24 Şubat 2017 Cuma

korkunun krallığı* / cumaları -- 620.

yaklaşık 30 yıl önce, 1987 mart'ında, yayımlanan attillâ ilhan'ın şiir kitabına adını veren şiiridir "korkunun krallığı" ve heryerde erişilebilir. türkiye'nin, 1940'lardan o güne, değişmeyen düşünme ve siyasi yaşamını anlamlandırması, kısır döngü gibi, yeniden sıradanlaşıyor. korku, bugün de krallığını yaşatıyor. nedendir bu? soruya herbirimizin yanıtı değişik olacaktır. bir de, sorunu kendinde görmeyip, egemenlerin baskısıyla değişmeyen korku salmalarında ortaklıkta uzlaşılacaktır. yok öyle bir durum; korkulacak ne var; korkanlar evlerinde kalsın, sokaklar bizimdir; gelecek özgürlüğündür korkusuzluğunu sürdürenler, az da olsa olacaktır.

soruyu aykırı olarak da sorabiliriz ve yalıtılmayı, ortalıktan kovulmayı korkmadan göze alanların davarnışı bu olmalıdır. soru şudur: göreceli özgürlük evrelerini doğru kullanıyor muyuz ya da kullandık mı? ne demek bu?

2007'de cumhurbaşkanlığı seçimi, değişimin ve yanılmanın kökeni sayılabilir. bir yanda kadınların öncülüğünde cumhuriyet tarihinde yaşanmamış cumhuriyet mitingleri gördük: tandoğan/çağlayan/alsancak toplaşmaları. alsancak öncesi manisa ve çsanakkale'de de benzer amaçlı toplantılar gerçeklendi. türkiye'de cumhuriyet ve demokrasiyle yaşamışların ikiye bölündüğü toplantılar olarak tarihteki yerini aldı o toplantılar. bir yanda, öncesinde olmayan "cumhuriyet"te toplaşma coşkusu yaşayanlar ve karşılarında da, murat belge'nin günündeki "roma yürüyüşü" değerlendirmesi ardında kalanlar.

sonrası, hep o toplantılara sahiplenmeyle küçültücü yoksayıcılık olarak gelişti. akp'yle olmaya gevşek doku aydınlar (kendilerini "liberaller" olarak tanımlayanlar) günü geldi anlayışıyla "yanlış cumhuriyet (sevan nişanyan'ın yanılmacası)"e başkaldırılarında durmak bilmediler. 31 mayıs 2013'te türkiye'de cumhuriyet'i noktalama gününde ayılıverdiler ve sonrasında yanıldık (belge) ve yenildik (çandar) deyinceye, akp'den yana, cumhuriyet cephesini altından oymaya çalıştılar. 22 temmuz 2007 sonuçlarından, daha sonraları, 7 haziran 2015'te vardıkları coşkunlukta kendilerinden geçtiler. bahçeli, mhp'yi akp'ye payanda yapmasa ne olurduyu hiç bilemeyeceğiz. bildiğimizi ise unutmadık: abdullah gül cumhurbaşkanı seçildi. sonrasında, akp'nin kapatılmasında oy yetmezliği yaşandı anayasa mahkemesi'nde. gerisini hep birlikte yaşadık: türk ordusu'nu dağıtma ve hapse yığmak için suç kurgulamalar ve niceleri. arada, gün bugündür güç yozlaşmasıyla fenerbahçe'ye de saldırdılar; dağıtmayı denediler.

oysa, tarihin doğrusal ilerlemediğini bilmeyenler, unutmuşlardı direnç ve tepkinin olabilirliğini. direnç ve tepkilerin yaygın kitlesel olmayışından güç alarak, korkunun krallığını kurdular. düşman anayasa mahkemesi göösterildi ve anayasal değişimden beklediklerini bulmadıklarını akp ve destekçileri ayrı ayrı gördüler. akp destekçilerine yetmiyordu olanlar ama, yine de eskiye dönüş olmamalıydı ve gerekirse, son kalıntılar da yargılanıp sonlandırılmalıydı.

iç koşullar elverirken, dış koşullar da elverecek yanılgısında uçup gittiler. 2011'in arap baharı'na zorla direnmeyi deneyen zeynel abidin, hüsnü mübarek, muammer kaddafi ve sonunda beşar esad birbir gidecek sandılar. tarihin doğrusallğindan sapmalar çok olduğunu suriye'de yaşadık. akp ve destekçileri için suriye sorun sayılmadı başlangıçta. suriye'nin de ırak'ın olduğu gibi, abd'yle uzlaşık ve askerliğini yapacaklar olduğunu anladıklarında, akp'nin liberal destekçileri çoktan, abd'nin askerleri, kürtlerle kobani savunmasındaydılar.

