19 Şubat 2016 Cuma

duvar yıkıldı, duvarları özleyenler eksilmedi / cumaları -- 567.

ankara'daki patlama, şiddetin, türkiye'nin heryerine yayılmasını isteyenlerin olduğunu yaşattı. ölmeyi ve öldürmeyi siyasetin temel aracı sayanların varolduğu biliniyor. ankara'daki patlamayı güç gösterisi sayanların demokrasiden beklentileri olmadığı açıktır. günümüzde, yeraltı eylemleriyle, ölmelerle, öldürmelerle kazanılacak nefretten ötesi değildir. şiddetin dayanağı nefret ise, getirisi de nefrettir. türkiye'de şiddet yanlılarının, nefretle eylem düzenleyenlerin, öldürdükleriyle sevgi kazanacaklarını düşünmek yanıltıcıdır; ilkelliktir.

ankara'daki patlamayla yükselen nefreti açıklamakta yarışanlar çok. açıktan değilse de, gizliden, içlerinden olacağı buydu diyenlerin olduğunu da düşünebiliyoruz. "lanetleme"de öne çıkacağını, en yukarı tırmanacağını gösterenler de ortalıkta eksik değil.

türkiye'nin parçalanmış siyasiliğinde yarar, çıkar öngörüsünden, değerlendirmelerinden öteye gidemeyenlerin, olsa olsa yöntemiyle öne çıkanlarını görmemezlik edebilir miyiz?

ankara'daki patlamanın tasarımcıları, düzenleyicileri, yönlendiricileri ve uygulayacıları uzlaşık tek bir odak mıdır? türkiye içiyle türkiye dışından ölmeyle, öldürmeyle yıldırmaya yönelik şiddet yanlıları, ankara'daki patlamadan aradıklarına eriştiler mi? ankara'daki patlamayla nefretin azalmadığını söylersek yanılma payımız azdır. nefretin sarmalında şiddetin yeni nefret eylemlerine yöneleceğini söylemek de önemli değildir; sıradandır. acı olan, patlamanın yıkımından öteye nefret sarmalının sıradanlaşma eğilimidir.

türkiye'de yönetimin kötü olması yeni durum değildir. türkiye'de yönetimin kötü oluşu, ankara'daki patlamadaki siyasi sorumluluğunu ağırlaştırıcı olduğu da açıktır. yine de, ankara'daki patlamaya yönetime karşıtlık özünden ve tek yanlı bakmak büyük yanlıştır. ankara'daki patlama türkiye'nin varoluşuna saldırıdır.

ankara'daki patlama dört parçalı siyasetin uzlaşımını getirmemiştir. dört parçanın içindeki parçaların patlamasına de neden olmamıştır. olan ise açıktır: üçü birlikte olurmuş görünümüne yanaşmayan siyasilik patlamanın altında kalmamıştır ama gidiş o yöndedir.

türkiye'de, 2002'den bu yana yaşananlar, abd'nin ırak'ta 1990 ağustos'undaki yanlış adımlarının, 2003'teki sonraki adımının getirdiklerinin, 2011 bahar görüntüsünün son aşamasıdır. 1990'dan bu yana abd'nin, türkiye'yi sınırötesine kendi adına taşırmayla, türkiye'nin sınırötesine taşkınlıktan uzak duramamasının yeni noktasındayız. istenmeyeni biliyoruz: türkiye cumhuriyeti'nin kurtuluş ve kuruluş yönünün sonlanmasıdır. abd/ab'nin başaramadığı da türkiye'nin kurtuluş ve kuruluş geleneğinin çözülmezliğidir. abd/ab ile rusya, o çözülmez kurtuluş ve kuruluş geleneğini değiştirme gücünü buluncaya patlamalar olacaktır. o çözülmez gelenek dağılmadıkça patlamalarla yıldırma olmayacaktır.

türkiye'de yaşananlar, ırak ve suriye'nin, abd/ab ile rusya'nın biçimlendirmesinde, yeniden yapılandırmada, türkiye'nin direncine saldırıdır. türkiye, suriye ve ırak yönünde sınırötesine abd/ab yararına ve istemine göre taşkınlık yapmaz. türkiye, ırak ve suriye yönünde taşmada varoluşuna saldırılardan zarar görür ama, yılacaktır, çözülecektir beklentisi boşunadır.

türkiye'de yönetimler değişir; gelen giden yönetimler, abd/ab yanında türkiye'yi sınırötesine taşıyamaz.

türkiye'nin sınırlarını güçlendirmede duvarlar yetmez. duvarların yetmezliğini soğuk savaş süresince ve sonlandığında yeniden yaşadık. soğuk savaş: berlin'de kuşatmaydı; yunanistan içsavaşı idi; süveyş kanalı idi; macaristan ayaklanması idi; polonya'da dinmek bilmeyen direnç idi; vietnam'dı, kamboçya'ydı, laos'tu, israil'in saldırganlıklarıydı ama, sonuna değin, berlin'deki duvar kalıcı göründü. duvar yıkıldı. sınırlar kalksın düşselinden geldiğimiz yer ortadadır: türkiye güneyinde duvarlar yükseltiyor; avrupa'da birlik sınırlarını yeniden duvarlaştırmak istiyor ve abd'de büyük duvarla göç yığınlarını önleme yanlısı siyaset demokraside önder buluyor, kitleleşiyor.

19 şubat 2016, college station, texas.