türkiye, ancak ve ancak, ırak ve suriye sonlandığında, musul'da ve halep'te olur. görünen odur ki: musul ve halep yokoluyor. musul'u olmayan ırak ya da halep'i olmayan suriye mi olur? türkiye musul'da ve halep'te tarihsel hak savıyla olamaz. türkiye bağdat ve şam'daki siyasi iktidarlarla savaşarak güç gösteremez. türkiye'nin gücü: bağdat'ta ve şam'da güçlü iktidarların olmasıdır. türkiye cumhuriyeti kurucularının ve sürdürücülerin bu temel ilkesinin geçerliliğini anlamayanların, 1923'ten bu yana yer[altından/üstünden] dirençleriyle bugünü yaşıyoruz. halep de, musul da sonlanmaya gidiyor.
ışid diye, geleceği olmayacak bir geçiciliği dayanak yaparak, bugünkü bağdat yönetimi ırak'ın sürdürücüleri olamaz. benzerini, şam yönetiminin de suriye'nin sürdürücüleri olamaz diye görmeliyiz. bu durumda, soru şu oluyor: şam'da, esad suriye'nin ve bağdat'ta, haydar el-abadi ırak'ın geleceğini noktalamakta kararlılar mı? bağdat'taki yönetimin ırak'ın dağılmışlığının ve şam'daki yönetimin de suriye'nin bitmişinin temsilcileri olduğunu görelim. şam'daki yönetimle ya da bağdat'taki yönetimle musul ve halep sonlanması sonrası uzlaşımı boşuna beklentilerdir. önemli olan şudur: musul'u olmayan ırak ya da halep'i olmayan suriye nasıl sürdürülebilir? önce ışid'i arındıralım diyenlerin, yanıtı olmayan bu soruya, tasarımları yoktur. bugün işid'i arındırma günüdür. önce bugünü bitirelim; sonrasını o gün düşünürüz yaklaşımı, musul saldırısının ve halep'teki yıkımın yürütücü güçleri oluyor.
bilinmeyen şudur: sonunda musul bitmezse ve halep yokolmazsa ne olacak? 2014'te, musul'u ışid'e bırakıp kaçmış erbil ve bağdat yönetimleriyle uzaktan seyretmiş türkiye ve iran bugün de kıyıdadır. ola ki, abd desteğinden de musul ışid'ten geri alınamazsa; halep'in yıkıma direnci sürerse, türkiye ve iran olmadan musul ve halep yeniden olamaz. musul ve halep'te devletçik çözümleri de geçerli olamaz.
sorunun en canalıcı yanı şudur: türkiye ve iran abd'yle mi, rusya'yla mı musul ve halep'te olurlar? ya türkiye iran'la olarak musul'da ve halep'te iran ve türkiye olursa? yanmış, yıkılmış parçalanmış musul ve halep'te yalnızca bağdat'la erbil'e ve şam'a bağlı çözüm olmayacağını abd ve rusya benimser mi? çözümleri ve güçleri olsaydı: ne iran'ı, ne de türkiye'yi, ırak'ın ve suriye'nin içinde bunca tutmazlardı. halep'te ve musul'da, abd de, rusya da türkiye ve iran'dan güçsüzdür. bu gerçeğe gelininceye musul'da ve halep'te yıkım sürecektir.
ışid nereden çıktı sorusuna yanıtlar inandırıcı olmadı hiç. abd ışid'i kurguladı/yapılandırdı yanılgısından, barışçıların sessiz ve etkisiz olduğunu görmeliyiz. ışid'e, ırak'ta, 2014 seçimlerinin sonucunda, bağdat'ta ırak'ı sürdürmekte, nuri el-maliki'nin "mezhepçi" inadına abd'nin güçsüzlüğü neden oldu. abd ırak'a gitmekle de, ırak'tan ayrılırken de, ırak'ın ve çevresinin barışından önce, abd'nin güvenliği ve çıkarlarını temel aldı. abd, ayrıldıktan sonra, ırak'ta uzlaşım olmayacağını, kanlı karşıtlaşma olacağını 2 ağustos 1990 gününden biliyordu. bilinenleri abd değiştiremedi ve bilinenler yaşananlardır.
abd, tarihin çözemediği, savaşla çözülmeyecek ırak ve suriye mezhepler karmaşısının çıkabileceğini biliyordu. abd, ırak'ta ve sonrasında suriye'de, içsavaş olursa, abd'nin yan tutmayacağı varsayımıyla uzlaştırıcı güç olabileceği yanılgısından uzak duramadı. ayrıca, iran'ın ırak'ta güç olabileceğini önleyecek güçte olduğu yanılgısından da uzak kalmadı. daha da kötüsü, türkiye'nin, ırak'ta ve suriye'de olacaklarda, abd'yle olmayacağını aşabilecek güçte olduğu yanlışından dönmesini bilemedi.
