27 Mayıs 2016 Cuma

yenilen, yenilecek türkiye değildir / cumaları -- 581.

türkiye'de yaşananları, 1923'e 1946'ya göre açıklamak gerilerde kalmıştır. türkiye'de yaşananları 1961'e göre açıklamak 1971 sonrasında konu edilmez olmuştur. 1971'e, 1961'e göre varmıştı türkiye ve 1971'le 1961'i yapanlar 1961'i küçülttüler. 1971'le başlayandan 1980'i buldu türkiye.

1980'in etkin sözcüsü kenan evren'in 12 eylül sabahı türkiye'ye sözleri, 1961'den bir anlamda özür dileyicilikti. gününde öyle algılanmadı ve o yanı önemseyen olmadı. geleneksel faşistler/cunta söylemi içinde 1961'e tepkicilik anlaşılmadı. 1961'e karşı olan evren arınmacılığı, türkiye'de siyasi dayanak olarak 1960'da noktalanan dp siyasiliğini yüceltmişti ya da dp yönetimini küçültücü kurum adına, bir anlamda, özeleştiri yapmıştı. gününde de, sonrasında da, günümüzde de, 1980'in, 1961'le özgürleşenleri yokeedici ve 1946'yla özgürleşmişlerin önünü açıcı olduğu az konu olmuştur.

türkiye cumhuriyeti'nin özgün anayasası 1924'le yürürlükte olanıdır. 1960, tarihte ikili konumdadır: bir yandan dp'yi 1924 anayasası'nı yoksayıcı göstermiş ve öte yandan da, 1924'e karşıt 1961 anayasası kuruculuğuna aracı olmuştur.

1961 anayasası 1924 anayasası'ında olmayan nice kurum ve işleyişi getirmiştir. 1980'in ilk elediği ikinci meclis("senato") yeterince anlaşılmadan 1980 sonrası ortadan kaldırılmıştır. o gün bugündür, "senato" arayan ve özleyen olmamıştır; neden sorgulaması ve tartışması neredeyse kamuda yaşanmamıştır. 1961 anyasası, ilk günden "özgürlükçü" diye nitelenmiş ve aykırısını tartışmak olanaksız kılınmıştır. çok açıktır ki: özgürleşenler ve özgürleşmelerle "kısıtlamaların" zorunluluğu ilişkisini tartışanlar dp izlerleri olmuştur. dp karşıtları için kısıtlayıcılık değil özgürleşme temeldir. burası doğaldır va anlaşılır. dp'nin kısıtlanmasının: salt dp değil, anayasa dışına yolalmış dp yöneticileri değil, çoğunluk kazanan/kazanacak siyasilik olduğu yoksayılmıştır.

bunca yıl sonra, 1961 anayasası'nın ardındaki güçlerin "siyaset"i küçümseyen ve yoksayanlar olduğunu düşünmenin günleri zorlanmaktadır. 1961 anayasası'nın özgürlükçülüğünün: "çoğunluğun" demokrasilerde yürütücü, yasamacı ve yargının bağımsızlığının güvencesi olduğunu zorla topluma dayatıcı olmasını yoksayamayız. 1961 anayasası, temel ilke olarak çoğunluğun kısıtlanması ve denetlenmesinin "anayasallık" gücüne erişmesidir. 1961 anayasası'nın yürürlüğe girdiği 9 temmuz 1961'den sonrasından bu yana, işlerlikte, çoğunluk siyasiliğiyle siyasetçilerini kısıtlamak işlevi yıpranmıştır.

