19 Ağustos 2016 Cuma

suriye'de mi, suriye'yle mi? / cumaları -- 593.

türkiye'nin önündeki öncelikli seçim değişmiyor: suriye'de türkiye olacak mı; türkiye süriye'yle olabilir mi?

türkiye'nin, 1989'la, abd ilişkileri 1989 öncesine benzemedi. soğuk savaş süresince, abd'nin, müslüman toplumlarla sorunu, enazda yaşandı denilebilir. müslüman toplumların despotları sscb'yle silahlanmayı seçerken, müslüman kitleler ve örgütlenmeleri, komünizme karşı, abd'yle oldular. müslüman toplumların belirleyici olanları türkiye, iran, pakistan ve suudi arabistan seçmelerinde hep abd yanlısıydı. mısır ise, 1952 ile yer değiştiren ilk müslüman ülke idi; 1973 sonrasında, sovyetler birliği ekseninden ilk ve tek kopan da mısır olmuştu.

1989'la değişim avrupa'da idi. doğu avrupa sscb'den özgürleşince, rusya sscb'den kopunca, müslümanlar için komünizm korkusu kalktı. abd/ab, rusya'yı çevrelemek ve bir daha asla önceliğinde yoğunlaşınca, müslüman örgütlenmeleri, sscb destekli despotlardan uzaklaşmak için özgürlük arayışında abd ile olamadı. uzun süre, akılları ve bilgilenmeleri "soğuk savaş"la donmuşlar, abd müslümanları kullanarak ortadoğu'da yayılıyordan ötesini tasarlayamadı ve değişimler yanlış öngürüleri körükledi.

abd'nin 1989 öncesi ve sonrası değişmezi israil'i süreklileştirme odağından, rusya'nın ortadoğu toplumlarında dayanaklarının yoksunluğunu, abd yanlış değerlendirdi. müslüman örgütlenmelerin abd'yle birlikteliğinin, soğuk savaş koşullarının geçiciliği olduğunu abd yanlış değerlendirdi. müslüman toplumlarında, abd'ye, rusya/komünizmden güçlü tepkicilik olduğu yaşanarak öğrenildi. buna öğrenmek denmez denebilir. abd/ab birlikteliği ile üstesinden gelinebilir müslüman "radikalizmi" ve hemen anında "köktendinciliği" sorunu, sscb yanlısı despotların gidişinden önemli sorun olarak açığa çıktı.

1979'daki iran devrimi ise soğuk savaş'ın sonlarına yakın ve abd/ab'nin büyük yenilgisiydi ve müslüman sorunu olmaktan çok israil karşıtlığı olarak varsayıldı. iran devrimi öncesinden lübnan içsavaşı da, abd yanından, kısıtlı israil karşıtlığı olarak algılandı ve tepki o noktada yoğunlaştı.

sorunun filistin değil de, despotlardan da öteye özgürleşmek isteyen müslüman yaşama ve siyaset olduğu 1989 sonrasının belirleyicisi oldu; bu sürecin bir aşaması körfez savaşları, bir aşaması arap baharı, bir dönemeci libya saldırısı ve son durağı suriye'deki duraklama oldu. afganistan ise, uzun süre, bunlardan bağımsız ve yalıtılmış idi. libya saldırısı ve libya'nın dağıtılması sonuçlandırılmadan gelişen suriye'de tıkanıklık, 2014'de ışid olgusuna dönüştü.

ilk başta ırak ayrı, suriye ayrıydı. özgür suriye ordusu, abd/ab önderliğinde suriye'nin çevre devletlerinin desteğiyle abd'nin libya benzeri ucuz kazanımı olmadı. abd için, afganistan ve ırak düzeyinde kaynak yitirmesine neden olmadı ama, abd/ab için, 1989 sonrası, ilk güç yıpranmasına dönüştü.

akp, 2002'den bu yana türkiye'nin içinde ve dışında çevre koşullarını enson değerlendiren ve somutu yoksaymasa da, 2002 öncesi soyutlarını ("müslüman" ümmetinin birliği) gerçeklik ve doğru varsaydı; uyguladı. akp, 1989 gelişmelerinin üstüne çıkacağı ve tarihten gelen gücün etkili olacağı düşleriyle türkiye cumhuriyeti'ni 1914 koşullarının kıyısına götürdü. daha da kötüsü, türkiye'nin içi ve dışı koşullarını abdülhamit'in güçlü devletler arasında denge siyasetlerini geçerli saydı. davutoğlu'nun geç kalınmış etkisizleştirilmesinin ne getireceğini davutoğlu'nun etkisizleştirilmesinde etken olanların bilinmemesi de açıklamakta zorlaştırıcı öğedir. davutoğlu'nun yanıltıcı ve yenilgi siyasetinde akp içindeki destekleriyle karşıtlarını hiç bilemedik. akp, 2002'den bu yana, partiçi demokrasilerini açıkta yaşamadı, yaşatmadı.

