29 Temmuz 2016 Cuma

devlet benim, devlet benim olacak / cumaları -- 590.

bunların demokrasilerde olmadığını biliyoruz: 1. devlet benim ya da bana karşı olanlar devlete karşıdır; 2. devleti elegeçirme ya da sızmayla devleti yönlendirme. demokrasilerde devleti yürütme gücü için, yasamada güç olarak ve yargının bağımsızlığından, kuşkulanmayı bırakalım, yargının bağımsızlığından güç almayı anlıyoruz. seçimle, oygücüyle temsil hakkı kazanan çoğunluklar güçleri birleştirmeye yöneldiklerinde, demokrasiden aldıkları güç, güçsüzlüğü simgeler. demokrasilerde, anayasallığı değiştirmekten önce anayasallığa uymak yükümlülüğü belirleyicidir.

1950'den bu yana oygücünün uygulamakta zorlandığı açıktır: karşıtlarını, "çoğunluk" dayanağıyla gerileteceğini sanmalarıyla geriletememeleri gerçekliği değişmedi. ayrıca, oygücünden uzak kalanların da, oygücünü yoksaymakla yoketme girişimleri eksilmeden süregitti.

devletin içinde parçacıklar, adacıklar oluşmasına devletçik özlemleri diyoruz. devletçik özlemcilerinin tutkulularının, yeraltı örgütlenmelerini geçerli olacağı varsayımıyla sürdürdüklerini nice yaşadık. varlıkları sokaklarda sıradalanmış ve gizemli işlerliği olduğundan abartılı sayılarak varılmış 15 temmuz kalkışması nasıl sonlanır ya da son mudur? yanıtlamak sorgulamaktan zordur günümüzde. her darbe, her başarısında, son darbe diye yansıtır kendini. 15 temmuz'daki utanç görüntülerinin ilk değerlendirmecileri sözlerine darbelerin, darbecilerin sonlandırıcılığından başladılar. darbelerin olmazlığından sözedenler değişmeksizin yaşamalarını sürdürüyor.

akp karşıtlarıyla akp çoğunluğu arasında 15 temmuz'a göre değişenler oldu. oysa, görünürde, olanlara göre olacakları: akp ile akp karşıtlığı dışında görenler utanç duyulacak düzeyde yetersizdir. 15 temmuz utancının yine ona yaradığı ilk tepkilerdendi. 15 temmuz'un utancından hınçlananların, bunu da onun yeni girişimi olarak algılayanlar, düşüncelerini ona göre kurgulayanlar az değildir.

utanç derken bunları görmezlikten gelemeyiz. ben sorumlusu değilim huzuruyla olsa olsa yöntemciliğiyle o gitmediyse onun yararınadır ve onun girişimidir kurguculuğundan yarına kalıcı değişimler beklemek güçleşiyor. nasıl ki, onlarca yıldır siyaseti sivil toplum örgütlenmesi yapmacıklığında siyaseti partileşmeden uzaklaşmacı sokak, meydan gösterilerine dönüştürmeci azlıklar örgütlemesi görenlerle gösterenler: 15 temmuz'un ardındaki karanlık güçleri 15 temmuz öncesinde görmediğinden öteye, yarına da görmeyeceklerini ortada sürdürüyorlar. siyasetin, sivil toplum örgütlenmesi olmadığını, sivil toplumsal kuruluşların, toplumlarının sivil odaklarında yoğun olmalarını aşmayı hak saymalarının durmasını düşünebilir miyiz?

