18 Aralık 2015 Cuma

demokrasi işlemiyor mu? / cumaları -- 558.

19. yüzyıl'da demokrasi tartışması yoktu diyebiliriz. 20. yüzyıl'da ise: demokrasi olmadan olmazcı anlayış egemendi.

uzun süre, ulusal devrimlerini tamamlamış sanayi ülkeleri, demokrasiyle ilerlemiş ya da demokrasileri sarsılmaz varsayıldı. 19. yüzyıl'da ham madde pazarlarını denetleme ve mali sermaye gücüyle egemenlik kurma gücüne direniş olarak gelişen kurtuluşçuluğun temel dayanağı despot yönetimleri ortadan kaldırma amaçlı demokrasi amaçlandı. kurtuluşlarını gerçekleyen, bağımsızlıkçı ulusallıklar, genellikle, yayılmacı sermaye düzenlerinin karşısında, kalkınma diye bir sorun olduğunu da anında yaşar oldular. sanayileşmiş abd ve avrupa ülkeleri için demokraside, gelir dağılımında yüksek pay alanların öncülüğü belirleyiciydi. sanayileşmiş ülkelerin egemenleri için gelir paylaşımında pay aktarmak olağandı.

yirminci yüzyıl'da iki büyük savaş ve nice kurtuluşçu direnişlerden sonra dışta ulusal ilişkilerle, içeride demokrasi karmaşıklaştı. kurtuluşçu savaşlar bitmek bilmiyordu. ayrıca, sanayileşmiş ülkelerin kalkınmışlığına almaşık da vardı: sanayileşmede epeyi geride kalmış rusya da "parti" aracılığıyla, "merkezi planlama" almaşığıyla tüketim malları değilse de, "silâh sanayi" gücünü vareden bir kalkınma da gerçekliyor görünüyordu. kalkınma mı, özgürlük mü karşıtlığını ya da seçmelerini dayatanların 19. yüzyıl'ın yağmacıları olduğu gerçeğiyle kalkınma gücü, demokrasiyi de getirecektir sanılıyordu. özgürleşmeden önce kalkınmacılık, bölüşümde dengelerden çok ulusal servetin artışı önemliydi.

1989'la sanayileşmiş ülkelerin demokrasisi ile kalkınmakta olanların özgürlüksüzlüğü çatışmadan dağıldı. dağılmanın getirdiği özgürleşmeyle kalkınmış diye bellenmiş ülkelerin demokrasilerindeki çürüklükler üstü örtülemez oldu. benzeri biçimde kalkınmakta olduğu varsayılan sovyet blok ülkeleriyle üçüncü dünya ülkelerin kalkınmışlığının yetmezliğinden öteye zayıflıkları açıktaydı. 1989 öncesinin sanayileşmiş demokrasi yapıları da, kalkınmaya öncelikli kurtuluşçuluklar da, 1945'le dondurulmuş, ulusallığın içinde ezilmiş, yokolma sürecindeki azlıklar özgürce ve hızla göç eder oldular.

sanayi toplumlarının içine yığılmış, demokrasi deneyiminden yoksun, demokrasilerde yaşanmış kültürel erimeden uzak göçmenlerle kendi ulusallıklarında uyumlu özgür yurttaşlar arasında karşıtlık giderek olağanlaştı. 1989'la, bir yandan sovyetler'in uzantılarından, yayılmalarını, rusya'dan koparmakla, bir yandan da, ulusallıkların türdeşliğine yaban ve uzak duranların çoğalma varlıklarına tepkiler durmaksızın sürüyor. kısa dönemde, "çözüm" de, "uzlaşım" da yanıltıcıdır. yaşadığımız yüzyılın sonunda da, "demokrasi" tartışılır olacaktır ögörüsü kötümserlikten çok, olanı, gerçekliği açıklayıcıdır.

fransa'da güçlü demokrasi geleneğinin geliştirdiği, iki aşamalı, yaygın ve etkin yerel seçimlerin sonuçlarıyla, mayıs başında birleşik krallık'ta yaşanan genel seçimlerin sonuçları, ulusal özgüllükleri dışında birbirinden etkilenmiş benzeri sonuçları getirdi. arınmacı olmayan ama, geleneksel yapıları dıştan etkilere dayanıklılaştırma yanlıları seçimleri kazandı. 2016'da abd'de de genel ve yerel seçimler yaşanacak. abd seçimlerinden de arınmacı adayların etkili görünmeleri sonda da onların kazanmasını getirmeyecektir. ya da, seçimi kazandıklarında, arınmacılıktan önce ve çok dış göçlere dayanıklılığı geliştirmek kazanacaktır diyebiliriz.

abd'de cumhuriyetçiler içinde yaşanan çok adaylı kıyasıya tartışmanın kısa ve özlü anlatımı budur. abd'de cumhuriyetçi adaylar içinde, donald trump'ın en önde olmasından öteye, onu izleyen üç adayından da benzer olmasını trump ya da kişisellikle açıklayamayız. abd'de, demokratlar için de, abd demokrasi geleneğini sürdürmede arınmacılık sözkonusu değildir ama, dıştan göçmenlikte kapıları açmak yanlısı bir siyaset öngören de yoktur.

