23 Aralık 2016 Cuma

ne biliyoruz? / cumaları -- 611.

türkiye'de, tarihin durmaksızın sürdüğünü ve giderek hızlandığını biliyoruz. gün geçmiyor, öncesinde yaşanmamış şiddette yeni şiddet yaşanmasın. enson, 1980 öncesi günlerinde, bunca sıklıkla ve bunca karanlık şiddet olgusu sıradanlaşmıştı.

1980 öncesi karanlığında yaşananlarda, görünürde, ortada, iki yan vardı ve geride de çok yanlı yönlendiriciler saldırıdaydı. 7 haziran'da sarsılan akp iktidarı, önceki gezi saldırılarından, yolsuzluk saldırılarından daha güçlü ve kararlı direnmesini yılmadan sürdürüyor. akp direndikçe, akp karşıtlığı da sarsılmadan kararlılığını sürdürüyor. ortada, akp ve akp karşıtlığı çatışırken, geride ve yeraltından karanlık güçler de elverişli ortamda durmuyorlar.

bir olay yaşandığında, herkesin suçlusu hazır ve tepki anında yaşanıyor. durup düşünmeden ve mutlaka odur kararlılığıyla saldırı saldırıyı getiriyor. daha da kötüsü: ben değil o kötüdür demenin ötesinde, yeni bir öngörü de yok. öyle görünüyor ki: bu durumun değişmeyeceğini söylemek de boşunadır ve değişeceğini de bekleyemeyiz.

enson yaşanan karanlık olaylarda da herkesin suçlusu tartışmasız biliniyor. ya değilse sorgulmasını yapmak olanaksızlaşmıştır. kısacası, bilmiyoruz da diyebilmeliyiz. bilinen şu: türkiye'nin 15 temmuz'daki asker ve polis güçlerindeki zayıflığının süregittiğidir. daha da kötüsü: düzelmenin beklenmediğinden öteye, güvenlik güçlerine güvende kuşkuların yaratıldığıdır.

türkiye'nin, 1945'te yaşadığı değişim yeniden değişiyor. 1920'de başlayan istiklâl savaşı sürecinde sscb ile yaşanmış dostluk ve işbirliği, 1945 sonrasında, sürdürülmedi. 1946'da sscb ile dostluk ve işbirliği sonlandı ve ardından abd ile yakınlaşma, birleşmiş milletler topluluğunda abd yanlısı olmayla gelişen nato üyeliğiyle bugünlere gelindi. gününda yapılmamış tartışma, 1960'larla yapılır oldu. 1960'larda nato ve o zamanki ortak pazar tartışması, özellikle, 1989 olgusuyla önceleri sonlanır gibi oldu.

2000'lere ab'ye yaklaşıyoruz diye başlayan türkiye, bugün abd/ab yörüngesinden rusya yönünde değişime yolalmaya çalışıyor. 1945 sonrası değişimde kitlelerin katkısı olmamıştır; bugün de yaşanan ve yaşanabilir değişimde kitlelerin katılımı aranmıyor ya da onların yararınadır önyargısı yeterli görünüyor.

günümüzün, 1945 sonrası olmadığını akıldan uzak tutamayız. 1946'da türkiye'de sscb yanlısı olabilecekler çok çok azdı. oysa, günümüzde, abd'yle, ab'yle olabilecekler çoktur. bu önemli bir sorundur. 1945'lerde sscb'yle olmak kolay değildi; bugünse, abd/ab'yle olmamak daha da zordur. ayrıca, 1945'lerde, sscb'ye karşıtlık sessiz çoğunluktu; bugünse, abd/ab ile karşıtlık sesli çoğunluktur. sessiz çoğunlukları denetlemek zor değildir; oysa, sesli kalabalıkları yönlendirmede, denetim kolay olmaz.

türkiye'nin, suriye özelinde, rusya ve iran'la barışa katkıda bulunması; abd/ab'yle savaşır olmasından daha akıllıcadır. türkiye'nin, abd/ab adına, önce ırak'ta ve sonrasında suriye'de olmayacağını, abd/ab anlamakta gecikti ve yanıldılar demeliyiz. abd/ab gücüyle türkiye'nin güvenliğini ve çıkarlarını savaşla geliştirmenin olmayacağını anlamanın getirdiği rusya ve iran'la birliktelik sonrası ne olur?

1946'da sscb, türkiye'nin içinde değildi ve sonlanan dostluk ve işbirliği anlaşmasıydı. günümüzde, abd/ab türkiye'nin heryerindedir. abd/ab'yle olmamak akp'nin, kolayca üstesinden geleceği bir seçme olmaz. üstelik, abd/ab'yle olmaktan kopmayacak akpliler olduğunu, olacağını akp'nin egemenleri biliyordur. 15 temmuz 2015'ten bu yana sıklığı ve yıkıcılığı artan şiddetin nedenlerini ve yönlenmesini biliyorumcu tepkicilikler durup da düşünürler mi? evet demek için verimiz yoktur; durup düşünülmeyeceğinin şiddeti ise giderek artmaktadır.

türkiye, suriye'de oldukça; suriye'yle olur göründükçe; türkiye'de şiddetin durulmayacağını öngörmek açıktır.

halep'te yıkarak yokederek durdurulan isyanın musul'da da benzer sonucu getirmesinin uzadığını biliyoruz. çeşitli nedenleri sıralayabiliriz. ilk söylenecek şudur: musul'da, halep'in havadan bombalanması yaşatılmıyor. halep'te son beş yıldır yaşayanların tamamı "isyancı" sayılırken; musul'da egemen ışid'in, ışid'le olmayanların ve olmayacakların zarar görmemesine özen gösteriliyor. halep'in içinde içsavaş görüntüsü yoktu ama, musul'da, içsavaş yaşanan değilse de, yaşanır görünüyor. halep'e dışarıdan yığılanlar, halep'i esad'tan kurtarıcı "rolü"nde yenildiler. musul'da dışarıdan gelenlerin kurduğu yönetime katılım gönüllü olmadı ve dışarıdan gelenler "işgalci" konumundan uzak duramadılar. sonunda, musul'da yokedilecek ışid sonrası halep ve musul'un bitmişliğini bileceğiz. bugünden söylenecek olanlar: nedendir, ne oluyoru biliyorumculuktur.

türkiye'de, görünürde tbmm yürürlüktedir. tbmm'deki güçler dengesinde değişim hdp'nin eksilmesidir. anayasa değişikliği oylamasında akp, mhp ve chp'de değişme bekleyenler yok görünüyor. oylama anı gelmeden ve oylama olmadan söylenecekler: ben biliyorumculuk olur. gezi günlerinden bu yana beklenen dört parçalı siyasetin içlerinden parçalanması, 2014 ve 2015 seçimlerinden gerçekleşmedi.

2016'yu seçimsiz yaşadık. 15 temmuz utancından zafer oluşturmayla 2016 sonlarına geldik. 2017'de anayasa değişimi yolunda, tbmm içi ve halkoylaması ne getirir bilmiyoruz. biliyorumcuların değişim getirmeyeceği karamsarlıklarını biliyoruz. ayrıca, 2017'de seçimler olunca mı; yoksa, olmazsa mı değişim olacaktır bilmiyoruz. biliyorumcuların bildiklerini biliyoruz.

23 aralık 2016, college station, texas.