son derken biraz durmalıyız. 16 nisan'ı sonlanma sayanlar çoğunlukta diyebiliriz. evetçileri yönlendirenler, doksan yılı aşkındır tutsaklıklarının sonlanacağının beklentisindeler; en azından, meydanları dalgalandırmak için söylediklerinin özü o. dolaylı söylüyorlar ya da ben söylüyorum siz anlıyorsunuz yaklaşımı belirleyici. cumhuriyet'i yıkıyorlar diye korkanlar seslerini yükseltince de; neredeyse, "16 nisan" evet çoğunluğuyla "gerçekten cumhuriyet" onlarla başlayacak kaytarmacısına geçiyorlar. cumhuriyet yoktu da, nasıl oldu, 2002'den bu yana siyaseti yönlendiriyorsunuz sorgulaması yapılmaz mı sanıyorlar?
öte yandan, bu çoklu, "çevir kazı yanmasın" yaklaşımından etkilenmeyenler ise, bayağı, türkiye'nin paramparçalığı korkusundan, çözümsüz hayır seslerini kendi aralarında yükseltiyorlar.
biraz durup da, ortalıkta genel geçer söylemin dışında ne diyebiliriz? hayır diyeceğimizi, denmesi gerektiğini biliyoruz. hayır diyoruz. bunun yetmediğini biliyoruz.
türkiye'de siyasette seçimler ve oylamalar belirleyicidir. bu konuda kuşku yok. kuşkulu olanlar yok diyemeyiz; o ayrı bir konu ve içinden çıkılası değildir. oylamanın ikili sonucu açık: evet ya da hayır.
bildiklerimiz şu: tbmm ve geçerli anayasal kurallara göre seçilmişler evet ya da hayır sonucundan 16 nisan'da etkilenmeyeceklerini söylüyorlar. doğrudur; türkiye'de siyasiler, her seçim, her oylama sonucundan nasıl kazandıklarını açıklarlar. 1973 genel seçimleri sonrasında, günün ap başkanı süleyman demirel'in sözü unutulmazdır: "halk bizi muhalefete seçti" anlamındaki tepki. 12 mart muhtırası ve sonrasında ilk kez ikinci parti konumuna düşmek de, gününde, partinin önünü açmaya yetmemişti. oysa hep biliyoruz ki, nice başbakanlıklar, nice uğraşlar ve cumhurbaşkanlığı da yapılsa, 1965 ve 1969 gücü bulunamadı. daha da eskilere ya da başlangıca gidersek: 14 mayıs 1950 akşamı ismet inönü çekildi mi? "muhalefet" olarak da ülkeye katkıda bulunacağı inancıyla sürdürdü. iyi ki sürdürdü diyenler çoktur; çekilse ne olurdu diye soramayız. bilidiğimiz tarihin yeniden yaşanmadığıdır.
16 nisan akşamı oyların sayımıyla, akp yanında, evet de hayır da değişiklik getirmeyecek huzuru yerleşik. oysa, çok açıktır ki: 16 nisan akp'nin sonlanması demek için abartılı ve erken öngörüdür diye düşünsek de; akp'nin sonlanması sürecinde önemli bir sonuç olacaktır. evet çoğunluğunda, akp içinde, yeterince çalışmadılar diye arınma yaşanacağını birlikte yaşayacağız. hayır çoğunluğunda da akp'de değişim durdurulamaz ve "içimizdeki hainler" arınması açığa vurulacaktır. sonrasını bilemeyiz.
mhp ise, 16 nisan'dan evetle de kazanmış olamaz. mhp'nin 16 nisan'la büyümeyeceğini bahçeli ve yanında sona kalmış, son dayanakları da bugünden biliyorlar. hayır çoğunluğuna mhp'den ne kalır, kim kalır, 17 nisan'dan başlayarak daha açık bileceğiz. özellikle, 2014 yerel seçimleri ile 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminde, 7 haziran 2015 sürecinde, neredeyse, mhp'li olabilire gelmiş olanlar için evet sonucu da, hayır sonucu da mhp için olumlu olmayacaktır.
