24 Temmuz 2015 Cuma

türkiye suriye olamaz / cumaları -- 537.

24 temmuz 1923'te kuruluş yürüyüşü başlayan türkiye'nin zorlu günlerden geçtiğini biliyoruz; söylüyoruz. türkiye'nin çoğulluğunca devletin çoğullaşması yerine "çoklu devlet" zorlamalarının yarattığı zorlukların baskısı çoğalıyor. enson, suruç'ta yaşanan acı, türkiye'nin nitelik değişmesini zorlama yönünde yaşanmıştır. boşa giden yaşamların acısını türkiye sessizce izlemektedir. ateşin düştüğü yerden ötesini yaktığının izleri açıkta değildir.

akp, tarihsel olarak, akp'ye karşı geliştirilen önyargılardan kurtulamaz. akp hırsızlık yolsuzluk ve devlet gücünü kötüye kullanmakla eşdeğerdedir toplumun çoğunluğunun aklında, düşüncesinde, değerlendirmesinde, yargılamasında. bu önyargının değişmesi ve aşılması akp için olanaksızlaşmıştır. akp karşıtları çoğunluk olarak sessiz beklemededir; sesli tepkilerin yetersizliği akp'yi yüreklendiremez.

akp, abd adına, abd'yle ortadoğu'da savaşın, yıkımın ortağı olduğu düşüncesinden sözde de, eylemde de uzak kalamadı; ortadoğu'nun ve türkiye'nin bugün geldiği noktada akp karşıtlarında oluşmuş akp-abd birlikteliği önyargısını akp'nin aşması akp'de yenilenmelerle, arınmalarla da değişmez. akp'nin kaderi abd'yle yazılıdır ve abd'yle birlikte akp de ortadoğu'da tükenmektedir. akp, abd'den bağımsız da, abd'yle birlikte de ortadoğu'daki tarihsel yanlışlarından dönemez noktadadır. akp, abd'yle olarak da, abd'yle karşıt görünümlü dönüş yapmasıyla da: akp'yi, türkiye'yi yönlendirmekte önde duramaz. akp'nin zoryönetim dışında kaçışı olamaz. türkiye'de demokrasi içinde, seçimle akp'nin gerilemesinin getirilerini, akp, parçalanmadan aşamaz.

türkiye'nin geldiği noktada akp'nin çatlaması geciktikçe, akp'yle türkiye'de yaşanmış yıpranma ve yozlaşma da artmaktadır.

türkiye, uzun süredir yanlış beklentilerin ve olmayacak tasarımların esnettiği değil, zayıflattığı sınırlarını denetlemedeki zorluklarının üstesinden gelecektir. türkiye'nin sınırlarını daha etkili güçlendirmesinin suriye ve ırak'taki yansımalarından zayıflayan askercil etkinlikler türkiye sınırlarında ve türkiye'nin içlerinde barışı savaşa dönüştürür mü? bu soruya herkesin yanıtı özneldir.

nesnel gerçeklik nedir dendiğinde herkes akp konusunda geliştirdiği önyargılarıyla yandaş olduklarının tasarımlarının gereğine göre tepki göstermektedir. türkiye'de tartışmayla düşünerek yer belirlemeden çok, karşıtı diye, bellenmişlikleri zayıflatacak her güçle olabilme zayıflığı gelişmektedir. türkiye'deki durum kargaşayla ayrışma yönünde ilerlemektedir.

türkiye'de savaşa karşıtların çoğunluk olması mı belirleyici olacaktır; yoksa, savaşın getirdiklerinden yılanların kurtarıcı bekleyişlerine çözüm olacak güçlerin etkinlikleri mi gerekecektir? bu büyük sorulara da yanıtı olanlar, yanıt diye, yanaştıkları, toplulaştıklarıyla geliştirdikleri özlemlerin geçerliliğine inanmış durumdadır.

seçimlerin kısa süreli geliştirdiği gerilimin esnemesi giderek gerilimin seçim öncesinden de sertleşmesi yönündedir.

7 haziran seçimleri öncesinin "çözüm" beklentilerinden varılan çıkmazdan "özsavunma" diye yanıltıcı, gerilimi uzlaştırmaktan önce ve çokluk koparıcı çağrılar kendilerine haklılık payı çıkardıkları varsayımındadır. türkiye'de savunma ve güvenlik, geleneksel güçlerden ayrı, hatta güvenlik ve savunma güçlerine yönelik yaşanırsa, yaşanacak kargaşadan üste çıkanlar çözümcülerin ya da çağrıcıların olmayacağını bugünden öngörenler sessizliktedir. türkiye'de, çözüm ve çağrı diye barışçıl görünümlü özlemlerin yanıltıcılığını savaş olarak yaşamaktan uzak durmak zorlaşmaktadır.

görünen odur ki: eskilerin "şüyûu vukûundan beter" dedikleri, söylentilerin etkinliği gerçeklik olarak alınmaktadır. söylentiler gerçeklik olunca, söylentidir, gerçeklik değildir sözleri etkisiz kalmaktadır.

birileri ağaçtır, oyuncaktır varsayarken kıyasıya iktidar ve egemenlik uğraşı verenler gözden ve akıldan ırakta kalmaktadır. türkiye'nin temel gerçekliği şudur: gerçeklik öznelleşmiştir ve nesnellik gerçek olarak yaşandığında yitip gidenler çok olacaktır. ikincil gerçeklik de tamamlayıcısı olmaktadır birincil gerçekliğin: kendini akıllı sanıp, âlemi aptal ve kör sanma yanılsaması. şunu akıldan çıkarmamak gerekir: kimse aptal ve kör değil; bizim aklımızda değiller diye düşünmek temel olmalıdır.

bu arada koalisyon olur mu, nasıl olur sorusu yerindedir. suriye ve ırak'ta sınırdışı olmayı geciktirmenin gereği midir arayış görüntüsündeki uzatmalar; yoksa, suriye ve ırak'a taşkınlık olsun diye midir "yeniden seçim" yanıltmacaları? bildiklerimiz az görünüyor ama, en bilinmez olanları da deniz baykal'la celal doğan oluyor. baykal'la doğan'ın nereden çıktıkları, neye karşılık geldikleri bilinmiyor. benzeri biçimde, ortalıkta, yeniden seçimdi; koalisyon kuracaklar, en doğru koalisyon ne olur yönlendiricilerini, çokça olduğu gibi, yönlendiriyoruz derken, yönlendirilmiş olduklarını düşünecek zamanları olmadığını düşünmeliyiz.

sonuçta, devlet karşıtlığıyla, devlete isyanla öfke yumağına dönüşmenin ezikliği hep acılı sonlanıyor; biliyoruz.

24 temmuz 2015, college station, texas.