12 Aralık 2014 Cuma

yalan, talan, korku, baskı, ... / cumaları -- 505.

türkiye'de gidişin nasıl sonlanacağını bilemeyiz. yalanların, talanların, korkutmacaların, baskıların sonlanacağını biliyoruz. son nasıl olur; yerine gelen gideni aratır mı? bilmiyoruz. bildiğimiz: "yedirmeyiz" cephesiyle "gidecekler" karşıtlığının durmaksızın sürdüğüdür.

yedirmeyizciler 17 aralık'ı beklemiyordu. ardından da 25 aralık izledi. gideceklerciler ise, 17 aralık'tan yenik çıkacaklarını düşünmüşler miydi? 17 aralık'ı gerçekleyen güç yenilgiye direnememiş görünse de neden yokolmamıştır? yedirmeyizcilerle gideceklercilerin birlikte olmalarını düşünmek kolay değildir ama, yarın birgün yedirmeyizcilerden de, gideceklercilerden de siyasette olacakları düşünebiliriz. türkiye için bugünkü karşıtlığın bilinmez oyuncularının yarını da olması türkiye'nin yakın geleceğinin umutlandırıcılığını sislendiriyor. yedirmeyiz diyenlerin koruyamadığı yenildikten sonra, gidecekçiler, işte gittiler diye ne oldu, nasıl oldunun üstünü örtebilirler. gidecekler cephesinin sisli görünümü, yedirmeyizci dumanlı görünümden açık seçik değildir.

gezi'den bu yana akp yanında parti işleyişinde eleştiri ve denetim durmuş görünüyor (öncesinde de varmıydı ayrı sorudur). 2015 seçimlerinde akp'de geleceği kalmadığını görenlerle açıkça bilenlerin yine akp'yle olacaklarını bekleyemeyiz. akp'yi onüç yıl iktidarda tutanların yerine gelecek olan onüç yıldan kazanmışların karşıtlaşmaması olanaksızdır. seçim öncesi değilse de, seçim sonuçlarıyla akp'de yaşanacak değişimin akp'de sessizliği koruması zor olacaktır. günümüzde bunları konu edene rastlamıyoruz. bildiğimiz ortadadır: yalanla, talanla, korkuyla, baskıyla bundan sonrasına gidemezsiniz tepkiciliğinin dinmek bilmeyişidir. yedirmeyizci cephe ise körü körüne durmak yok şarkısını sürdürüyor.

sesli ve eylemci olanlar ortadadır; kitlelerin ise izlemekten öteye varlıklarını bilmiyoruz. seslilerin azlığı çoğalacak mı? sessizler: giden ağam, gelen paşam konumlarını sürdürür mü? bir sonrasının belirleyiciliği şu bilinmezde gizlidir: sesliler nasıl susturulur ile sessizler hep öyle mi kalır?

akp'nin anayasa değişimiyle cumhuriyet'in kazanımlarını "fedâ" edeceği beklentisi akp iktidarını uzatıp durdu. akp, bilinçli bilinçsiz hem olmayacak beklentileri yükseltti; hem de olmayacak beklentilerin olmazlığına yaslanarak iktidarını uzattı. 2015 seçimleriyle akp'nin, cumhuriyet'in kurtuluşçu ve kuruluşçu felsefelerine aykırı adımlar atması korkusu değişir mi? akp'den umutlanmışların akp karşıtlığında havanda su dövdükleri biliniyor. umut ve düş kırgınları gittikleri uçtan hangi uca savrulurlar?

türkiye cumhuriyeti'nde nitelik değişimi özleyenlerin ortak amaçta birleşik görünmelerine karşın içlerinde nice parça oldukları gizlide değildir. o parçaların birleşikliği kendi içinde çatışmalara dönüşür mü? umutların yıkımıyla, düşlerin boşunalığında yaşanacakları kestirmek olanaksızdır. hangi olmayacak dualara durulduğunu hergün izliyoruz. kuraklık uzadıkça, yağmur beklentisi, yağmadan gürleme olarak kaldığından yaşanacaklara uzağız. kalaşnikovla jetlerin karşıtlaşmasından ne çıkar diye sorgulayan yok. elinde kalaşnikovla, jetler yokken kamu düzenini yoksayabilirsin ama, kurduğun kamu düzeni midir? üzerine jetler geldiğinde geç olmaz mı?

bugünü biliyoruz sanısındayız; geleceği bilmediğimizi bilmediğimiz sanısından uzak özlemler, düşler, öfkeler, kinler birbirini izliyor.

