28 Nisan 2017 Cuma

1989'dan değişmeyenler de değişiyor / cumaları -- 629.

1989 büyük değişimdi. kimileri ne değişti ki diye izlediler; yürüdüler. 1989, ya da, daha açık deyişle, 1 aralık 1989 öncesinde, abd panama'ya saldırırsa, sscb ya da doğru deyişle rusya da romanya'ya saldırırdı. oysa, 1989 aralık'ında yalta bitmiş malta başlıyordu. abd panama'ya saldırdı ve rusya romanya'yı seyretti: abd, romanya'da hiç olmadığınca olurken; rusya, romanya'dan önce, kendi içine döndü. o gün bugündür de, ya da malta'dan bu yana, 2011'de "arap baharı" şam'da noktalanıncaya, malta egemendi. malta demek abd'nin tek güç olarak belirleyiciliğinde ve öteki ülkelerin de bize dokunmasın da seyirliğinde gelişen tarihsellik.

almanyalar 1989 sonrası birleşti; gorbaçov, bush ve thatcher olmazlansa da, helmut kohl'un kararlılığı ve mitterand'ın etkisizliğiyle. 1989, önce, rusya'nın çevresinden yaltılması ve koparılması yönünde gelişti. rusya'nın yüzyıllar sürmüş yayılmacılığı bir daha olmamacasına geriletildi. rusya'nın çevre uzantıları, rusya'dan uzaklaşıp rusya'nın karşıtlarına yaklaştı. birleşik krallık, almanya ve fransa 1989'dan değişmeyenlerdendi. çin, tiananmen'de kanla, zorla yokettiği ayaklanmayla içine dönmüş sayılırken; denetimsiz kalmanın gücüyle, yüzyıllarca geri kalmışlığını, enazından, büyük kentlerde dönüştermeyi başardı. japonya ise, 1989'la, bir daha 1989 öncesine dönmemecesine durakladı. kore'nin güney'i, abd'yle, 1989 sonrasında, japonya'nın 1989 öncesini yaşadı. hindistan, rusya'dan da bağımsızlaşıp kendi başına çin, japonya ve kore ile yarışır oldu. hindistan'ın "nükleer" güç olması ve pakistan'la uzlaşmadan uzaklaşır olmasıyla, hindistan'ın da uzak olmayan yakında, gelişiminde büyük sıçramalarını yaşayacağız.

1989 değişiminin, ensonunda, birleşik krallık ve fransa'ya da varacağını, abd'nin de değişeceğini 2011 sonrası belirledi. göçmenlik sorunu, avrupa için denetlenebilir ve önlenemez oldu. 1968'den bu yana, hatta öncesinden, izleri sürülebilecek "le pen" ya da daha doğrusu "ulusal öncüler" diyeceğimiz cephe, sonunda fransa'da iktidar almaşığı olarak güçlendi.

fransa'da gelişen ve çözülen diyeceğimiz siyasiliği, kabaca ve yanlış deyişle, "faşizm" diye nitelemenin yetmezliğini anlamadan, bundan sonrasını izlemek de yanlış gelişecektir. rotschild çalışanı emanuel macron'a oy verecek çok komünist olacaktır. açıklaması da kolaycı ve yanıltıcıdır: faşizme karşı birleşiklik. sorunu faşizm diye koyunca, akan suların durulacağını ve sellerin kuruyacağını düşünmek yanlıştır. fransa'da yaşanan "ulusallık" kalkışmasını ya da direncini küçümseyici, aşağılayıcı faşizm korkusu ve korkutmacası, fransa'daki değişimi durdurucu olmayacaktır. fransa'da durdurulamayan "ulusalcı" direnişi anlamamanın getirileri, 7 mayıs'ı kazanabilir (marine le pen önlenebilir) ama, yarın ya da beş yıl sonra, yokolacağını beklememeliyiz. macron'un olası yönetimi'nin avrupacı yaklaşımı çekicidir ama, sürdürüleblir mi? sürdürülemeyeceğinin ipuçlarını, izlerini sscb'den bulabiliriz. sscb "enternasyonel" olamadağından, "sosyalist" birlik olamadığından, rusya ve çıkarları olarak yaşadığından sonlandı. sscb'den çıkan ulus devletler ve rusya'da ulusçuluk görmeyenler için sözümüz anlamsızdır.

avrupa'da gelişen ve gereksiz hızlandırılan avrupa birliği düşü, sscb'nin avrupa'daki "enternasyonal" karşılığıdır diyebiliriz. dahası, ab içinde, almanya'nın egemen ulus öğesi, sscb'deki rusya'dan gevşektir ve zayıftır. ayrıca, sscb'de özgürlük hiç yaşanmadı; avrupa birliği'nde özgürlük hiç eksilmedi. ab içinde ulusallıklar ne erimeye yüztuttu; ne de erimesi kolay olur. oysa, sscb'de, ulusallıkları zorla bastırdılar. tarihte, bir tane çek, polonya ya da azerbeycan kökenli genel sekreter, devlet başkanı ya da kızıl ordu komutanı olmadı. oysa, ab işleyişinde her ulustan değişimli ve her düzeyde temsil egemendir. ab'yi, sscb'den çok, abd sananlar da çoktur. o da değildir. abd'de "eyaletler" olarak yaşayan federatif devletin parçalarındaki "birleşiklik" ab'den ileridir ve eyaletler 1787'den sonra hep varolsalar da, erime avrupa'dan ileridedir. maine'de yaşayan abd yurttaşı ile florida'da ya da arizona'da yaşan abd yurttaşlarının ortaklığı, almanya ile italya'da yaşayanlardan ya da danimarka ile ispanya'dan daha ortaklık gösterir. abd'de yaşanmış erimenin avrupa'da da yaşayacağını öngörmek yanıltıcı olur.

