türkiye'de demokrasinin olmadığı sanısı yanlışların temelidir, özüdür. türkiye'de olan demokrasiyi yoksayıp, olmayacak demokrasiyi özlemekle yaşam sürdürenler çoktur. 2002'yle birlikte, demokrasinin yokluğu varsayımının yıkıcılığından da yıkıcısı siyasete egemen oldu: demokrasiyi akp iktidarıyla var ve onun dışında demokrasi olamaz yanılgısı.
2013 gezi günlerinden bu yan demokrasi yokturcularla, demokrasi bizden sorulurcular karşıtlığında gelinen noktadan sonrası belirsizdir. bildiğimiz, demokrasi tarihinin dönemeçlerinde yaşanmış acılardır. hızla yaşanan tırmanmada nereye değin ya da nerede durma konusunda belirsizlik egemendir. günümüzde yaşanan karşıtlığın türkiye'nin geçmişinden benzeri yoktur.
parçalanmak, dağılmak izlerinden uzak dört parçalı siyaset nerede ve nasıl çatlayacaktır? dört parçanın ikisinin yanyana gelemediği günlerin gerilimi sürüyor. bir yandan, içte iktisatta durgunluk göstergelerinde yapısal ve dönemsel duraklamanın ötesi yaşanmıyor. bu arada, yine yapısal gelir ve bölüşüm ayrılıklarında düzelme olmadığından öteye olmayacağı baskıları eksilmiyor. daha da kötüsü, tbmm'de tartışılmamış ve topluma yeterince açıklıkla anlatılmamış abd önderliğindeki ışid'e karşı koalisyonda etkin birliktelik kuşkusuyla güvensizliği derinleşiyor.
türkiye'de çok uzun süredir, daha doğrusu, 1973 seçimlerinden bu yana, ilk kez, 7 haziran seçimlerinden çıkan sonucu benimsemede, 7 haziran'da uzlaşım vardı. uzlaşım neydi? açıkta, seçmeni küçümsemeyle yoksayma en aşağılardaydı 7 haziran akşamı. 7 haziran'ı demokrasi saymamakta direnenler demokrasi dışı olanlardı. geldiğimiz belirsizlik geriliminde, 7 haziran'ı yoksayanların, azalacağına çoğalma eğiliminin yükseldiğini söyleyebiliriz.
7 haziran iktidar değişimi getirmedi ama, iktidarın denetlenebilirliğini getirdi. akp, 2002'den sonrasında ilk kez suskundur. akp karşıtlarının parçalanmışlığından da yeniden akp'nin sesini yükseltebilmesine güven duyanlar akp'de yeniden güçlenmededir diyemeyiz. akp'nin içinden aykırı ses yükselmemesi yükselmezliğin göstergesi değildir. akp'nin içinden, 7 haziran seçimlerini akp karşıtlarıyla benzeri değerlendirmeseler de, akp'nin egemenleriyle uyumsuz olanların sessizliği nerede akp'yi sorgulamaya dönüşür? türkiye'de bir sonraki dönüşümün belirleyicisi bu olacaktır.
akp ile chp'nin ürkek ve kararsız arayışlarının birliktelik getirmemesini demokrasinin üstünde sallanan güçle açıklama yetersizdir. davutoğlu da, kılıçdaroğlu da partilerinden kaçışı ya da aykırılığı seslendireceklerden korktular. siyasi olarak: davutoğlu da, kılıçdaroğlu da uzlaşımı değil yaptırımı seçtiler. uzlaşmazlıktan davutoğlu da, kılıçdaroğlu da 7 haziran'dan sonra ikinci kez yeniktirler. ileride yaşanacak gelişmelerde davutoğlu da, kılıçdaroğlu da siyasi yaşamlarının uzamasının uzlaşımı gerçeklemekte olduğunu anlayacaklardır.
akpliler sessiz ve suskundurlar da, akp karşıtları seslerini özgürce açığa vurmaktadırlar diyebilir miyiz? açıkta bildiğimiz, siyasi partilerin donmuş üst yönetim işleyişinden ötesi değildir. chp'den, mhp'den, hdp'den 7 haziran'a göre aykırı sesler biliyor muyuz? bildiklerimiz: 7 haziran yolundaki karşıtlıkların yinelenmesidir. akp 7 haziran'ı anlamadı da; chp, mhp ya da hdp anladı mı?
türkiye'nin iç koşulları 7 haziran öncesinde sürerken çevre koşulları da bağdat ve şam odaklarında belirleyiciliğini sürdürüyor. yakın günlerde değişenler nelerdir? bağdat'ta, haydar el-abadi'nin giderek güçlendiğini mi düşünmeliyiz? geçtiğimiz günlerde, bağdat'ta haydar el-abadi abd'nin öncülüğünde ırak'ta uzlaşılmış anayasa'nın değişimini seslendirdi. ırak'ın üç parçalı gerçekliğini belirleyici gerçeklik olarak dayatmış olan anayasa'nın sorgulanmasının ilk getirisi geçerli anayasa'ya göre paylaştırılmış devlet başkanlığı ve başbakan yardımcılıklarının görevden alınmasının bir sonrası ne olacaktır?
ırak anayasası'nın abd işgalinin ve abd askerleri ırak'ta belirleyici olduğu günlerin kalıntısı olduğunu biliyoruz. ayrıca, geçerli anayasa'nın günündeki yanıltıcı amacının ırak'ı birleştirici olmadığının; parçalılığın, neredeyse, değişmezliğe yöneldiğne önemli bir tepkidir el-abadi çıkışı. başından bu yana, ırak anayasası, bağdat'ın kuzey'inin özerkliğinin eleştirileriyle karşıtlıklarına neden oluyordu. bir de, abd saldırsı ve işgaliyle iktidarını yitirmiş geleneksel bağdat güçlerinin tepkileri vardı. ışid'in varoluşunun ve dirençli sürdürülebilirliğinin dayanağı da, ırak anayasası'nda güçlerini yitirmişlerin baskıda olmalarıydı. haydar el-abadi'nin çıkışını, ışid'e karşı, bağdat'tan saldırı olmayacağının önemli bir göstergesi olarak düşünmeliyiz.
iran dışişleri bakanı cevad zarif'in beklenmedik biçimde şam yolunda ankara'da duraklamasını atlamasının, türkiye'de, haydar el-abadi çıkışında olduğu gibi konu edilmemesi türkiye'de siyasetsizliğin önemli göstergelerinden sayılmalıdır. rusya'nın dışişleri bakanı sergey lavrov'un suriye'de ve sonrasında bağdat'la uzlaşım arayışlarına iran'ın ve suriye'nin katılımının yetmeyeceği açıktır. türkiye'nin ve bağdat yönetiminin lavrov'a uzaklığında değişim yoktur. bağdat, abd'yle ilişkilerini sorgularken, türkiye'nin, 1990 ağustos'undan bu yana olmayan, abd'yle askeri yakınlaşma içine girmesi son belirsizliktir. türkiye ile abd'nin yeni askeri yakınlaşmasının nerede duracağıyla kimin önce olmazlanacağı bilinmezdir bugün.
türkiye'de demokrasi anayasal güvencededir. türkiye'de anayasa dışı olmanın siyasi getirisi yoktur. şu vardır ve olabilir: anayasa'da olanın yorumu ya da anayasallığın uygulanmasında ayrımlar. temeli ve dayanağı anayasallıkta olmayan, anayasa'nın, kendine göre, yorumlarından öteye eylemlerin oldubittiyle yürürlülük ve geçerlilik kazanması düşünülemez.
14 ağustos 2015, college station, texas.