanaksız "vaadlerle" seçilen trump yönetimi, içerideki tıkanıkları dışarıda süregiden afganistan, ırak ve suriye savaşlarını sonlandıracağı savıyla oluşmuştu. abd'nin güçlü anayasallığı, yasamanın güçlü bağımsızlığı ve siyasetin parti ideolojilerinin değil, seçilmişlerin uzlaşımı trump yönetimini etkisiz kılmıştır.
trump, rusya ile yeniden birliktelikle küreselde yükselen güçlerin ve "düzensizliğin" yeniden dizginlenemeyeceğini başından bilmiyordu; hızla öğrenme yolundadır. trump yönetimi, abd'nin 1972'den bu yana gelişmiş ve karşılıklı çıkara dayalı çin ilişkilerine dokunamayacağını da gecikmeden anlamış durumdadır. güney kore'yi tehlikeye atarak, kuzey'i de "hizaya" getirmenin savaşsız olmayacağını abd aşabilir mi? önce fransa seçimlerinin ilk aşamasını bekleyeceğiz.
21 nisan 2017, college station, texas.