türkiye 2015'e giderken küreselde neler yaşanıyor? ırak'ta bağdat'ta oluşan yeni uzlaşım musul'a yürümek sabırsızlığı gösteriyor ama, abd, yönetemeyeceği, yönlendiremeyeceği güçlerin kendi başınalığını durdurmayı yeğliyor. musul'da ışid iktidarını sürdürüyor. esad, halep'ten uzak şam'da yerini korurken lübnan'da yeraltı da, yerüstü de yarınından belirsiz bekliyor. afganistan'dan abd tümden çekilecek beklentisinin 2015'te de gerçeklenmeyeceği açıktan söylendi. japonya'da şinzo abe ile israil'de benjamin netanyahu'nun seçim kumarları ne getirir? dengelerde değişime neden olmaz diyebiliriz seçim sonuçlarını görmeden. seçim sonuçlarıyla daha açık ve akıllı değerlendirme yapabileceğiz.

çin'de geleneksel ve değişmez yolsuzluk ve yolsuzlukla uğraşta yeni adımlar atıldı. çin'de yolsuzluk "kişiler" sorunu olmadığından "sistem" sarsılmadan, "tek parti" belirleyiciliği çoğullaşmadan yolsuzluğun değişmesini beklemek boşunadır. "özel mülkiyet"in olmadığı "sistem"de güçlülerin yolsuzlukta yozlaşması olağandır. çin'de, "özel mülkiyet" serbestleşmediği sürece: yolsuzluk yaşanan gerçeklik olarak sürecektir.

abd'de bütçe kavgaları sokaklarda yaşanan gösterilerin nedeni değildir. abd'de bütçe kavgaları sokaklarda yaşanan adaletsizliğe, eşitsizliklere tepkiden önceliklidir. abd'de sokaklar öne çıkarken, 2001 korkusuyla afganistan'dan topladığı tutsaklara yaşattığı insanlığın aşamadığının sorgulanması nedir? abd'de kendilerini abd'den tek sorumlu konumuna yükselten "liberal" siyasiler, abd'yi içeride ve dışarıda küçültücü açıklamalardan uzak kalmazlar. son örneği de, tutsaklara yapılan utanç verici işkence, baskı deneyimlerini açıkta paylaşmak oldu.

abd liberalleri, 2001'den bu yana bilinenleri, yapılanları yeniden sorgularken geç kalmışlıklarından utançla özürcülük oyunundalar. abd liberallerinin gerekçeleri de, abd'nin özel olduğu, değerlerinin üstün olduğu varsayımıdır. oysa, 2001'e gösterilen tepkide abd'nin kendinden önce yaşanmış tarihsellikten öteye özel bir öenemi ve niteliği olmadığı 2001'den biliniyordu. abd seçkinliğinin kendince aklına göre: yapılanları abd yapmadı; abd sisteminin içindeki denetlenemez öğeler, küreselde, utandırıcı eylemlerde abd'ye leke sürdüler. vietnam'da yıllarca zehirli bombalamalarda ormanları süreklileştirmek için gübreliyorlar mıydı? güçlünün korkusunun tepkisi oldubittikten sonra özürün ne değeri olur?

oysa, insanlık suçu olarak bilinen yaşanmış işkenceler abd yasalarıyla da yasaklıdır. yapılanlardan sonuç alınamamıştır; bir daha yapılmasıncı düş görenler 2001'de afganistan'a saldırırken bu tartışmaları yapmaktan uzaktılar. oldu bittikten sonra özürcülük de: bakın biz özür diliyoruz; sizler de küreselin dört yanında özür dilemeyi öğrenin, yerine getirin baskıcılığından öteye özgürlükçü değildirler. abd yurttaşları ise, 2004'te, 2008'te ve 2012'de (ara seçimleri atlıyorum) abd liberalleri gibi düşünmediğini oylamıştı. yarın 2016'da abd yurttaşları güvenlikleri doğrultusunda, yaşananları görmezlikten gelecektir. abd yurttaşları da, tarihin üzel ve güzel yurttaşları değildir. abd sistemi de korkunca gücüyle güçsüze işkence yapmıştır. 2001'de abd'nin özel olmadığı yaşanmış gerçekliktir.

petrol fiyatlarının önlenemez çöküşü durdurulabilir mi? her çöküşle yaşanan taşkınlardan, bukez petrolün ederinin düşüşüyle: rusya, iran, venezüella ve nijerya korumasız mı yakalanmıştır?

12 aralık 2014, college station, texas.