avrupa birliği, düşten çok tasarımdır ve zorlamadır. avrupa ulusallıklarındaki taihsel ve güncel karşıtlıkları eritmekte avrupa birliği önemlidir ve gereklidir de; avrupa birliği'nden abd beklemek ya da yanlış gelişmiş sscb enternasyonali ummak yanlıştır. avrupa birliği'ni savunanlar sermaye birlikteliğiyle, eşitlikçi barışsever komünist yurttaşlardır. avrupacıların ortak özellikleri ulusallığı yoksayıcı olmalarıdır. sermaye yanlıları da, komünistler de nicelik olarak avrupa'da da azdır. demokrasi dediğimiz ise nitelik değil nicelik olarak yaşandıkça: özlenen erimeler, birliktelik olmayacaktır.

fransa'da macron'un kazanması faşizmi durdurucu olarak kurgulanıp sunulmuş olsa da yürümeyecektir. ola ki, le pen fransa'da kazansa; fransa ve avrupa'da faşizm kazanmış olmayacaktır. bunca açık olarak avrupa'da oluşanı görmedikçe; seçkinlerin, kendi aralarındaki, kitleleri birleştiren ulusallık birlikteliğinin tepkiciliği süregidecektir.

fransa'dan sonra birleşik kralık seçimleri de, sonbahar'da almanya seçimleri de avrupa birliği'ne ulusalcı tepkiler olarak yaşanacaktır. soru şudur: ulusallıkları yokedici birliktelikler mi kazanacaktır; yoksa uluslar, barış içinde birlikteliklerini sürdürebilirler mi? emperyalizm, faşizm, komünizm ve liberalizm gibi aşınmış ve artık kitlelerde karşılığı anlamsızlaşmış nitelemelerle düşünmenin ötesini zorlamanın eşiğindeyiz. yok, kavramlar yerli yerindedir diyenlerin, bellenmiş doğrularla papağanlık işlevi süregittikçe, fransa'da, birleşik krallık'ta, almanya'da ve her yerde faşizm geliyor korkusuyla olmayacak birleşik cepheler oluşturma yanlıları ortadan eksilmeyecektir. 1990'larda blair diye aklı karışanlarla, yakınlarda çipras'la umutlananlar ya da günümüzde bize de macron neden olmasıncılar bir ve benzerdir.

16 nisan halkoylaması sonucuna en akıllıca görünen tepkinin ne olduğunu biliyoruz. 7 haziran 2015'te de çözüm o sanılmıştı: akp gitsin de, yerine her gelen daha iyisi olur. akp karşıtlarının artık yüzde elliyi zorladığı açıktır. açık olmayan ise akp'nin kazanmasının ardındaki gerçekliktir: türkiye cumhuriyeti'nin niteliğini yoksayıcı ya da yıkıcı birliktelik olur mu? 7 haziran'da olmayanı yeniden düşünelim: chp, mhp ve hdp bir olsunlar; 16 nisan'dan da benzeri çıkarımı yaptılar: artık, türk kürt demeden, sünni alevi demeden, bir önderin ardında toplanalım, tümüyle ve kökünden yanlıştır.

ya ne olmalıdır ya da ne olacaktır? akp kendi içinde çatlamadığı sürece değişim zordur. olmayacak düşüncelerle cumhuriyeti yeniden tanımlayıcı nitelik değişikliği tasarımlarının geleceği yoktur. olabilir olanı açıktır: akp içinden, akp'de değişime isyan edecek ve kazanmak için akp'yi gelinenden uzaklaştıracaklar çıkacaktır. o durumda da, akpyle birlikte mhp, chp ve hdp de sarsıntı geçirecektir. akp'de sarsıntı yaratacak siyasi güç yarının belirleyicisi olacaktır. akp'nin, 21 mayıs'ta yeniden başkan seçiminde akp içinden durdurucu olanların bastırılması ancak ve ancak geçici kazanım olur.

şimdi, öncelikle, rusya, hindistan, çin ve sonunda abd'ye, boşuna yaşanacak gezileri beklemek günüdür. ondan sonra da, 21 mayıs'ta: dediğim dedikçi yönetimdeki değişimin getireceklerini göreceğiz; geleceğe ilişkin ipuçlarını birbiri ardına yaşanacak bu somutlardan yakalamaya çalışacağız.

28 nisan 2017, college station, texas.