ışid'in yöneticilerinin ve yönetiminin geleceği olmayacağı 2014 haziran'ında açıktı. işid karanlığı rakka'da, musul'da, sincar'da yaşanırken de ışid'in süreksizliği açıktı. açık olmayan bağdat ve şam'da yönetimde olanların bu açık olandan ırak ve suriye'nin geleceğini tanımlamaktaki yanılgılarıdır. abd'nin "lojistik" ve "donanım" desteğiyle, abd "istihbarat"ı ve komutasıyla ışid, sonunda dağılır. geriye kalan musul mu olur; halep mi olur? bu soruya abd'nin açık yanıtı yoktur. abd, 1990'dan bu yana "anı" abd yararına yatıştırmaktan öteye güç gösteremiyor. bugün de olan ve olacak odur. abd için, bugünü sonlandırmak önemli oluyor. yarını, günü gelince çözeriz, 1990'dan bu yana yürümedi. ışid sonrası için de yürümeyeceğinin tüm izleri musul'da yaşanıyor.
musul'da, ışid sonrasında, "haşdi şabi"nin olmayacağının, erbil'in tarihte olmadığınca musul'da olmasının ya da, türkiye'nin savaşın içine çekilmesinin getireceklerinin üstesinden abd gelemez. rusya'nın da: ırak'taki, suriye'deki karmaşanın sonrasından, pay alırım beklentisinden çok, rusya'nın parçalanmasını zorlaştırmaktan öteye gücü yoktur. "emperyalizm" ve "böl ve yönet" açıklayıcısı abd karşıtlarının da tartışmalarda yeri olmadığını yinelemeye gerek yoktur. ırak'ta ve suriye'de sonunda ne oluru öngörmek zordur ama, sonunda, ırak'ı ve suriye'yi abd ve rusya yönetecektir öngörüsü tümüyle geçersizdir.
türkiye, ırak'ta ve suriye'de savaşın sonunda genişlemek ve sınırlarının güvenliği için değildir. 1945'ten bu yana abd'yle olmaktan uzak kalamayan türkiye'nin, cumhuriyet'in kurucularının kazanımlarını ve "bağımsızlık" gerçekçiliğinde yeterli direnci gösterememenin sonucudur türkiye'nin musul'da ve yarın da halep'in kıyılarında bekler olması.
türkiye'nin sınırları içinde güvenliğini kuşkuda görenlerin bugüne getirdiği türkiye'nin, abd'den koparak rusya'yla olması da; abd'yle rusya karşıtı olması da cumhuriyet'in kuruluşuna aykırıdır. türkiye, musul ve halep kıyılarında olmaktan geriye dönebilir mi? abd ve rusya musul'da ve halep'te kazanmadığı sürece dönemez. bugünkü duruma her isteyen dünkü tasarımlarının gerçeklendiği varsayımıyla olanı açıkladığını sanmaktadır. sanıyla gerçeklerin çakışmadığı ortadadır.
abd seçimlerine iyice yaklaşıldı ve abd'de demokrasi gelenekleri sarsılmaktadır. reagan'dan bu yana ya da daha açıklayıcı olarak: abd'nin vietnam'da yenilmesinden bu yana, özellikle iki gelişme yaşandı abd demokrasisinde. abd'de başkanlık kurumu sıradanlaştı ve ardı sıra gelen yetersiz başkanlarla başkanlık önemini yitirir oldu. başkanlık yetersizleşirken meclisler ya da yasama gücü de yetersiz kaldı. abd için, daha da kötüsü, yürütmeyle yasama arasındaki doğal karşıtlık, uzlaşmaz karşıtlıkta tıkanmaya vardı.
öyle görünüyor ki, 8 kasım'a iki parçalı giden cumhuriyetçiler'in karşısında iki parçalılığını geçici uzlaştırmış demokratlar'ın seçimlerden önde çıkması olağandır. özellikle, 2010'lardan bu yana, küreselde çokça yaşanır olan, yoklamalara aykırı seçim sonuçları olmazsa, abd seçimlerinden demokratlar'ın önde çıkması beklenendir. sorun: 8 kasım'da ne çıkacağından çok 8 kasım sonrası, abd'de, geleneksel kendi içinde parçalı iki partili siyasi düzeni korunacak mıdır? trump seçmenleriyle sanders seçmenlerini hillary clinton nasıl biraraya getirebilir?
abd'de siyasi düzenin değişiminden çok tarihte uzun süredir yaşanageldiği gibi sürdürülmesinde tutuculuk kazanacak mıdır? yoksa, abd demokrasisinde, 1860'larda yaşanmış iç savaş'tan bu yana bastırılmış iç savaş gerilimi yeni koşullarda yeniden oluşur mu? sonuçta, 8 kasım'da abd'de değişim olmayacaktır; abd siyasi gelenekleri sürdürülebilirlikte darbe alacaktır.
21 ekim 2016, college station, texas.