her seçim sonrasında, her oylama sonucunda baştan başlayacağı, başlaması öngörülen ya da bitmiştir diye yargılanmış chp de evet ve hayır sonuçlarını kaldırmakta zorlanacaktır. evet çoğunluğunu, chp yönetimi, az daha çalışsaydık diye açıklayamaz. chp yönetimi, evet sonuçlarına göre, türkiye'yi çalıştırtmayız da dese, inandırıcılığı olmaz. bugünden söylenen, evet'te yerimiz değişmez; hayır olursa da, akp'den değişiklik istemeyiz söyleminin inandırıcı olmadığını, eniyi, chpliler bilmektedir. iki sonuçta da chp bizimdir diyenler chp içinden, chp dışından çıkacaktır.
hdp için de 16 nisan sondur. 16 nisan'da evet çoğunluğunun en büyük dayanağı, özellikle, hdp çoğunluk yörelerinden olursa, hdp'nin etkinliğine inananlar olmaz. 16 nisan'da hayır çoğunluğunda ise: hdp çoğunluğu yörelerinde hayır çoğunluğu, 7 haziran 2015 benzeri, kazandık coşkusu yeniden 15 temmuz 2015'e daha da hızlı dönüşmeye neden olur.
kısacası, 16 nisan'la türkiye bölünecektir; abd/ab boyunduruğuna girecektir karşılıklı korkutmacaları sonlanmayacaktır ama, korkutmacadan öteye siyaset bilmeyenler, önemli sarsıntı yaşayacaklardır. 16 nisan'la bişey değişmez huzuru da, karamsarlığı da sonlanmaz ama, sarsılacaktır.
"brexit" eyleme geçerken, henüz küllenmemiş "iskoçya bağımsızlığı" yeniden gündeme getiriliyor. ingiltere birleşik krallık sürsün ama, avrupa birliği'nden bağımsız olalım derken; iskoçya avrupa birliği'nde yoksak, neden birleşik krallık olsun diyerek bağımsızlık oylaması istemeyi zorlayacaktır. bildiğimiz şudur: avrupa birliği, ülkelerin girişinde etkilidir ama ayrılmak isteyeni durduracak gücü yoktur. oysa, iskoçya'nın ayrılmak istemesinde yetkili olanı birleşik krallık'tır. iskoçya birleşik krallık'ın içinde; birleşik krallık'ın avrupa birliği içinde olmasından çoktur.
avrupa için sorun, artık iyice yaklaşan fransız seçmeninin oylamasında yaşanacaktır. ingiltere avrupa birliği'nin sonradan katılanıdır; fransa ise kurucu ve başlatıcıdır avrupa birliği'nde. fransa'nın yokum diyeceğini seçim sonuçlarından önce öngörmek zordur.
avrupa birliği derken, almanya'nın avrupa'yı kendi çevresinde toplaması olduğu başından biliniyordu. bilinmeyen ise tarihte olmamış almanya rusya birlikteliği oluşur mu? kültürel olarak olmayacak görünen bu birleşiklik, abd-ingiltere yaklaşmasında olma nedeni kazanabilir. o durumda da, polonya, avusturya ve ukrayna'nın batısı için iki dünya savaşı ve soğuk savaş yaşanmamışçasına rusyalaşma hızlanır. almanya da tek parça kalır mı? sonuçta, avrupa'nın birliği, avrupa için de, küreselde de istenendir. avrupa birliği pek çok nedenden ağır gelişen bir oluşumdur ama, öncelikl sovyetler'in dağılması beklenmeyen bir gelişim olmuştur. ayrıca, ortak anayasa'ya hayır tepkisi avrupa birliği'nin siyasi birliğini sarsmıştır. sonuçta, birleşik kralık ile isviçre'nin " avro yöresi" dışında kalması da, avrupa birliği gelişimini durdurmasa da yavaşlatıcı etkide olmuştur.
