küreselde yatışma yok; gerilim çok. burma'nın geçiş süreci, ağırdan da olsa, yürürken sorunlu odaklarda değişim yok. devletsizliğin egemenliğindeki somali, libya ile parçalanmış ve yönetilemez olan sudan dışında, kore'nin kuzeyindeki zoryönetim ateşle oynamayı sürdürüyor. abd'nin tek başına yetmezliği, özellikle, somali, libya, suriye, ırak'tan da güçlü olarak kore'nin kuzey yöresinde süregidiyor. kore'nin yalıtılmışlığı, nükleer olunca, daha da korkutucu oluyor. çin, rusya ve japonya olmadan abd'nin hiçlendiği noktadır pyonyang, kore'nin pyongyand'da üslenmiş ordu yönetimi dağıtılamıyor. bir de, devletmiş gibi olan ve artık yüzyılı zorlayan, petrol hanedanlarının egemenliğindeki arabistan yarımadası zoryönetimleri var. öyle görünüyor ki, yirmibirinci yüzyıl'ı bu yörelerdeki direnç odaklarıyla dağıtacak güç birliktelikleri belirleyecek.
suudiler'in iran'la karşıtlaşmaları 1989 sonrasındaki en önemli gelişmelerdendir. görünürde, aracı olacak, uzlaştırıcı güçlerin olmayışı olası karşıtlaşmayı daha da ürkütücü yapıyor. davutoğlu'nun strateji derinliğinin hiçliği hep söylendi; biliniyor. ortada davutoğlu aklı güç olsa, suudi ile iran karşıtlaşması buraya gelmezdi diyemeyiz ama, çözümünde, davutoğlu siyaseti aracı olabilirdi. olmadığını biliyoruz; olmayacağını da açıkça görüyoruz ve öngörebiliyoruz.
nasıl ki, ırak'ın içinde, abd/ab ile suriye'de de abd/ab ile rusya'nın askeri varoluşlarının yanında olmaması gerekirken, olan türkiye korkusu gerilim olarak yaşanıyorsa; üstüne, iran'ın ırak savaş'ından sonra suudiler'le çatışır duruma gelmesi türkiye'yi doğrudan etkiler. akp, ırak'ta, suriye'de yanlış seçmelerle yönlenmelerden sonra, iran ile suudi çatışmasında, yanık ağzıyla ortaya çıkana üfleyerek yaklaşmak zorundadır. abd için de, türkiye için de, sonunda, hem suudiler'le, hem iran'la olmak zordur. türkiye abd'nin yanında mı yerini belirler; türkiye, 1945'le başlayanın sonunu mu yaşar? yirmibirinci yüzyıl'da bu sorunun yanıtında akp ve davutoğlu siyasetleri belirleyici olamaz.
küreselde ve türkiye'nin yakın çevresinde bu gerilimler yaşanırken ve değişmezliği süregiderken, türkiye cumhuriyeti'nde üçüncü anayasa değişimi olur mu? 1924'de uyumlu ve muhaliflerinden arınmış tbmm'nin ilk cumhuriyet kuruluş anayasası,1961'de zor yoluyla ama, halkın oyunu katarak ikinci yazım gerçekleşmişti. 1971 oynamaları/düzeltmeleri ve sonrasındaki 1982 yazımı, 1961 anayasası'nda nicelik değişimleridir ve özünde 1961 anayasası yürürlükte kalmıştır. 1971 ve 1982 budanmaları öze ilişkin değildir ve sözde değişimlerdir. 1961'de 1924 anayasası özünden değiştirileceğine, eklentilerle yenilenseydi 1961'de bu yana yaşanan "anayasa buhranları" daha anlamlı gelişirdi.
türkiye cumhuriyeti'nde, 2002'yle gelişen siyasi oluşumun üçüncü ve kalıcı anayasa özleminin tbmm işleyişinden oluşması boşuna çabadır. türkiye'de, tbmm'yi yoksayacak bir güç oluşmadan, türkiye cumhuriyeti'nin nitelik değişimine neden olacak siyasal güç ve toplumsal destek yoktur. yeniden, yeniden seçimler de olsa türkiye cumhuriyeti'nin niteliğini değiştirecek güce varılmaz.
türkiye cumhuriyeti'nde nitelik değişimi getirecek, akp'nin başını çektiği güç, mhp, hdp ve chp'den kopacak/koparılacak güçlerle yapar ya da yapacaktır korkusu geçerli değildir. türkiye cumhuriyeti'nde nitelik değişimi getirecek anayasa yazımı, günü gelsin, akp'den parçalanma, akp karşıtlarındaki parçalanmadan daha etkili yaşanır.
türkiye'de geldiğimiz nokta budur. türkiye'de demokrasi koşullarında, tbmm işlerliğinde gidebileceğimiz nokta da benzerdir. türkiye'de demokrasi yürürlükten kaldırılabilir mi? türkiye'de bunu özleyenler hep olmuştur; bugün de vardır; yarın da olabilir. türkiye'de demokrasiyi kaldırarak gerçekleşecek değişim de türkiye cumhuriyeti'nin nitelik değişimini gerçekleyecek güç olamaz.
türkiye'de akım derken, führer çağrıştırmak gündem saptırmacadır. gündem saptırmacayı önlemekte dayanıklılık ve direnç ise: o tür saptırmacaları önemseyici akıl yürütmekten uzak durmakla olur. türkiye'de, 2002'den bu yana, hiç olmayan da budur. her gündem saptırmacaya sürülerle katılım ve sürü olarak karşıtlaşma dinmek bilmedi. görünen odur ki, akp içi birlikteliklerde ya da çevre koşullarında değişim oluncaya da akıldan önce ve çok nefret duygusu birincil konumunu koruyacaktır.
8 ocak 2016, college station, texas.