"yeni türkiye" ya da "yeni chp" demekle olmuyor; "yeni cumhuriyet" ve nice ikincil yenilenmelere de özeniliyor. yenilik, yeni hep çekici olmuştur; değişim de öyle.
1989 sonrasını adlandırmada önce "yeni dünya düzeni" kullanıldı; "küreselleşme" sonrasındaki adlandırmadır. dünyanın, "soğuk savaş" kararlılığından kopuşuyla "soğuk savaş" kararlılığının kararsızlıkla yer değiştirmesine "yeni dünya düzeni" dendi. "yeni" diye yaşanan saldırganlıklar, iç savaşlar, işgaller, direnişler küreseli sarmaladı. "yeni" diye eskinin sorunlarının canlandırılması yaşandı. 1945'te donmuş ya da 1919'un paylaşımlarına tepkisizliklere yeniden tepkiler dur durak bilmedi.
akp'nin uzun süredir değişimiyle türkiye'nin akp'yle değiştiğinden hangisinin geçerli olduğu süregiden gündeliktir. akp'nin ya da tek sözcü görünümündeki erdoğan söylevlerinin değiştirici ya da tarihsel kalıcılığı ne olur? akp yanında sessizlik egemendir yanıltıcıdır. özellikle, erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi sonrasında, değişik sesler, öncesine göre açıkta artmaktadır. erdoğan'ın davutoğlu aracılığıyla teksesliliği sağlayamayacağını öngörmüştük. davutoğlu da, arınç da, babacan da, yıldırım da, yıldız da, zeybekçi de, şimşek de, akdoğan da, gül de erdoğan adına konuşmuyor. şunu görmezlikten gelenler yanılır ama yanıltamaz: erdoğan'ın dışında ortada konuşanlar akp'nin yenileşmesi sürecidir ve türkiye'nin akp'yle yenilenmediğinin ipuçlarını yakalamaya olanak veriyor. bir de konuşmayanlar var ya da çok az konuşanlar diyelim: beşir atalay, numan kurtulmuş, mevlüt çavuşoğlu ve benzerleri. ayrıca, konuşamaz olmuşları da unutmamak gerekir: zafer çağlayan ve adlarını da açıktan bilmediklerimiz.
akp'nin birbirine "mecbur" kenetlenmiş birliktelik olduğu biliniyor. 7 haziran yolunda, henüz içlerinde akp birlikteliğini sorgulamakta söz almıyorlar ama, akp biraz da biziz demeyi eksiksiz sürdürüyorlar. 7 haziran'la birlikteliğin sessizliğini sürdüreceğini söylemek önyargılı olur; doğalı, akp'de seslerin artacağıdır, durdurulamazlığı olacaktır.
akp karşıtlarında ne görüyoruz? öncelikle chp'ye bakmak gerekir. gezi sonrası ortaya çıkan ama, özellikle cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde açıklık kazanmış "ychp" diye bir belirsizlik var. chp'de ne yenilik olabilir diyenleri, çokça olduğu gibi, atlayalım. chp'nin "y" diye adının önüne eklenmişin ne demeye geldiğini 7 haziran'la açıkça bileceğiz; söylentilerle beklentiler çoktur.
şunu açıktan gözleyebiliyoruz: akp'den umarı olan abd/ab uzantılarının akp'den umutlarının kırık olduğu eskimeye başladı. abd/ab'nin türkiye uzantılarının akp'yle gerçeklenmeyen düşlerini chp'nin "y"sinden umar oldukları açıktır. akp'nin, 2002'de dışarıyla uyumlu söyleminin akp'den kopmuş türkiye'de karşılığı olmayanlarca desteklenen chp'nin "y"sinden beklentilerinde yenilik yoktur. akp'nin yenileyemediği türkiye'yi chp'yle yenilemek boşuna beklentidir.
