türkiye'de yasallık nice sorun olmuştur. yasalar adaleti güçlendiricidir. yasaların yetmezliğinde, eksikliğinde vicdan tamamlayıcıdır. insanın, toplumsal yaşamada, ulusallığında devlet örgütlenmesi en üst ve yüce olanıdır. devletin gücü de, yüceliği de insanla olmasındandır. yasalar kişilere özgü ve kişiye özel değildir. bireysel haklar ve birey güvencesi yasaların güvencesindedir. insanların, toplumların, ulus ve devlet olarak gelişmişliğinin sıradan ve çok güçlü özellikleridir sıraladıklarım. bireyin de, toplumsallığın da, ulusun da, devletin de uyumlu ve uzlaşım içinde yaşamasının yakın yüzyıllarda vardığı bir sonuç da anayasallıktır. anayasanın kazandığı güç insanın birey olarak, toplum olarak, ulus olarak, devlet olarak yaşadığı gücün sürekliliğini sağlayıcıdır. anayasayı yoksayan insanlarla anayasal düzen olur mu? benim yazmadığım anayasaya uymam demek, geride kalmış insan davranışıdır.
tbmm'de istediğim yasayı düzenlerim; yasalaştırmada denetim istemem demek olacak insan davranışı değildir. demokrasilerde, çoğunluğun belirleyiciliği, çoğunluğun yasalara, anayasaya uymalarıyla başlar. siyasi olarak toplumdan kazanılan güçle yasalarda, anayasada değişim yapar. bu olağandır, doğalıdır. olağandışı ya da doğal olmayanı: çoğunluğun belirlediği yasaların denetlenmezliğini istemektir. daha da ötesi: "ben yaptım oldu" olmaz. o tür tepkilere "devrimci" konumlarda, devrimci davranışlarda rastlarız. kaldı ki, devrimciler de, tarihle, toplumla, gelenekle kısıtlıdır. demokrasilerde olmayanın, devrimlerde olmayacağın oldurulması ya da oluşumu çok çok çok eskilerde kalmıştır. bu bilinenleri, ortaokul yurttaşlık bilgilerini neden yineliyoruz?
türkiye'de geçerli anayasa'dan öteye anayasallığı yoksaymak olağanlaşmaktadır; sıradanlaşmıştır. türkiye bunun üstesinden gelecek güçtedir. 7 haziran anayasallığın yoksayılmasının, ençok, geçici kazanımını getirebilir. anayasallığı tümden yokedici, geçerli anayasa'yı yoksayan ya da geçerli anayasa'yı anayasa'da geçerli olmayacak "yollardan" değiştirmek isteminin eylemi kazanamaz.
türkiye'de egemenlik ulusundur; kayıtsız, koşulsuz. tbmm de, egemenliğin yürürlükte olmasının varlığıdır. tbmm'nin gücü ulusa dayanmasıdır; ulusun temsilcilerinin ulus adına egemenliği sürdürmesidir. tbmm ulusun yerine geçer ama, kişi, kurum ya da tbmm içi tbmm dışı güçler egemenliği tanımlayamaz, kullanamaz. kayıtsızlık, koşulsuzluk egemenliğin ulustan koparılamayacağının açıklanmasıdır. kayıtsız koşulsuz seçimli, seçimsiz anayasallığa, yasalara, geleneklere uymayan egemenlik kullanımı vatana ihanettir. vatana ihanetin tanımı yalındır ve anayasaldır. hangi inançla, hangi amaçla, hangi durumda olursa olsun egemenlik hakkı kaldırılamaz kayıttır, koşuldur. ulusu yoksaymak, egemenliği değiştirmek kayıtlar ve koşullar getirmek gücüne erişen olmadı türkiye'de. anayasa'ya uyarak anayasa değişiminde ya da anayasa'yı yeniden yazımlarda da egemenlik tanımıyla tbmm'nin üstünlüğü ve anayasa güvencesi tartışılmadı; değiştirilemedi. anayasal güvencelerde değişmelerin olması da anayasallığı kaldırmadı.
akp'nin içinden anayasal sorgulama neden yapılmıyor? burada, öncelikle, akp'yi olumsuz yargılamak kolaydır. sorun akp'den öteyedir: 1876'yı başlangıç alırsak, yüzelli yıla yakındır anayasa ve anayasallık geleneğine güçlü direniş yaşanmaktadır. akp'nin yeni anayasa yazımı istemi de, anayasallığı yoksayması da, akp'yi siyasi olarak güçlendirmiyor. anayasa ve anayasallık yerleşik ve ulusal dayanak kazanmamıştır mı diyelim? bu da öteki uçta abartılı olur. 1961'de oylanan anayasa, 1924 anayasası'nın baştan yazımıyla, 1982'de oylanan yeniden yazımlar sorunun bir yanıdır tartışması hep atlanmıştır. 1971'de geçerli anayasa'ya göre anayasa'da köklü değişimlerle, 1982'den bu yana, oluşan değişimleri ayrı tutmak gerekir.
