19 Aralık 2014 Cuma

demokrasiyi zorlamayla demokraside zorlanma / cumaları -- 506.

rusya'yı iktisaden kuşatmayla rusya'yı geriletebilmek olası mıdır? rusya'da putin olmasa rusya ukrayna'dan çekilir mi? rusya'da putin öğesi atlanamaz ama, rusya hem putin'dir; hem de, putin'den öteyedir rusya. rusya'nın ukrayna uzlaşımı da, uzlaşmazlığı da bitmeyecek sorunlardandır. günümüzde de, tarihsel kalıntıların üzerinden nice bitmezliklerdendir rusya'nın ukrayna'yı rusyalaştırması. ukrayna rusya'sız olabilir ama, rusya'nın ukrayna'sız olması gerilemesi olur.

abd'de eşitlikte çok yol alınmıştır ama, alınacak yolun çok olduğunu anlık yaşadık yeniden.

abd, elli yılı aşkındır küba'den yalıtılmış yolaldı. uzun sürede, küba'nın yalıtılmışlığının sonsuza değin sürmeyeceği açıktı. abd, durduk yerde, obama'nın açıkladığı yönde küba'yla ilişkisinden ne kazanır? abd'nin yitirmeyeceğini düşünmeliyiz. sorunun öteki türlü sorulması daha önemlidir: küba, abd'yle yakınlaşmadan ne kazanır? küba çin değildir; küba'da abd etkisi kısa sürede ve hızla yaygınlaşacaktır.

abd'de cumhuriyetçiler'in yasamada iki mecliste de egemen oluşuna iki hafta kaldı. abd'de büyük bir değişim beklemek yanlış olur. obama'nın kısıtlı yürütme gücünün kısıtlanacağı ise kaçınılmazdır. abd 1900'lü yılları clinton'la tamamlamıştı. 2000'li yıllar bush'la başladı. 2016'da yeniden bush mu; yoksa yeniden clinton mı? bir de, ikisi de olmaz; ne bush, ne clinton diyecekler olacaktır. clinton adına abd'nin yarısında saygı ve özlem sürmektedir; hillary clinton, o adı aşağılara çekmeye dönüştürebilir. abd'nin bir yarısında da bush adına öfke ve kızgınlık dinmemiştir. yeni seçilecek jeb bush'la o öfke yatışabilir. 2015'le abd'nin en uzun süreli başkanlık seçimi yarışı hızlanacaktır.

arada ışid ne olur; iran'la uzlaşım gerçeklenir mi ya da ne getirir abd iran yakınlaşması? esad 2016'ya dayanabilirse, sonrasında da yerindedir diyebiliriz. obama'nın esad'la uzlaşıklığı düşünülemez ama, abd'nin obama sonrasında esad'lı suriye'yle olması şaşırtıcı olmaz.

japonya'da 14 aralık seçimlerinin yenilik ya da değişim getirmediği ilk sonuçtur. japonya'da durgunluk sürecektir diye beklemeliyiz.

türkiye'de 17 aralık 2013'le gelişenlere tepkide ağızlardan düşmeyeni biliyoruz: inlerine gireceğiz 2014 ocak'ından bu yana yinelendi durdu: inlerinde yokedeceğiz; kaçamazlar, saklanamazlar, kurtulamazlar. sürekli ötelenmeyle 14 aralık'a varıldı. geleceğiz hazır olun anlamında yaratılan havayla gidilmezse olmaz anlamında "zaman" ve "samanyolu" inlerine girildi. türkiye, özellikle, 2007'den bu yana benzerlerini yaşadığından bu kez yaşananlar, neredeyse, güldürüye dönüştü. öncekilerinde kuşkulu, dolaylı direnenler, seslerini yükseltenler olduğunda "darbecilikle" ve "1930"ların kalıntıları işlemi görmüştü. "adaletsizlik" dalga dalga vurdukça, acılar yaşandıkça, yasal dayanaksız süre uzadıkça toplumda "sessiz çığlıklar"a ses verenler çıkmaya başladığında altüst olundu; bırakılıverdiler.

14 aralık'ta başlayan göstere göstere yaşatılanlar değişik. nasıl ki, gününde(1961'de) mendereslere sahip çıkılmayıp, 2000'lerde menderes acısı söylemi ortalığı kapladıysa; "ergenokon/balyoz" benzeri günlerde "demokrasi-özgürlük" diye yasal olmayan saldırıları üstlenenler bugün "demokrasi-özgürlük" diye saldıranlardan yana değil de, saldırıya uğrayanların yasallıklarına destek vermeye özeniyorlar. dün akp'yle olduklarını göstermede önde olanlar; bugün akp'yle olmadıklarını göstermede önlerde durmayı seçiyorlar. onlar, dün inandırıcı değillerdi; bugün de değiller.

şunu açıkça biliyoruz: topluca tutuklamalar; buyrukla yönlendirilen soruşturmalar demokrasinin yıpranmasıdır. türkiye'de siyasette "tekliğin" vardığı yer demokrasinin yokluğunu hızlandırıcı işlevde sürmektedir.  demokrasi, karşıtların varlığını temel alır ve uzlaşmazlığın tıkandığı noktada ödünleşme gerçeklenir. karşıtlarını yoketme ve bu uğurda öznelliğin egemenliği demokrasinin tükendiği noktadır.

türkiye 2015 seçimlerine demokraside gerilemiş olarak gidiyor. sonunda, akp tarihi yazıldığında: demokrasiyi araç olarak kullanıp demokrasiyi yoketme amacında yokoldular bilinecektir. ulusu, ulusallığı "cemaat" ve "sivillik" olarak görenler/gösterenler ulusötesi ya da ulus sonrası yanılsamasından ayrılmayacaklardır. demokrasinin gelişiminde kentlerin ulusal düzeye yükselişi belirleyicidir.

ulusun kent yönetimlerine dönüştürülmesi demokrasi değildir. kent örgütlülükleri de, "ümmet-cemaat" toplululaşmaları da bir sonrası değildir; geçmişte kalmıştır. akp'yle türkiye'de yaşananlar kentlerde demokrasinin çoğalması olmamıştır. ulusallığın zayıflaması karşıtına dönüştüğünde yaşanacak kent değerli demokrasi kalıcı olacaktır. demokrasilerden zalimlerin kazandığı olmuştur ama zalimlerin demokrasiyi kalıcılaştıracağı buşuna beklenti olmuştur. zalimlerin yokettiği demokraside ortaya çıkan zoryönetimlerden zalimler de sonlarını yaşar. türkiye'nin hocalara, reislere kalması düşünülemez. sonunda demokratların kazanması dayatacaktır. yeraltılar, çekirdek örgütlenmeler, yıkıcılar değil kurucular demokrasinin ilerleticileri konumunu zorlayacaktır.

19 aralık 2014, college station, texas.