yeni türkiye'den, ve chp'nin "y"sinden korkanlarla korkutanlar ne oluyor bu durumda? ilk söyleyeceğimiz boşlukta kaldıklarıdır. neye göre anlayabiliriz bunları? kırk günden az kalmış seçimler sonucunda, tbmm'de üçlü temsil sonucu güçlü bir kanıt olur. korkanlarla korkutanlar tbmm'de dördüncü, beşinci temsilciler olarak tbmm'de olabilirse: seçmenler korkmuş ve korkutulmuş diyebiliriz. örneğin, hdp olmuş bdp ya da vatan olmuş işçi partisi dördüncü ve beşinci olmaya uzaktır.
bugünden, hâlâ, en güçlü olasılık üç partili tbmm'dir ve tbmm'de temsil edilen partilerin kendi içlerinde paylaşım ve bölünme sonrası yeni oluşumların ortaya çıkmasıdır. olmazsa ne olur diye sorarsak: bugünkü gerilimin sürekliliği kararlılıkla sürecektir diyebiliriz. kısacası, 7 haziran değişim getirir mi; yoksa, bugün, üç aşağı, beş yukarı sürecek mi? 7 haziran'a olduğundan büyük önem verenler ve "tarihsellik"le özdeşleyenlerin umutlarını, korkularını üst düzeyden koruduklarını görmezlikten gelemeyiz.
akp'nin türkiye'yi çevresinden soyutlamasının sonundayız. türkiye'de akp'nin içinden sorgulayıcı sesler çıkmadıkça, akp'de parçalanma olmadıkça türkiye'nin yalıtılmışlığında değişim zordur. enson kktc seçimlerinin ortaya çıkardığı sonuç yeni göstergedir. erdoğan'ın kişisel söylemi boşluktadır. seçim sonuçlarını gözleyince, aradaki ayrım, yirmi binlik seçmendir. şurası açıktır ki: kıbrıs'ta geleneksel egemenlerle, geleneksel egemenlere uzak durmuşlar arasında uyumsuzluk vardır. geleneksel egemenlerin istesinden gelemediği gündelik yaşamdaki sorunlara tepki oyları seçimi belirlemiştir. kıbrıs'ta seçimi kazanmış mustafa akıncı'nın altmışbin kişilik oygücüyle kıbrıs'ta 1974 gerçekliğini de, 1974 sonrası barışını da değiştirme gücü yoktur. mustafa akıncı'da toplanmış oyların gücünü kktc'de önceki yönetime güçlü eleştiri olarak değerlendirmek gerekir.
musul çevresinde, halep çevresinde zorlu savaş koşulları sürüyor. 7 haziran seçimleri türkiye'nin konumunu sınırlar ötesi yönünde değiştirir mi? abd'de açıktan söylenen beklenti yoktur. türkiye'nin önceki "provokasyonları" görmezden gelen tutumu yeni "provokasyonlarla" da kolay değişmez. savaş durumu sürekliliğini koruyacaktır. türkiye'ye yığılmış göçmenlerin geriye gideceği siyaset öngörüleri yanıltıcıdır. türkiye'de yığılmış göçmenler, türkiye cumhuriyeti yurttaşları olarak yaşamlarını sürdürecektir siyasetine vurgu yapmak, hem adil olur, hem de doğrusudur.
abd, 2016 seçimi tartışmaları dışında, 2008'i geride bırakmanın güvencesini de, yeniden olmayacağının güçlenmesini de kazanmış görünmüyor. zenci nüfusun yoğun olduğu yörelerde, güvenliği sağlamada, beyaz nüfusun elli yıllık kazanımları zora sokan kişiselliklerinden ortaya çıkan gerilimler abd'yi içeride değil ama dışarıda zayıf gösteriyor. genç zenci nüfusta, abd ortalamalarının üç katı üstünde donmuş görünen işsizliğin azlatılması gerilimi azaltıcı olsa da tümden bitirici olmayacaktır. avrupa'nın göçmenlerle sorunuyla, abd'nin zencileriyle sorunları, uzun süre, yeniden yeniden patlamalarla gerilimli yaşanacaktır.
1 mayıs 2015, college station, texas.