türkiye'nin avrupa birliği'nde olabilirliği türkiye'yi avrupalılaştırmaktan çok avrupa'yı türkleştirir. bunu avrupalılar çok iyi bilir ve anlamış görünürlerken; türkiye'nin içinde, kendini avrupalı görenler kabullenmekte zorlanmıştır.
abd'de rusya'yla olmakla olmamak çekişmesinde trump'ın etkinliği kısıtlanıyor. abd'nin dış yönlenmesinin tasarımcısı mı uygulayacısı mı olduğu/olacağı henüz açık olmayan tillerson dış gezilerini sessiz ve derinden sürdürüyor. tillerson, önceki john kerry'nin yüksek sesli dış siyaset anlayışına aykırı sessiz yürüyor. abd için trump'la dış siyasette ne değişeceği için öngörülerde ivedi davrananlar abd içinde, abd dışında çoktur. george bush, 1988 seçimleriyle başkan olduğunda dış siyasette ne yapacaği 1989 mayıs'ını bulmuştu. 1989, bilinenlere aykırı olarak abd'nin yönlendirdiğinden çok abd'nin sürüklendiği biçimde gelişti.
2016 seçimlerinde trump'ın seçilmesinde soğuk savaş'tan kazanmış abd'nin 1989'dan yenik çıktığı savına destek bulmasının getirileri ne oluru henüz bilmiyoruz. bildiklerimiz azdır: 2016 seçimleri sonrasında washington'a ilk gelenler birleşik kralık'tan therasa may ile japonya'dan shinzo abe oldu. angela merkel epeyi sonra geldi ve sırada da, çin'in xi singping'i var. beklenen vladimir putin donald birlikteliği ise ensona kaldı. kimbilir, belki de, trump döneminde olmayabilir de. şimdilik, olabilirliği, en yüksek olanı, almanya'da g20 toplantısı'nda trump ile putin buluşmasıdır. öncesinde olması tillerson'ın yakında moskova'da putin'le olmasında, olası uyumluluk/uzlaşabilirlik arayışından çıkabilir. öyle görünüyor ki, trump da, putin de beklemesini bilecektir.
1950'lerden1970'lere latin amerika'da, ortadoğu'da birbiri ardına, birbirlerinden etkilen "darbe" yönetimleri silsilesinden sonra şimdilerde de "anayasa" değişiklikleriyle toplumun çoğunluğundan tek başına yönetime geçiş silsilesi yaşanıyor. önce macaristan'da viktor orban yaşattı ve yaşam süresince başkanlık düzeni kurdu. orban, avrupa dengelerinde, gücünü bilmenin gerçekçiliğiyle avusturya-macaristan düşlerini kendine saklayarak sessizce baskısını macaristan'da sürdürebiliyor. orban'dan da öncesinde venezüela'da chavez anayasallıkla oynayarak demokrasi olgusunu tümden yoketmişti. sonunda yargı ve meclis de anayasa'ya dayandırılmış gösterilerek tümden sonlandırıldı. venezüela önemli petrol kaynaklarıyla kendi dışında da küreseli ilgilendirdiğinden venezüela'da baskı yönetimi sürdürülebilir değildir. venezüela'nın zoryönetimi zorla gitmenin dışında seçenek bırakmamakla bir yere varamaz.
türkiye'deki anayasal oylamanın sonuçları, evet çoğunluğuyla macaristan ve venezüela deneyimlerine benzememelidir. macaristan ve venezüela benzeri olmamanın tek dayanağı: akp içinden evet demeyeceklerin sessiz isyanı olacaktır. yoksa, türkiye'nin küreselden yalıtılması, rusya ve iran benzeri dış siyaset yalıtlmışlığıyla macaristan donukluğundan çok venezüela gerilimini getirecektir.
16 nisan'da hayır çoğunluğu, 14 mayıs 1950'yle yükselen ve ara duraklamalara karşın demokraside kurumlaşmanın gücünü yaşatacaktır.
31 mart 2017, college station, texas.