türkiye'de 7 haziran'la varılan noktaya dönüş yoktur. 1 kasım'la gelinen noktayı 7 haziran'la yenilemenin olmayacağını bilerek siyaset yapanlar yarınlarda olabilir. 7 haziran'a varışta ne oldu ya da 7 haziran nasıl olmazlandı konusunda inandırıcı söz ve hedef ortada yok. 7 haziran'ın olmazlanmasını ve 1 kasım'la gelişenin nereye yönlendiğini öngörüde kullanılan akılların nereye yönlenildiğini değiştirme gücü yoktur.
türkiye'de "başkanlık" istenen bir yönetim değildir. tbmm işlerliğiyle anayasallıkla ve halkoylamasıyla başkanlık olmayacaktır. bu gerçekliği: ya olursa korkusu yaşayanlar ya da olacaktır dayatmacıları bilmiyor mu? bilmezlikten geldikleri açıktır. 7 haziran'a başkanlık olmayacaktır diye varıldı ve varılmayacağını gördük. sonrasında olanlar başkanlık olmayacağının bilinmesiyle oluşanlardır. seni başkan yapmadık deyip de bayrak açmayı, gün bugündürü açıklayamazsınız. başkan olmak için savaş da çıkarır deyip; işte savaş durumu demekle açıklama yapmış olamazsınız.
akp, açıkça, abd ile birlikte ırak yönünde destek olacağına, abd'nin özlemlerini umutlandırdı ya da abd öyle değerlendirdi ve iyimserdi. 1 mart 2003'te tbmm, türkiye'de belirleyici güç olduğunu ve dışarıdan etkileri, türkiye'nin geleceği açısından, abd'nin beklediği yönde oylamadı. akp iktidarı bu nedenle başladı ve bu nedenle yönlendi.
1 mart'ta abd'yle birlikte olmaya direnenlerden zamanla yön değiştirenler ya da o gün yanlış yerde olduklarını sananlar, söyleyenler oldu. o gün bugündür o kararın gereği ve gerekçeleri değişti denemez. üstüne suriye de eklendi.
abd açısından ortadoğu'da "soğuk savaş" döneminden kalıntılar, baas varlıkları ve yönetimleri değişmeli ve 1919'dan sonra yönetilemeyen ortadoğu'nun sovyetler'den arınmış rusya'yla bir daha olmamacasına biçimlendirilmesi gerekliydi. tarihi değiştirme 1919 sonrasında olmadı; soğuk savaş süresince olmadı; 1989 sonrasında neden olsun ki?
1990'dan, 1991'den buyana olanlar ortadadır. ırak'ta, suriye'de hristiyan azınlıklar, neredeyse, yokolmuşlardır. yahudi nüfus kalmamıştır. abd'nin istediği bu değildi; abd'nin gerçeklediği bu oldu. azınlıkların, azlıkların dışarıdan güçlerle birlikteliğinden ya da dışarıdan onlar adına egemenlere, çoğunluk güçlere isyanlardan korku geliştirmenin ötesinde değişim getiremezsiniz. ortadoğu'da değişim yaşanıyor ama, abd'nin istediği ve olmasını sürdürmekten caymayacağı yönde değil.
türkiye'de, 2002'yle abd'yle olan akp'nin yarattığı sorunlarla gerilmiş türkiye; 2013'ten bu yana da, abd'yle olmayacağına dönüşmekte olan akp'nin yarattığı gerilim, yönetemezliği değiştiremiyor. abd'nin akp'den beklediği: türkiye'nin ortadoğu'da abd'nin önünü açan, abd çıkarlarının ve güvenliğinde destek güçten öteye önde korumacılık etmesidir. abd bu siyasetinden cayar mı? 1990'dan bu yana abd'de yönetimler geldi gitti; abd siyaseti ve türkiye'den beklentileri değişmedi. 1990'dan bu yana, türkiye'de, abd'yle olanların, abd'yle olacaklarını sezinletenlerin, türkiye'yi ırak'a ve suriye'ye taşıramadığını yaşayarak öğrendik mi? evet demek zordur.
geldiğmiz noktada, abd için akp'yle değil de, akp'yle olduğu gibi olacaklarla arayışın olmadığını düşünmemek günümüzün temel sorunudur. türkiye akp'yle abd adına suriye ve ırak'a yürüyemez; yürümeyecektir. soru şudur: abd, türkiye'den, akp içinden, akp dışından abd'yle ırak'a, suriye'ye taşacak güçler bulabilir mi? bu sorunun yanıtını bilmiyoruz. türkiye'deki gerilimin bu sorunun yanıtlanmasına göre geliştiğini biliyoruz. abd'yle olmayı seçenlerin, akp'yle yaşanan gerilimi yeniden yeniden düşünmeleri gerekir. türkiye'de içte zulüm ve baskı yapmadan türkiye'yi sınırları ötesine taşırmak olanaksızdır. türkiye'nin içerisinden dışarısından yaşanan baskılardan yararlanıp da 1920'lerden bu yana gerçeklenmeyen isyan özlemlerinin abd'nin desteğiyle çözülebilirliğini düşünenler vardır. dün olmayanın yarın olacağı düşünden ayılmayanların 7 haziran'ı, 1 kasım'ı anladıkları söylenemez.
türkiye gerilimdedir de; ab ya da abd barışını mı yaşamaktadır? ab'nin yaşadığı iş ve güvenlik arayışındaki göçmen yığılmaları ab'nin toplumsallığını sarsıcı gelişecektir. abd ise korkuyu içinde yaşamasa da korkusuzluk huzurunda değildir. abd'de, 2016 başkanlık seçimlerinin beklenmedik iki siyasi tepkisi ve etkinliği tartışmasız cumhuriyetçi donald trump kitleleriyle demokrat bernie sanders'in ardındaki kitlesel çoğalmadır. abd dışarıda etkisizleştikçe ve yayılmada uçlara erdikçe, abd içinde yansımaları olacağı bekleniyordu. abd toplumunda dışa taşma yüzyıldır toplumsal destek bulmamaktadır. oysa, abd'nin yüzyıldır dinmeyen, dışarıda, yayılmacı etkinliği durmak bilmiyor.
abd'de, abd'nin güvenliğiyle sürdürülebilirliğini, abd dışında, düşmanları yoketmek ve dostları çoğaltmak olarak öngörenler egemendir. düşmanların nitelik ve odak değiştirmeleriyle yokolmadıklarını yaşadıkça abd'nin gücünü daha da çoğaltmakla daha da güçlü kullanmak yanlıları da çok.
trump da, sanders de bu tartışmayı ve abd içindeki gerilimi bitirecek güce varamazlar. sanders korkusuyla trump korkunçluğu yerine, 2016'da da olanı sürdürecek hillary clinton ya da ted cruz'la gerilim sürecektir. 2016 seçimlerinin getirdiği birinci durum açıktır: balonlu, bayraklı siyaset günleri değişmektedir. sanders korkusuyla trump korkunçluğu abd siyasetinde, 1970'lerin sonunda sonlanmış görünen karşıtlıkları kabartır mı? siyaset, abd'de yeniden 1960'ların sonlarında, 1970'lerin başındaki karşıtlıklara dönüşür mü? abd'de denetlenemez sokak gerilimleriyle siyasetin oylamadan öteye kabarması yaşanır mı? soruları sormak için yeterince veri vardır; yanıtlama olanağı verileri 8 kasım'a değin artacaktır. abd'de 2016 seçimleri, gerilimi sonlandırmaktan çok gerginliği arttırıcı gelişecektir.
11 mart 2016, college station, texas.