21 Ağustos 2015 Cuma

demokrasilerde kurallar belirleyicidir / cumaları -- 541.

türkiye'de, sürekli, anayasa arayışı vardır. 1924 anayasası'nı yoksaydılar diye demokrat parti yöneticileri yokedildi. sonunda: 1924 anayasası da yokedildi. 1961 anayasası türkiye cumhuriyeti'nin nitelik değişimiydi. 1961'den bu yana, özgürlükçü anayasa diye bellendi. 1908'den bu yana da anayasa ile özgürlük ardında olunduğundan; sonunda, anayasayla özgürlükten, özgürlükle anayasa aşamasına vardık. 1971'e gelindiğinde, özgürlükle kargaşanın da birlikte yaşadığı kanısıyla, özgürlükler kısıtlansa olabilir tepkiciliği egemen oldu. 1980'e varıldığında anayasada cumhurbaşkanlığının yersizliği ile seçilmesindeki kuralların tıkandığı varsayımıyla anayasal görevle anayasa yeniden yazıldı. 1982'den bu yana anayasa sürekli değişiyor. bir yandan, anayasaya göre işleyiş sürüyor; bir yandan da, yeniden yazılacak anayasaya göre kuralsızlık sıradanlaşıyor. şu değişmiyor: anayasa yazımı da, anayasa değişiklikleri de tepkicilik temelinde oluşuyor ve oldubittilere getiriliyor.

"olanın anayasası" da enson gelinen noktadır. anayasaya göre olamayanlar, olmak istemeyenler: olan anayasaya uyumlu olmak yerine, olmak istedikleri ya da durmak istediklere yere anayasa uysun istiyor. kısacası, anayasa olsun, 1908'den bu yana tartışılmazlık kazanmıştır. bu önemlidir. yüzyılı aşkındır da, anayasa benim istediğim olsun tartışmasıyla eylemliliği sürüyor. görünen odur ki, geçerli anayasa da sonlanmaya yönlenmiştir. anayasayı yazanlar kim olacaksa, günümüzün tıkanıklıklarına göre ve o günkü güçler dengesine göre anayasa yazacaklardır.

1961 anayasası önemli oluşumların aracıydı. en önemli araç "özerk" kurumlar ile siyasi gücü kısıtlama önlemleriydi. anayasaya uyulacağı varsayımı hızla yıprandı. 1971 muhtırası'nın: "... anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup ...deyişi anayasal dayanak olarak sunulmuştur. anayasa'da "muhtıra" verme kuralı ya da anayasa'ya uyumsuzlukta işleyecek kurallardan önce "eylem" belirleyici olmuştur.

türkiye'de siyaset gücü ya da seçimle kazanılmış çoğunluk gücü, anayasa'yı, kendini kısıtlayıcı görmektedir. 1961 anayasası'nın en büyük katkısı budur. anayasa, siyasi gücün kısıtlayıcısı ve denetlemede kurumlarla kuşatılması öngörülmüştür. 1961 anayasacıları ve 1961 anayasasını demokrasinin işlerliğinin güvencesi sayanlar siyasette çoğunluk olsalardı ne olurdu? bu soru yanlış sorudur; 1961 anayasacıları ve izlerleri çoğunluk olmayacaklarına göre tasarlamışlardı ve gerçekçiydiler. benzeri biçimde, bugün çoğunluk olan siyasiler: anayasa yazımı gücüne erişselerdi anayasa tasarımları nedir? 2002'den bu yana yaşanana göre şunu açıkça söyleyebiliriz: akp çoğunluğunun azalmayacağından öteye, akp çoğunluğunun sürekliliğini güvenceye alan ve akp'yi değişmezlik sayan bir anayasa özlemi gerçeklenmemiştir. gerçeklenebilirliği karşıtlığıyla 2002'den bu yana yaşanıyor türkiye'de. akp umudunu korumakta direnirken, akp'ye direnç hergün artarak bugünü bulduk. uzunca süre, 2007'den sonrasında artarak, 2011'le olacağı korkusuyla yaşandı. olmadı.