15 temmuz sonrası akp, öncesinden değişik olarak dışa açık olabilir mi? akp, içindeki ayrımların özgürce çatışmalarını ve uzlaşımlarını açıkta yaşar mı? öncesi olmadığından, öngörülerde, olsa olsa yönteminden ötesini düşünebiliriz ama, ortada yaşanmadan akıl yürütmek yanlıştır. ortada akıl yürütenlerin yönlendirme ve öznellikten güç aldıklarını güvenle söyleyebiliriz. yarın birün gerçeklikle çakışmaları da rastlantı olarak alınmalıdır.

türkiye'de davutoğlu gücünü nereden aldı; türkiye cumhuriyeti nasıl oldu da, abd/ab adına suriye'de oldu oluyor yaşadı? bugün de değişik olan suriye'yle olabiliriz de açıklık var mı? suriye'de olamadık; suriye'yle nasıl olabiliriz konusunda kamuda ne tartışma vardır; ne de beklenti. özellikle, başbakan binali yıldırım'ın gücünü nereden aldığı az bilinen suriye'yle olacağız umudu yönlendirmesi vardır.

dün suriye'de olamayan siyaset günlerinde de; bugün suriye'yle olacağız iyimser beklentilerinde de neden nasıl sorularının yanıtsızlığı boşluktadır. suriye'de olmak güç gerektirdi; suriye'yle olmak da güç olmayı gerektirir. dün olmayan güç bugün olabilir mi? dün vardı da neden güçsüzlük yaşandı; bugün var da, sonu yine güçsüzlük olunca, sorumlu kim olur?

15 temmuz ya da davutoğlu yıldırım değişimi türkiye'yi suriye'den uzaklaştırdı mı; türkiye bugün dünden daha da çok suriye'de mi olacaktır? ortada bilinenler azdır. bildiğimiz israil'le, rusya'yla yanyana olmanın ötesinde suudiler'den iran'a doğru yakınlaşma arayışlarıdır. suudiler'le suriye'de olmaktan iran'la suriye'yle olmaya mı gidiyoruz?

bunlar yaşanırken ilerleyen abd seçimleri türkiye'nin suriye seçmelerini dönüştüren olur mu? abd ırak ve suriye'de kendi güvenliğini türkiye'siz yaşıyor ama, yarın türkiye'yle olmaya döndüğünde uzlaşım nerede düğümlenir? ırak'ın kuzey'i ve batı'sı abd için geriye döndürülebilir mi? türkiye'yi değiştiremeyen abd, suriye ve ırak'ta türkiye'den uzaklaşmasını geriye döndürebilir mi?

günümüzün türkiye gerçekliğinde bu soruların yeri önceliklilerinde değişim yaşanmıyor. türkiye'nin rusya ve iran'la arayışları abd'nin suriye ve ırak siyasetlerini, iran, suudiler ve mısır ilişkilerini değiştirmeyeceğini bilerek davranmak gerekir. abd'ye siyaset dayatmak abd siyasetlerini değiştirici olmaz. abd, ırak ve suriye'de yenilince siyaset değiştirir. türkiye'nin abd'yle ve abd'den değiştiği 1989 öncesi ve sonrasının değişmeyen gerçekliği olmuştur. yarının değişik olması türkiye'nin dayatma gücünden çok direnme gücünde yaşanabilir.

1947'den bu yana abdsiz yaşamayan türkiye gerçeğini değiştirmek türkiye'nin hedefi olmalıdır ama, düşsel yaklaşımlar ve söylemlerden çok içte ve dışta gerçekçi uzlaşımlarla olabilirliği akıldan uzak tutulmamalıdır.

19 ağustos 2016, foça, izmir.