20 Ocak 2017 Cuma

belirsizlik belirleyicidir / cumaları -- 615.

abd'de trump başkanlığı konusunda söylenenlerin kesiştiği nokta açıktır: belirsizlik. abd ve küreselde, trump'la umutlananalarla korkanlar arasındaki karşıtlık gelen yılların belirleyicisi olacaktır.

abd anayasallığı ve güçler ayrımı belirleyiciliği dirençli sürdürülebilir mi? abd'nin geleneksel kurumları beklenmedik trump saldırganlığının üstesinden gelecek güçtedir. abd demokrasisinin bir sonucu olarak ortaya çıkan trump gücü ile demokrasinin dağınık güçleri arasındaki karşıtlıktan ortaya çıkacak toplumsallık abd içinden çok küreselin de sorunudur.

iki yüzyılı aşkın abd anayasallığının tartışması 1787'den bugüne süregelmiştir. 2016'ya değin abd'de değişmeyen şuydu: anayasallık önceliklidir; kişi egemenliği de değil, kişisel önderlik de değil. ya ne olmalıydı? kişisel önderlik ve kişisel egemenlik olmaması yönünde güçler değılmalıdır. başlangıçta bunları söylemek, o 1787 yazı "philadelphia"sında günün gerçekliğiydi. şunu anımsamakta yarar vardır: başkanlık kurumu, 1787 yazı'nın en son uzlaşıma bağladığı sorun olmuştur.

abd demokrasisinde, güçler ayrımı, güçler arası çatışma ve uzlaşımlar olarak süregelmiştir. abd'de güç meclislerdedir. güçlü başkanlık, meclislerin üstünden değil, meclislerin eşiti olsa da meclislerin denetimindedir. abd'de başkanlığın meclisleri belirleme ve denetleme gücü yoktur. denetlenmeyen güç anlayışının yokedilmesidir 1776'yla başlayan abd deneyiminin 1787'de vardığı anayasallık geleneğinin kesintisiz süregitmesi.

tarihin bu aşamasında, sorunun, denenmişliklerin daha iyisine değil de, denenmemişe yönelmek anlaşılır bir durumdur diyenler abd'de bugün çoğunluktur. 1787'de mayıs sonlarından eylül ortasına, günlerce süren "philadelphia toplantısı"nda, abd bağımsızlığını sürdürmede eksiklikleri giderme tartışmalarından, yeniden kuruluş anayasasına varılmıştı. 1787 yazı tartışmaları eksiksiz ve duraksız günümüze varmıştır. bugün gelinen noktada, bundan sonrasının daha da tartışmalı olacağını söylemek zor değildir. 1787'nin yüzüncü yılına varılmadan yaşanan içsavaş dağılmayı önlemekle dağılmayı başaramamak savaşı olarak kardeşin kardeşi kırdığı, kıydığı acılı bir savaştı. 1861-1865 süresinde abd'de birbirini boğazlayanlar; o günden sonra da, uzlaşımlarını kalıcılığa erdirmek için nice yerel savaşlardan geçtiler. ulusal uzlaşma yaşandıkça yeni yarılmalar yaşandı.

abd, özellikle reagan'la yükselen, "washington"u, halk adına ele geçirmede yeni bir evreye girdi. reagan öncesinde, değişik nedenlerle, 1976'da carter yönetimiyle başlayan ve cumhuriyetçiler için de, demokratlar için de seçimi kazandıran hedef değişmedi: "washington"u küçültmek. trump öncesinde, enson, obama da 2008'de bu amaçla "washington"a gelmişti; öncesinde bush da, clinton da o anlamda benzerdi. 1980'den bu yana olmayanın trump'la olabileceğine inananlar vardır abd'de ve bugün abd çoğunluğu bu noktadadır.