1961 anayasası öncesinde partili cumhurbaşkanı kavramı "partisiz" olanla yer değiştirmiştir. 1961'den bu yana çoğunluk siyasiliğini kısıtlayıcılıkta cumhurbaşkanlığı'nın "partisiz" ya da özlendiği gibi "siyasetsiz" olması zorla yürümüştür. 1961'in ilk cumhurbaşkanı cemal gürsel de, sonrakiler de giderek daha partili ve daha siyasi olmuşlardır. sonunda, 1961 anayasası cumhurbaşkanlığı kurumunda tıkanmış ve tükenmektedir. sanıldığı, söylendiği gibi, 1961 anayasası'nın en özgün kurumu olan siyaset dışı ya da partisiz cumhurbaşkanlığı kavramını ve işleyişini noktalayan o sayılmamalıdır. onun kendini buyurgan önderlikle özdeşleştirme tutkusundan öteye tartışılması gereken bir aykırılık ve uyumsuzluk vardır.

sonuçta, o, özlediği buyurganlığını, 2002'den bu yana, yürürlükteki 1961 anayasası geleneğindeki cumhurbaşkanları ve cumhurbaşkanlığı'yla yürütmüştür. dp'nin anayasa dışına çıktığı görüntüsüyle eylemliliğinin çok ötesinde anayasa dışında yaşama geleneğini durmaksızın sürdüren onu anayasallıkla durdurma gücü örgütlenememiştir. sorunun o olduğu, gerçeğin tümü değildir. ondan sonrasında da, türkiye'de 1924 anayasası mı, 1961 anayasası mı tartışması dinmeyecektir. ya da akp'yle 2002'den bu yana gerçeklenmeyen üçüncü bir anayasallık mı oluşacaktır?

türkiye'de olanları onun odağından gözlemek ve açıklamak anlaşılır ama, getirisi olan bir siyasi sonuca varmıyor. akp'de onun tekliğine gidişin hızlanması ve güç gösterisinin siyaset olarak yansıtılmasına tepki anlaşılır ama, siyasette değişim getirmiyor. akp'nin olağanüstü kongre'den tartışmasız ona bağlılık gösterisi: akp'de alçalışın durmadığını ve alçalmada yola devam edildiği açıktır. ondan sonrasının olmadığı bir akp gidişine varılmıştır. akp kurumsallığı onda tıkanmıştır.

akp güç gösterisinde yolalırken hdp siyaset dışında tükenmekte ve mhp dağılmaktadır. ya chp? chp'nin içinde nice chpler barındığı değişmeyen gerçekliğiyle sürüyor.

türkiye'nin çevresinde ışid'e yönelik yeni bir gelişme yaşanıyor. bir yandan bağdat'ta içsavaş sonlanmak bilmiyor; felluce'de kanlı içsavaş belirsiz sürüyor. benzeri biçimde, eşanlı ve eşgüdümlü, rakka'da, abd kamuoyuna aykırı, ışid'e saldırıda devletçik özlemcilerinin kalkanında ve simgeleriyle abd askerlerinin yönlendirdiği saldırı gelişiyor. abd, ırak'tan uzaklaşmış durumdayken suriye'de varolmayı zorluyor. felluce ve rakka'dan sonuç alınmadığında geriye suudiler'in başını çektiği ve türkiye'nin de içinde olacağı varsayılan güç sırasını bekliyor.

abd'de cumhuriyetçi parti'de donald trump'ın önlenemeyen adaylığı çoğunluğa erişti. adaylığı önlenemeyen trump'ı sonunda abd'nin genel seçmenleri önleyebilir mi? demokratlar, 7 haziran'da hillary clinton'un başkanlık adaylığının güvencesini sağlar mı? büyük olasılıkla evet diye beklemek gerekir. demokratlar'da sorun: bernie sanders'in topladığı seçmenlerin clinton yönetimiyle nasıl uzlaştıralabileceğidir. abd'yi, 8 kasım seçimlerinden ötesinde de parçalanmışlıkla gerilim belirleyecektir. abd'nin içine dönüklüğünde ırak, suriye, suudi arabistan, iran nasıl konuşlanır? mısır ve türkiye nasıl etkilenir?

türkiye'nin 1961 anayasallığı, 1971 arındırılmalarına, 1982 yeniden yazımlarına karşın çatırdarken; 1945'le başlayan 1960'larda ancak kuşku duyulmuş ama, değiştirilmeyen abd'yle ikili ilişkiler de çatlama eğilimi gösteriyor. sonunda, 1961 anayasallığı ve 1945 abd birlikteliği değişir mi? değişecektir demek zordur; değişebilirlik dayatmaktadır.

27 mayıs 2016, college station, texas.