öyle anlaşılıyor ki: geçerli anayasa'yı yoksayma noktasına gelmiş, tbmm (parlamenter gelenek) bitmiştir buyurganlığı anayasal değildir ama, siyasi olarak üstesinden gelinmesinden önce, anayasallığa, anayasa geleneğine bağlı, yasallığı egemen sayanlarca düşündürmeyi gerektiren bir durumdur. anayasallık, gelenek oluncaya, anayasa'ya aykırılık siyasileri kısıtlayan bir güç oluncaya günümüzdeki yaşanan kargaşa süregidecektir. anayasallığı yoksaymak yürekli diklenme değil de, korkulacak ve uzak durulacak siyasilik oluncaya, anayasal buhran gidici değildir. her anayasal buhranı yeniden anayasa yazımıyla aşmanın yeterli olmadığını görmekte de geç kalınmıştır. türkiye'de, 2002'den bu yana, tbmm'de çoğunluk olan üç ayaklı cumhuriyet karşıtlarının birleşik anayasa yapamadıkları yaşandı. 7 haziran'la akp'nin belirleyiciliğindeki anayasa değişimi düşlerinin geriletilmesi ne değiştirecektir büyük soru olarak ortadadır.
meydanlarda, 7 haziran yolunda kendi siyasiliğini bir arada tutmakla, karşıtlarında yılgınlık, dağıtma ve parçalama yönünde suçlamalarda uçlara gidilmektedir. siyasilikler, öncelikle, iktisatı, toplumsallığı, siyasiliği bireylerin mutluluğu, barışı, güvenliği yönünde ne yapacakları dışında yoğunlaşmakta tüketiyorlar. akp, chp'yi hdp'yle bir ve birlikteymiş göstermeyi birincilleştirmiş durumda. mhp yanında, akp'yle hdp, neredeyse, türkiye'ye istedikleri biçimi vermede uzlaşımdan öteye anlaştılar suçlaması temellendiriliyor. hdp, akp'yle olmayacağını akp'yi küçülteceği varsayımıyla akp'yle karşıtlaşma odağında dönmektedir. chp karşıtları ve chp'den umarı olanlar ise, iki ayrı uçta, erdoğan'ın etkisizleştiği akp'yle chp'nin birlikte olabilirliğini yineliyorlar. chp ise, erdoğan karşıtlığnın yeterliliğinde geziniyor. kısacası, siyasetteki dört parça da kendini tanıtmaktan önce ve yoğun olarak karşıtlarının onlarca ne olduğuyla siyaseti belirlemeye uğraşıyor.
kamuoyu yoklamalarına güvensizlikle, seçimlerin güvensiz ortamı öngörüsünde akp karşıtları ortaklıktadır. akp'nin seçimlere ilişkin güvensizliği ise: kimi yörelerde, silâhın gölge etmesinden yakınmasıdır.
erdoğan siyasi olarak bıkmadı ama bıktırdığının ayrımında değildir uzunca süredir.
ingiltere'de 7 mayıs'ta yapılan seçimlerden ortaya çıkan siyasi sonucu değerlendirmekte önyargılı söylenenlerin ötesinde söylenecekler çoktur. ingiltere'de seçmenler değişimi oylamamıştır. birleşik krallıktaki ve küreseldeki kitle iletişim güçlerinin, birleşik krallık yurttaşlarının zorda olduğu önyargılarıyla, 2010'daki değişimin ingiltere'de yaşama koşullarını zorlaştırdığı yinelemesine seçmenlerin katılmadığını gördük. sağlık, eğitim ve ücretler diye yaşanan yakarmalara seçmenlerin çoğunluk olarak katılmadığı ortadadır. kıt kaynaklarla, bölüşümdeki adaletsizlikler temelinde siyasetlere katılmamıştır seçmen çoğunluğu. değişik de söyleyebiliriz: üretim artışıyla, gelirlerin artmasının, kamu giderlerinin kısıtlanması yönündeki bütçe düzenlemelerinin getireceği düzelmeye umudunu oylamıştır seçmenlerin çoğunluğu.