kısacası, cumhuriyetçi adaylar da, demokrat adaylar da arınmadan çok erimeci, eritici korumacıdırlar. obama'yı seçtiren çoğunluğu canlandıran değişim beklentisi de, korumacılıktan, olanı sürdürücülükten ötesini bulmamıştır. cumhuriyetçiler göçleri önlemek için gidelim uzaklardan buraya gelmelerinin önlerine "bağlaşık dost"luklar kuralım derken; demokratlar, oralarda olmayalım ve yerimizde kalkınmamızı, bölüşümü düzenleyelim, kalkınmayı sürdürelim yanlısı olma siyasetine yaslanmaktadır.

demokrasi diye bildiğimiz oluşum ve işlerlik avrupa'nın sanayi ülkelerinde de, abd'de de değişime elverişsizdir. yaşanan gerilimler yenileşme ya da evrimden yana olanlardan çok, devrime tümden uzak, dıştan baskıları önleyici direnişçi koruma yanlılarını öne çıkarıyor. faşistler, emperyalistler çığırtkanlıklarından önce somut olguları ve oluşumları veri alarak ve geçmişin kalıntısı birikimlerin uzantısı önyargılarla değerlendirmekten önce, abd ve avrupa'da gelişen korkuları gözlemekte yarar vardır.

rusya'nın, esat'ın yanında maceralara girişmesi ya da bağdat yönetimi ile olabilir görünmesinin abd'ye onca aykırı gelmemesini anlamakta zorluk çekiliyor. cenevre'den, viyana'dan sonra, birleşmiş milletler güvenlik kurulu'nda da, abd'nin ikili ilişkilerinde de olduğu gibi rusya ile arayışta olması gerçekçidir ve savaşı önleyicidir. 1989 öncesinin, abd ya da sovyetler yanlısı olma günleri çoktan geride kalmıştır. ayrıca, abd'yle rusya'yla ve birinden olarak ötekine karşıt olmak siyasetinin getirisi yoktur. hele hele, ikisini de karşısına alabilecek ya da yoksayacak siyasetlerin sonu acıklı biter.

demokrasi çözüm değildir, demokraside kazananlar gelenekçiler oluyor; yenilikçi, değişimci oluşumlar kazanmıyor gerçekliğinden demokrasi karşıtlığına varmak ya da demokrasi karşıtı çözümlerin geçerliliğine dayanak bulduğunu düşünmek tümden yanlıştır. güçsüz görünen obama'ya karşı güçlü görünen putin'den yana olanlar tarihsel yanılgıdadır. abd belirleyici olmayacaktır ama, rusya belirlemede abd karşıtı hiç olmayacaktır. geçmişten de bildiğimiz gibi, abd'den, ab'den, rusya'dan yana olmakla güç kazanacağını sananlar da, gücüne bakmadan, abd'ye, ab'ye, rusya'ya karşıtlıklar geliştirdiğini sananlar da boşlukta yitip gideceklerdir.

sonuçta, avrupa'da da, abd'de de, türkiye'de de demokrasi vardır ve işlemektedir.  devrimler çağı, devrim günleri, kurtuluşçuluklar çoktan geride kalmıştır. yerelde, egemenler yok iken, elindeki silâhlarla güç olduğunu sananlar, egemenler gelince yaşadıkları güçsüzlüğü yaşayarak bileceklerdir. günümüzde egemenlerin korumacı direnişçiliği isyancıların değiştirme gücünü bastıracaktır. putin, maduro benzeri siyasilerin, demokrasi olanakları içinde öne çıkmaları demokrasinin güçsüzlüğüdür ama, yarınlar ne putin, ne de maduro benzeri çoğunluk kazanmışların olacaktır.

cameronlar, hollandelar, merkeller, obamalar toplumlarının sorunlarının çözümlerinde güçlü kişiliklerle, güçle değil; toplumsal tartışmada yaşanan kargaşaları sonlandırmaktan çok, geçici uzlaşımlarla sürdürmekte önderdirler. gerilimden çok uzlaşımı amaçlayan siyasi önderlere, güç gösteren önderlerden çok gereksinim vardır. demokrasilerde güçlü önderlere, güçlü eylemlere değil; birlikte çalışan ve çatışmaları, gerilimi çoğaltan değil, yumuşatan esneklikleri başaranlara seçmenlerin yaklaştığını anlamak gerekir.

demokrasilerde değiştirme gücünden çok değişebilirlik gücünü anlamak bilmek gereklidir. putinler, madurolar değiştirmekten çok değişmemenin önderleridir ve o yüzden de tarihin despotlarından bilineceklerdir. sonunda, türkiye'de değişmemekte direnenler, değiştiremeden değişeceklerdir.

18 aralık 2015, college station, texas.