g20'nin etkisi oldu, izi kalır denemez. boşuna yaşanmış bir toplantı değildi ama, obama ile putin dışındakiler yoksayıldı sessizlikleriyle. oysa, hindistan'ın, çin'in, ingiltere'nin, almanya'nın ve japonya'nın etkinlerinin de sözleri, varlıkları yansımalıydı; yansıtılmalıydı.
davutoğlu'nun, g20'de geride kalması, bundan sonrasının da belirgini midir bilemeyiz. şurasını biliyoruz: yeni yürütmenin başında olmaktan öteye türkiye'de önde olmak istiyorsa, davutoğlu gölgede duramaz. ola ki, yürütmede, istediğini alamayan davutoğlu; yarın yürütmede ikincil de olamaz. en yetkin örnek kıyıda durmaktadır: abdullah gül'ün 2007 sonrası sessizliği ya da kısık sesliliğiyle uyumluymuş etkisizliğinin iyi anlaşılması gerekir. öyle anlaşılıyor ki: davutoğlu da bugün kendi olarak varolmayacaksa, yarın hiç olmaz; gül örneği yaşanmıştır.
1 kasım seçimlerinin ağırlığı çöküntü getirmiştir. 7 haziran'da erken umutlananlar, aşırı güvenliler çok sarsılmıştır. 1 kasım'da sarsılmışların önündeki mutsuzlar, geçmişte de olduğu gibi, ilk tepkilerini halka, ardından da türkiye'de türklük ve müslümanlık çoğunluğuna tepkiye dönüştürmüşlerdir. bir anlamda, mutsuzluklarından onurlu kaçış için, çoğunluktan korkmuşluklarına, kendilerinde üstünlük görmeyi yeğlemişlerdir. açıkçası: düş kırgınları mutsuzdurlar; aşırı güvenleri parçalanmıştır.
7 haziran'da sessizleşen çoğunluk ise, yitmeyen güvenlerinde, yeniden aşırı güvene kapılmışlardır. 1 kasım'la kazanılan aşırı güveni, gerilimi azaltıcı yönde değil de, gerilimi sürdürmenin ötesinde, bir daha 7 haziran yaşanmamasına yöneltmekte abartılıdırlar. tbmm'nin, 1 kasım sonrası oluşumundan anayasa değişiklikleri de, anayasa'nın yeniden yazımı da olanaksızdır. yürütmeden beklenen anayasa değişimi değildir. öyle görünüyor ki, 2002'den bu yana, etkili yürütülmüş olan anayasa değişmelidir oyalamacası sürecektir. yürütmede, yasamada, yargıda tıkanıklıkları, anayasa değişimi ya da anayasa değişmelidir diye ne güne değin kaldırabilir türkiye?
türkiye'nin çevre koşulları, türkiye cumhuriyeti'nin niteliksel değişimini getirebilecek, olmayacak yeniden anayasa yazımı tartışmalarında oyalanmakla değiştirilemez. 7 haziran öncesi ne idiyse, 1 kasım sonrası da odur çevre koşulları türkiye'nin. suriye ve ırak parçalanır mı; ışid'le savaşta, ışid'in yerleşik olduğu alandan çıkarılması nasıl olabilir?
bu sorulara türkiye'nin yanıtları açıktır: ırak bağdat'tan, suriye de şam'dan yönetilmelidir. ırak'tan, suriye'den devletçikler ayrıştırma svaş durumunu sonlandırmaz. türkiye'nin sınırları içinde gücü zorlanamaz; benzeri biçimde, türkiye'nin sınırları ötesine taşması, içerideki barışını zorlar. türkiye içerideki barışı uğruna dışarıdaki savaştan uzak durmalıdır. bu durumda, soru şu oluyor: türkiye sınırları dışındaki savaş durumundan uzak durabilir mi? ışid'in varlığı sürdükçe ve ışid'e karşı birleşmiş milletler çerçevesinde karşı ve birleşik güç oluşturulmadığı sürece, türkiye'nin ışid yönünde, savaşa zorlanması durmayacaktır.
paris olayları ile g20'nin türkiye'de toplantısı kesişiminden sonrası nasıl gelişir? cenevre toplantılarından somut bir oluşum gerçeklenmemişti; viyana'dan ortaklık sağlanır beklentisi aşırı iyimserlik olur ama, yine de toplanmış olmak, toplantıları sürdürmek karşıtlaşmaktan önemlidir. ışid'e karşı 2015'te yaz boyunca sürdürülen havadan saldırılardan ışid'in yerleşikliğinde değişim yaşanmıyor. ışid yerleşikliğinden bağdat'a da, şam'a da yönelecek taşkınlıktan uzaktadır. bir süre daha ışid gerilimi ve durgunluğu sürecektir. ışid'in yerleşikliği dağıtılabilir mi; ışid'in yerleşikliğinde kurduğu devlet yapısının toplumsallığı ışid'ten koparılmaktan öteye bağdat'la, şam'la nasıl uzlaştırılır?
ayrıca, unutmayalım ki: 2016'da, fransa'da ve abd'de genel seçimler ve olası yönetim değişimi seçimleri var.
20 kasım 2015, college station, texas.