türkiye'de zorla kurulmuş ya da derme çatma uzlaşım köprüleri gezi'de kopmuştu. o günlerden bu yana yeni köprüler de tasarlanmıyor, karşı yakalara geçiş de olmuyor. türkiye içinde, ayrı kıtalarda yaşama sürüyor. her zaman olduğu gibi büyük soru yanıtsızdır: ne güne değin?
uzlaşım değişimi gerektirir. değişim zorludur ve ödündür. ödünsüz teslimiyetsizlik ise durmaksızın savaştır. günümüzde, azlığın çokluğu savaşta yenmesi, düşünülse de, olası değildir. azlıkların çoğunluğa erişmesi ya da çoklulaşması günümüz gerçekliği değildir. egemene isyan tarih boyunca kazanmıştır inancı isyancılar için yürütücü güçtür ama, yenilgilerin çokluğunu atlamayı da içerir. zaferlerin isyanla başladığı gerçekliği, her isyanın zaferle sonlanacağını getirmediği gerçekliğini değiştiremez. savaştan barış özlemek ya da barış için savaş tarihin eskittiği gerçekliklerdendir. savaşın barışı getirdiğinden çok barışın sonlandırıcısı olduğunu düşünmekten yoksunlar çoktur.
suriye'de yeniden göç katar katar. öyle görünüyor ki, ırak ve suriye'de savaşı sonlandıracak güç yoktur ve oluşması da zorlaşmaktadır. suriye'de, ırak'ta, devletsizlikle, devletçik olanlarla olacağını özleyenlerin egemenliği günün gerçekliğidir. uzun süre esad zulmü tek yanlı belirleyici oldu. ardından, suriye'nin esad düzeni karşıtları ve dışarıdan destekçileri yer yer egemenlik kurdular. sonrasında ışid ve en sonunda rusya tek yanlı kendilerine güç alanları oluşturdu. bugüne değin devletsiz olmuş azlıklar da devletçik olmaya kalkışınca, ortadoğu karmaşası insan yıkımı, yeryüzü cehennemi oluşumuyla darmadağınıktır.
suriye'ye baktığımızda, tarihsel olarak, esad zülmünden öteye öldürülen yüzbinleri, göç etmekten öteye güç bulamayan yurtsuzlar ile obama ve davutoğlu öngörüsüzlüğünü görüyoruz. davutoğlu'nu türkiye'nin dışişlerine yükseltenlerin tarihte nefretle anılacaklarını biliyoruz. davutoğlu kalkanıyla kendilerini aklayamazlar. 2014'te davutoğlu dış siyasetinden kurtulma olanağı ortaya çıkmıştı. dışişlerinin yeniğiyle akp'nin ve türkiye'nin dışişlerinden öteye yürütmeden yetkilisi ve sorumlusu olanlar da, davutoğlu nefretinin ortağıdırlar. bugünden sonra davutoğlu'nun değiştirilmesi de, akp'de geriye çekilmesi de yenilenme olmayacaktır. davutoğlu ile yeniden yükseleceklerini umanlar davutoğlu ile battıklarını yaşayacaklardır.
akp içinden sorgulanmalar açıkta ve yeterli değildir. akp içinden, davutoğlu ve onun yükselmesini sorgulamayanlar da sorgulanacaklardır. suriye, türkiye üzerinden boşalırken: küreselin süper gücünün başkanı obama da, tarihte, kaş yapayım (ırak'tan abd'yi savaş dışına çekme) derken göz çıkarmış ("arap baharı" ile başlayan kalkışmayı yönlendirmekten çok onun esintileriyle), geride kalmış bilinecektir. obama, tarihte, olumsuzlanmasından öteye, abd küreselde rusya'yı geriletirken rusya'yı yeniden küreselin kargaşalarına ortak etmekle yargılanacaktır.
günümüzde kurtuluş savaşlarının kazanabilirliğinin çoktan ortadan kalkmışlığını bilmeyen niceleri de: kargaşa ve savaş durumu sürdükçe süren, olmayacak ülkülerinin, yarının tek doğrulayıcısı sanma yanlışından gerçekleri algılamaktan yoksundurlar.
2011'den bu yana akp'nin, obama'nın yürüteceği savaşta, abd'yle eşit yeralarak türkiye'yi genişletme ve geliştirme yanılgısından, 2012 sonlarından bu yana, durulduğu, bilenlerin öngördüğüdür. 2011'den başlayarak, türkiye'yi önden yürüyecek beklentisiyle suriye ve ırak'ta, abd'yi süreklileştirecek yanılsaması 2013'ten bu yana obama'yı tarihte tüketmiştir. obama yönetimi, 2013'ten bugüne, abd'nin, akp'yle zenginleşenleri güçlendirmesini durdurmakta yetersiz kaldığını gözleyen de, söyleyen de, neredeyse, yoktur. abd, obama yönetimiyle, rusya'yı tarihte küçülteyim derken, kırım ve ukrayna'dan öteye yeniden yayılmacılığa yönlendirmenin eksikliğini uzun yıllar yaşayacaktır. bu noktadan sonra, abd askerleri suriye'de, ırak'ta olsa da, 2011'den güçsüz kalacaklardır ya da savaş, abd için de, tüm yöre ülkeleri için de daha kanlı yaşanacaktır.
suriye'yi, ırak'ı bir yana bırakarak, türkiye içinde de, türkiye dışında da düşünmek yanlıştır. türkiye'de olmayacak başkanlık ve anayasa tartışmalarıyla içerideki, dışarıdaki sorun olan ırak ve suriye'de savaşla kargaşa dört parçalı siyasetin kendi kıtaları içinde de tartışmaları bastırmadan ötesini getirmiyor. o zaman, baştaki soruyu yinelemek gerekiyor. her zaman olduğu gibi büyük soru yanıtsızdır: ne güne değin?
abd'de 1 şubat'la başkan adaylarını belirleme seçimlerinden ne beklenebilir? abd'de başkanlığın önemsizleştiğini, güçsüzleştiğini hızlandıran bir seçim öncesindeyiz diyebiliriz. bu durum 2016'yla ortaya çıkmadı. 1976'da da vardı; 1980'den bu yana daha belirgindir. 1992'den sonra ise değişmeyen abd gerçekliğidir. abd'de başkanlık yetersiz, deneyimsiz ya da yapay deneyimlerle öne çıkmışların yarıştığı, kazandığı bir demokrasi etkinliğidir. abd'de 1980'den bu yana değişim diye, washinton'u yıkacağız diye, abd'nin uzun süredir kesintisiz işleyen demokrasisi, giderek değişimlerin önleyiciliğini seçmektedir. abd'de karşıtlık özgürdür ama, karşıtlığın abd'yi yönlendirmesi çoktan geride kalmıştır. zayıf clinton yönetiminden, daha da zayıflamış bush ve obama yönetimlerinin birbirlerini izlemesi, 2016'da da sürecek görünmektedir. değişimler, çokluk, yıkımlar sonrasındadır. demokrasilerde yıkıma direnç vardır ama, demokrasilerde yenileyeci değişim beklemek yanılsamadır.
abd ile rusya'nın belirleyicilikten uzaklaştığı günlerde ab ya da çin yükselen güçlerdir denemez. ab, kendi içinde çokluluğun yasallığını, üretim canlılığını geliştiremezken; çin'de tek parti'nin egemenliğinde gelişmiş yerleşik ve yaygın yolsuzluk düzeninin arındırılması, hergün, daha da zorlaşmaktadır.
5 şubat 2016, college station, texas.