bunları anayasa değişimine gidiş günlerinde anımsamanın ne yararı ya da ne gereği var?

deniyor ki: 2007'de tbmm'yi denetleyen güç yaşandığından anayasa çözüldü. oysa, bir kişi, ne akp içinden, ne akp dışından çıkıp da: neden abdullah gül 2007'de cumhurbaşkanı adayı oldu? yarın tarih aydınlandığında bileceğiz ki, abdullah gül, o gün için akp'nin ve türkiye'nin bugününün yaratıcısı aday oldu. abdullah gül yerine cumhuriyet'le uzlaşık aday olabilirdi. neden olsun ki denildiğinden bugüne gelindi. 2007'de cumhuriyet mitingleri'ni ve sonrasında o mitinglerin düzenleyicilerinin parçalanmasından yararlandıklarını sananların bugün içeride dışarıda sızlanmalarının geçersizliğini anlamalarını bekleyemeyiz. birgün için olsun yetmeyen neydi ya da neden yanıldık, neden yenildik diye soracak düzeye gelmediler. yanıldık, yenildik kaçışın ve kendini akladığını sanmanın yanılsamasıdır. neden yanıldınız, neden yenildiniz kendinize sormanız gerekir.

yaşananlar yaşandı; durup da geriye bakmanın yararı olsa da geçmişi değiştirmek geride kaldı. bugünün sorusu: hayırı nasıl çoğaltırızdır? 2007'de, abdullah gül, akp'de bülent arınç'la onun denetlenemeyeceğini bilmeliydi ve onu yalnız başına bırakmamalıydı. bugün gelinen yalnızlığın adamının yasallığa erişmesinde halkoyuna başvurulmasıdır. bugüne gelişte onu yalnızlaştıranlar ve halkoyu, yalnız adama, evet der mi? akp'nin içinden hayır diyeceklerin sessizliğinden niceliklerini öngörmek zordur. sonunda,; akp içindeki yalnızlaşmasından halkoylamasında da yalnızlaşır mı? yanlız adamın türkiye'ye vereceği kalmamıştır; onca coşkuyla 2023'lerden, 2071'lerden saraybosna'dan kuala lumpur'dan sözetse de yalnızlaşması sürmektedir.

2013'te akp'ye yedirmeyizciler egemen oldu. yarın evet yetmediğinde akp'den ortaya çıkacak yiyicilerin sonu acıklı olacaktır.

abd'de ne oluyor|; ne olur? olanlar çoktur diyenleri önemsemeyin; daha neler neler olacak diyenler de önyargılı korkanlar, korkutuculardır. 28 şubat akşamı, abd meclislerinin ortak açılış toplantısında, trump ilk kez konuşacak. bundan önce söylediklerini yineleyecek ama, ilk kez "nasıl" konusunda ipuçları vermek zorunda kalacak. 2018 kasım'ındaki ara seçimlere değin, bikez daha bu fırsatı bulacak. abd, 8 kasım seçimlerinden bu yana, o gün neredeyse, bugün de oradadır. abd nerede bölünmüştür? ne olursa olsun, trump mutlaka görevden alınmalıdır, alınacaktırcılar bir yanda; durun, bekleyin söylediklerinden yapacakları olacaktır boşuna umutçuları öteki yandadır. trump gitmelidir gidecektir diyenler çok sesli eylemcilerdir; umutla beklemede olanlar sessiz çoğunluktur.

abd'de belirleyici olan ne olur? abd, dışarıda savaşa uzak kalırsa, trump 2018'de cumhuriyetçileri geriletse de, 2020'yi bulur. trump, içerideki savaşları kazanamaz ama dağılıp yok olmaz. abd'nin dışarıda savaşır olması trump için de, abd için de geçmişten zorlu yaşanır. abd, trump'la içeride ve dışarıda abd'yi albaştan yapmaya dağılmıştır. dağılmadan toparlanmaya dönülecektir, görünürde, boşuna beklentidir.

24 şubat 2017, college station, texas.


*  attilâ ilhan, korkunun krallığı, bütün şiirleri:10, bilgi yayınevi, birinci basım, mart 1987.