15 temmuz öncesinin temel sorunu: cumhuriyet'in yeniden, kökten değişimi isteğinde buluşmuş geleneksel üç toplumsallığın siyasi kesişmesi değil midir? cumhuriyet'le ilk gününden direnç odakları olarak yaşamış müslüman sivilliği, kürtçü sivillik ve komünist ütopyacılık yoksayılabilir mi? türkiye cumhuriyeti'nin bir devrim olduğunu anlamamkta direneler: cumhuriyet devriminin saptığından yokedildiğine; yanlış cumhuriyet olduğundan yıkılası olduğuna değin, durmaksızın düşünce üretmişlerin, demokrasiyi yoksayıp, durmaksızın, yaşanmış demokrasiyi faşizm diye görenlerin, bugün yeniden, 15 temmuz sonrasında faşizmin somutunu yaşadıklarından çıkardıkları ne oluyor? bilmiyoruz.

demokrasi istiyoruz yanıt olmuyor. 2002'den bu yana demokrasinin olanaklarını kullanmamanın sorgulanmasını yapmadan ve yanlış cumhuriyet, kökünden sapmış cumhuriyet varsayımlarının sorgulanmadan direnç oluşmayacağını, akp iktidarında yenilenme olmasının akp'nin içinden sorgulamayı gerektirdiğini düşünme zamanında olduğumuzu anlamamız gerektiğini bilmeliyiz.

yarın yine seçim olacağını bilerek ve cumhuriyet'in demokrasiyle yükseldiğini, yürüyeceğini bilmeden nice düşlerin, programların, örgütçüklerin işe yaramayacığını unutmamak gerekir. devletin örgütlenmesini düşmanlık görmekle, devleti benim özlemlerimin aracı olacağı varsayımındaki siyasetlerin kesişmesi demokrasi faşizm karşıtlığı değildir. yaşanan kargaşaların karmaşıklığından kurtulamamanın yeni görünümü ve gösterimidir dersek; olanları, 15 temmuz utancını küçümsemektir kolaycılığı olarak alamayız. 15 temmuz utancına hayırdan ötesi de: neden ve nasıl oluyor da 15 temmuz oluyor sorusunu demokrasi faşizm ikileminden kurtarmalıyız.

15 temmuz'u o yaptı, 15 temmuz'la o kazandı  değerlendirmesi 15 temmuz sonrasında yaşayamayacak olan öngörüdür. 15 temmuz sonrasındayız: devlet düşmanları da, devleti ben yönetirim ve devlet benim değilse kendi devletim devletçikçileriyle yaşamanın sonlandırılması gerektir. gereğinin izleri de yeteri koşullarının yine seçimle oluşacağına göre davranmaktır.

15 temmuz'un sonuçlarını öngörmek için çok erkendir. yine de, onun, akp'nin, türkiye'nin kurumlarının aldığı darbelerin etkileri uzun süreli olacaktır. kalıcı da olabilir mi değişimler? en büyük değişim incirlik odağında abd ve sonrasında ab ile karşıtlaşmalardır. musul ve halep oradadır ve türkiye olmadan oralarda yaşanacak değişimler abd/ab gücüyle ve abd/ab özlemlerine göre oluşmaz. abd/ab'nin, türkiye olmadan, musul ve halep'te olabileceğini düşünenler akp iktidarını abd/ab hizmetinde görenler dışında yoktur. abd/ab'nin halep ve musul'da olmadan, bir de türkiye'den olması zordur. o zaman, abd/ab, akp'den öteye kimlerle ve nasıl olabilir? akp, abd/ab'siz olabilir mi? türkiye'nin yaşamsal sorununu bu noktada düşünmeliyiz.

abd'de, önce, cumhuriyetçiler trump/pence olarak seçmelerini yaptılar. ardından da, demokratlar, clinton/kaine olarak 8 kasım'a yönelmeyi seçtiler. 1 eylül'le başlayacak seçimde abd'nin temel sorusu: abd içinde iktisadi durgunluk yaşamadan ve dışarıda savaşmadan abd güvenliğini sağlama siyaseti nasıl sağlanabilirdir. abd'nin içine kapanıklığının sürmesini hızlandıracak bir seçim sonucu mu yaşanır; yoksa, abd'nin dışarıda olmasında, aracı, öncü devletçik yapılanmalarını zorlaması sürdürülebilir mi? abd'nin, ırak'ta, suriye'de, afganistan'da, libya'da ve olası devtletsizleşme toplumlarında abd'nin ardına alabileceği devletlerin azalması gerçeğini abd yönetimleri değiştirebilir mi?

29 temmuz 2016, foça.