david cameron'un siyasi kazanımı cameron'un sorumluluğunu arttırmıştır. bir yandan gerilemiş, silinmiş ve yokolmuş irlanda tedhişçiliği siyasi olarak sorun olmaktan kalkmıştır; öte yandan ise demokrasi koşullarında, iskoç bağımsızlığı özlemi kabarıştadır. cameron için sorunlar çokludur: bir yandan iskoç ulusalcı isyancılığını birleşiklikte koruma uğraşı sürecek ve öte yandan da avrupa birliği'nde daha etkin katılımda birlikçi olmak kolay olmayacaktır. avrupa birliği'nden bağımsızlıkçılar da, birleşik krallıktan ayrılıkçılar da parlamento'da güçsüzdür ama, toplumda güçlüleri etkilidir. iskoç ayrımcıları yöreselliğin ötesine gidememiştir. iskoç ulusalcılları brüksel ile londra arasında seçmede, sonunda, londra'yla brüksel'de olmaya dönüşeceklerdir. avrupa birliği'nin, iskoçları, londra'daki egemen güce yeğleyeceklerini düşünmek yanlıştır. yüzde beş oy oranıyla 56 temsilci kazanmış iskoç ulusalcılarına karşı yüzde 13 oy oranıyla 1 temsilcilik kazanmış avrupa karşıtları "dar bölge" seçim kurallarının sonucudur. sonuçta, yüzde otuzyedi oy yüzdesiyle tek başına iktidar olan muhafazakârlar, yüzde otuza gerilemiş işçiler ve yüzde sekizlik oy oranıyla 8 temsilcilik kazanabilmiş liberal demokratlar uzunca süre siyasetin kalıcılarıdır; belirleyicileridir. demokrasilerde korkutucu çok seslilik, özgürlük ortamlarında bu tür tarihsel kalıntıların erimesini zorlaştırıcıdır.
işçi partisi başkanı ed miliband'ın, liberal demokrat parti başkanı nick clegg'in ve avrupa karşıtı partinin başkanı nigel farage'ın seçim sonuçlarına direnmeyip görevlerini bırakması david cameron için geçici bir açıklık sağlayacaktır. yeni seçilecek siyasilerin gidenlerden daha zorlu olmayacağını beklemek yanlış olur ama, deneyimsiz olacakları ve yeni karşıtlıklar üretici olmaları zaman alacaktır. cameron, kazandığı siyasi güçü, kişiselliğini öne çıkarıcı kullanmayıp, partisini ve ulusun birleşikliğini korumaya öncelikli siyaset sürdürdükçe önü uzunca süre açıktır. 2017'yi geçmeyecek avrupa birliği'ne evet hayır halkoylaması nasıl gelişir bugünden bilinmezdir. avrupa'da gerçekleşen halkoylamalarında, genellikle, avrupa karşıtlığının yüksek oranlarda olması cameron'un da aşamayacağı bir sonuç olacaktır diyebiliriz.
uzun dönem için, işçi partisi'nin de adını ve programını değiştirmesi, başkanlığını değiştirmesinden de önemli olacaktır. ondokuzuncu yüzyıl'dan kalma işçi hakları, sendikacılık, iş ve çalışma koşullarını düzeltici programlarla, gelir bölüşümünde dengeleri yasallıkla düzenleme siyasetlerinde gidilecek yer kalmamıştır. sosyalizm/komünizm, kapitalizmi zorlamış ama, kapitalizm yıkılmamıştır; sürekli yenilenmiştir. sosyalizm korkusuyla ürküntüsünden yüzyıllık sosyal demokrat ara yolculuğu da tıkanmıştır. 7 haziran seçimleriyle türkiye'de gündemin odaklarından olacaktır 1989'la dönüşen siyasilik. eylemde, siyasi seçmelerde chp ve hdp, günümüzde, olmayacak söylemleri sürdürmekten uzak duramamaktadır. salt onlar mı? yüzde biri bulmayan, bulmayacak onlarca siyasilik de gerçekliği olmayan, olmayacak söylemleri yineleyerek tükenmektedir.
8 mayıs 2015, college station, texas.