1961 anayasacılarının gerisinde, 1950 sonrasında, on yıllık deneyim ve tartışma vardı: anayasa ne olmalıdır ya da 1924 anayasası'nda kötüye kullanmadaki eksikler nasıl giderilmelidir? hem kurumlaşma anlamında, hem de siyaseti(çoğunluğu) kısıtlamada yeralanlar biliniyordu. 2002'den bu yana ise, toplumda egemen olan 12 eylül karşıtlığıyla, 12 eylül'ü sürekli kılan anayasa'yı yeniden yazma anlamında "soyut" tartışmanın ötesinde ortaya çıkan bir "tasarım" yoktur. türkiye'nin tüm sorunlarının çüzümü diye öngörülen belirsiz "başkanlık"tan öteye bir istem yoktur. "başkanlık" olunca, seçilen başkan, yasayı da, yargıyı da, yürütmeyi de eniyi belirler anlayışının yanlışlığı çoktan geride bırakılmış olsa da, olmayana göre olmalı diye yapay bir dayatma eylemlilikle sürdürülmektedir.

sonunda ne olur? ne 1961, ne 1971 ve ne de 1980 benzeri anayasa yazımı olmayacağının öngörebiliriz. yeni anayasa olsun diye, neredeyse, yüzde yüzle kazanılabilir değişimin bir sonrasında: ne değişmeli, anayasada ne olmalıdırda birleşimin, 1961'den de, 1971'den de, 1980'den geride olunduğunu güvenle söylemeliyiz. günümüzde anayasal buhran budur. anayasallıkta birleşmiş toplumun anayasası ne olmalıdırda birleşmezliği nasıl değişir? günümüzün bilinmezi ve geleceğin açıklığı birgün yeni anayasayla olacaktır. o güne uzağız. olabilirliğinden çok olmazlığı günün gerçekliğidir.

7 haziran'dan bu yana yaşananların dörtlü parçalanmayı uzlaştırmayı bırakalım birleşmezliğini kanıtladığını yaşadık. dört parçalı siyasette parçalanmalar olmadan yenilenecek seçimin de çözümleyici olmaması 7 haziran'ı aratacaktır. 7 haziran yolunda parçalanmayan dört parçalı siyaset, yeniden seçim sürecine dayanır mı? yeniden seçim sonuçları da, 7 haziran seçim sonuçları benzeri yönetemezliği derinleştirir mi?

7 haziran'dan bu yana dört parça da yıpranmıştır. her bir parçanın seçmeni olanlar, kendi siyasetlerini sorgulamaktan uzaktır bugün. 7 haziran'ın geçersizliğinde, dört parçanın herbiri seçmenlerini eksiksiz koruma yolunda öteki üçü suçlayıcı olacaktır. oysa, ortada yaşanmasa da, dört parçanın da kendi içinde bir yığın parça olduklarını düşünmek yanlış olmaz. 7 haziran'ı geçerli kılmada parçalanmayanların, yeniden seçim sürecinde ya da yeniden seçim sonuçlarıyla da tek parça kalacaklarını düşünmek yanlış olur.

geçerli anayasa'yı yorumlamakta ortaya çıkacak gücün yeniden seçimin sonucunun da belirleyicisi olacağını düşünmemek gerekir. yeniden seçimin anayasal kargaşayı azaltmayacağı da, anayasa kargaşası yaşanacağı öngörüsü de bugünden söylenebilecek ilk ve belki de tek öngörüdür. yeniden seçimin anayasa getirmeyeceği ve daha da zorlusu anayasallığı yokedici olacağı karamsarlığı bugünün gerçekliğidir türkiye'de. nedeni de açıktır: demokrasiyle devrim olmayacağı gerçekliğine gelenler, demokrasiyle darbe de olmayacağını anlamamaktadır; türkiye'nin anayasallık tarihine göre düşünmedikleri eylemlilikleriyle yaşanan gerçekliktir.

kısacası, anayasa kargaşasının başlangıcını 2007'dir diye almak gerekir. 2007'den bu yana, anayasa yapımı ya da yazımından çok anayasallığın yıkımında yolalınıyor. 1982 anayasa yazımının en çok kullanılan yeniliği "halkoylaması"nın getirdikleri yarın daha iyi bilinecektir. içinden geçerken anlaşılması zaman alan eklenmiş kuralların olmayacak sonuçları yaşayarak öğrenilir. siyasete en uzak 1982 anayasası'nın katkısı olan "halkoylaması"nın siyasetin en kullanışlı silâhına dönüşeceğini, gününde de, günümüzde de algılayan olmadı.

anayasalar devletin kuruluşunun ve işleyişinde bireylerin ve kurumlaşmanın kurallarını belirler. anayasalar, çokluk yasalarla belgelenir ve geleneklerle yaşatılır, çoğaltılır. türkiye'de anayasa tartışılması sorun değildir; anayasanın siyasi güç olmakla, siyasi gücü kısıtlama gücünün yoksayılmasıdır sorun.

kurallara uymak güçlülüktür. kuralları değiştirmek gücü kolay değildir. kuralları yoksaymak güçsüzlükten olur; bitiricidir.

21 ağustos 2015, college station, texas.