özellikle 1989'la başlayan küresellik ve abd'nin birbiri ardına gerçeklediği körfez/ırak saldırıları; abd'de ve avrupa'da insanlıkçı, ulusallık karşıtı beklentiler: "soğuk savaş"ın sonlanmasının getirdiği küresellik sonunda abd'de de sorgulandı. 1989 sonrasının ulusallık olmayacağını zorlayan öngörülerin kazanımları ve kazananları nicelikte azınlıkta kalmıştır. abd'de de 1989, ulusalcılığın yükselmesini getirmiştir. ulusallık karşıtları ne yerlerini sorgulayacaktır ne de yerini değiştirecektir. ulusallık karşıtlarının, yeniden, ulusal düzeylerde çoğunluk olmaları geride kalmıştır.

günümüzde soru: ulusallıklar karşıtlaşacak mıdır? abd kendi içinde ulusallığa dönerken, küreselde yayılmacılıkta bölgesellikler, yerellikler, tarihsel ayrılıklar düzeyinden abd'nin küresel çıkarlarına göre bölücülükler ve yönlendirmeler sonlanacaktır beklentisi de yanlıştır. ya ne olur? belirsizlik belirleyicidir ilk saptama olmalıdır. abd ile uzlaşmada zayıflık gösterenlerle abd'nin zayıflığından yaşama gücü bulanlar için seçmeler değişecektir. abd'yi kullanarak ya da abd'yle olur görünmekle güç bulanlar için zorlu günlerin eşiğindeyiz. abd'yle olmak abd'nin yönetiminde olmakla eşdeğerdir.

1945'ten bu yana da öyle değil miydi? olmadığı anlar ve oluşumlar çok oldu. 2017'yle başlayan evrede, trump'ın kararlılığının abd'nin de kararlılığı olmaz demek önyargılı iyimserliktir. trump'la abd'nin ulusal güvenliğinden öteye abd'nin her anlamda çıkarlarını egemen kılma öncelikten öteye tek seçmedir. trump'ı, salt trump olarak almak yanlıştır. trump'ın ardında bundan sonrasında çoğunluğun dağılacağı varsayımıyla yaşayanlar abd yanlısı da, abd karşıtı da olarak yanılırlar.

abd kendi sınırlarına çekilmiyor. abd, sınırlarının korunmasına katkıda bulunduklarınla ortaklıktan öteye yönetmeyi hak saymak ve gerçeklemek istiyor. bundan sonrasında, trump abd'si de, trump sonrası abd'si de bu olacaktır. ya olmazsa diyebiliriz. belirsizlik belirleyicidir.

"soğuk savaş" süresince, 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlangıcındaki kavramlarla, siyasetlerle yaşamışlar etkisiz kalmışlardı. 1989'la başlayan evrede de: "soğuk savaş" kavramlarıyla yaşamakta oyalananlar, tükenmişliklerini anladıklarında, yaşanan evrenin içinde olmadıklarını göreceklerdir. ulusal karşıtlıklardan, öncelikle, ulusal birliktelikler oluşturanlar süreceklerdir. abd yanında olmak da, abd'yle olmak da yanlış seçmelerdir. abd'ye karşı rusya'yla olurum, çin'le olurum, iran'la olurum gerçekdışılığıyla abd'yle karşıtlaşma ise, sonlanma yönünde ilk seçmeler olur.

türkiye'de demokrasiden sonra tbmm'nin de sonlanması akp'nin yönetiminde ve akp'yle gerçekleşti diyebiliriz. akp'nin örgütlü azlığıyla demokraside çoğunluk olması, demokrasinin sonlanmasıyla tbmm'yi sonlandırma yönünde yürümüştür. türkiye'de, 2007'den bu yana, dört parçalı siyasette dışarıdan parçalanan hdp'yle içinden parçalanan mhp sonrasında chp ve akp tek parça kalırlar mı? bilmiyoruz. biliyorum diyeni önemsememek gerektiğini biliyoruz.

20 ocak 2017, college station, texas.