21 Kasım 2014 Cuma

türkiye'de iç siyasette arayış var; yenilik yok. / cumaları -- 502.

siyaset büyük oyundur ve siyaset insanla oynanır. siyaset toplumsallıktır. kitleleri olmayan siyasetin iktidara varması düşünülemez. siyaset iktidar için vardır; iktidar olmak içindir siyaset.

günümüzde türkiye'de siyasette dörtlü parçalanmışlık vardır. dört siyasiliğin dışındakileri siyasetin küçük oyuncuları saymak gerekir. dört parçalı siyasetin dışında yeni bir siyasiliğin gelişmesi kolay görünmüyor. dört parçanın ötesindeki siyasiliklerden büyük oynamayı başaracak yenilik öngörmek de abartılı ya da onyargılı öznellik olur.

o zaman, bu dört parçaya yargılı mı yaşanacaktır gelen yıl ve ötesi yıllar? bu konuda güvenle hayır diyebiliriz. nasıl olur da: dört parçadan öteye yeni bir parça oluşabilir?

akp'nin parçalanmadığı türkiye siyasiliğinde yenilik ya da değişim beklemek istemden öteye gerçekçi değildir. görünürde de, akp'nin parçalanmasını gerektirecek bir oluşum yoktur. akp'nin parçalanmasını getirecek olan: hazırlıksız ve inanmadan girdikleri "çözüm süreci"dir. erdoğan'ın siyasi başarısı, olmayacağını bildiği siyasiliklere girişmekten yılmamasıdır. "çözüm süreci" denilen siyasiliğin akp'yi ve türkiye'yi büyüteceği söylemi akp'nin değildir. akp, "çözüm süreci"nin önce akp'yi küçülteceğini iyi bilir. o yüzden akp'yle oldubitti özleyenlerin beklemesi sonlanmayacaktır. akp karşıtlarının erdoğan'ı ve akp'yi çözüm denilen küçültücü siyasetin gönüllüsü göstermekte yanlış olabilirler mi? düşüncesi bile yoktur bu yaklaşımın akp karşıtlarında. akp karşıtlarının çözüme karşı olmaları önemli bir siyasettir. akp karşıtlarının başarısız kaldıkları: akp'yi çözümden yana göstermekle akp içindeki çözüm karşıtlarını açığa çıkaramamaktır. akp'nin başarılı olduğu tamamlayıcı siyaset de şu oluyor: chp ile hdp içice geçmiş siyasiliklerdir. akp'ye göre, chp de, hdp de çözüm istemekten çok akp'nin siyasetten küçülmesini, gerilemesini çözümden öncelikli istemektedir.

akp'nin yıkılmamasının ve parçalanmasının uzamasının en önemli etmeni, akp karşıtlarının en büyük yanılgılarının temelini oluşturuyor. türkiye büyük bir ülkedir. türkiye, cumhuriyet'le önemli gelişimler yaşamıştır. türkiye'nin büyümesi akp'nin tutkusal özlemidir ama, akp'nin başarısı değildir. akp karşıtları hem türkiye'yi borç batağında, dağılmış, yokolmuş ve tükenmekte olan bir ülke olarak görüyor; hem de gelir bölüşümündeki adaletsizliklerinin yapısal olarak düzelmediğini, artarak karşıtlığı zorladığını varsayıyorlar. o zaman da, bekleyiş sürüyor. zenginleşmenin yeni sınıf yarattığı ve geleneksel zenginlerin kuşatıldığıyla gerilediği varsayılıyor. bunlardan akp'yi sarsıcı ya da akp'nin parçalanmasını beklemekle boşuna yaşanmış siyasilikte yeni arayışlar yok. 19. yüzyıl'dan bu yana türkiye'de yansıması olmayan liberalizm, sosyalizm gibi genellemeleri türkiye'nin 20. yüzyıldaki gelişimine de, 21. yüzyıl'daki gelişmişliğine de uyarlamakta zorluklar yaşanıyor. kitleselleşemeyecek siyasi programlarla, soyut özgürlük, demokrasi, eşitlik gibi kavramsallıklarla bir yere varılmıyor. siyaset meydanında görünmenin ötesine gidilmiyor.

bunların tümüne yakın önemde olanı da: "kültür" ayrımları ya da "kimlik" korumalarıyla "yaşam biçimi" uzlaşmazlıklarıdır. sanıldığı gibi alevi sünni, türk kürt, anadolu, batı, doğu kuzey, atatürk, muhammed diye de siyaset olmaz. iktidar olunduğunda bunların arasındaki ayrımları uzlaştırıcı ya da yoksayıcı siyasetleriniz olabilir. atatürkçü siyaset olmayacağı gibi, atatürk'e karşı siyaset de olmaz. "mahalle" aralarında, sokaklarda, belki de okullarda, "yandaş" ve "asker" toplayabilirsiniz ama, iktidara yükselemezsiniz. siyaset büyük oyundur; bunları anlamak, görmek, örgütleyip yönlendirmektir. siyaset çıkarlar birliği olarak iktidara yürümektir. siyaset yenilik öngörmekle hedefi yükseltmektir. cumhuriyet yanlıştı ya da cumhuriyet'i yıktılar karşıtlıklarıyla yıllardır süregiden karmaşa ve kagaşa süregider. görünen odur ki, süregidecektir de.

erdoğan amerikaları yeniden keşfe çıkarken iktidar olmanın zırhıyla yıpranmaz sanısında yanılıyor. bir zamanlar idi amin, ahmedinejad, noriega, saddam, miloseviç de kendilerini "mutlak" sanmışlardı ve ülkelerini, uluslarını, ülkülerini insanlar önünde değer yitmesine neden olmuşlardı. erdoğan'ın sayıklamalarını çürütme çabalarıyla, alaycı yinelemelerle akp'de sarsıntı yaratmak, akp'yi yarmak kolay görünmüyor. akp içinde uzlaşık görünen çıkar birliğinde karşıtlık yaşanmadan türkiye'de yeni siyaset özlenebilir ama, gerçekçi olarak düşünülemez.

akp'nin önderleri sanaldadır da, chp'nin başı ve önderleri toplumun içinde, güncelin önünde midir? chp içindeki ulusalcı milletvekillerini uyaran bir chp başkanı nerede olduğunun ayrımındadır diyebilir miyiz? tbmm'de, chp'de ulusalcı olamayan milletvekili mi olur? türkiye cumhuriyeti ulusallığını tartışanlar olabilir ama, chp'de bunların olmasını yaşamak; en hafifinden, siyaset bilmezlikle aymazlığın göstergesidir. ulusallık: bir parti için, bir ülke için ayrıştırıcı olur mu? ulusallıktan utananların olması, ulusallık diye eksiklik ve olumsuzluk düşünülmesi türkiye'nin yaşanan utancıdır. ulusallığı geride kalmış, üstesinden gelinecek bir suç öğesi diye tanımlayıp saldırganların olması anlaşılabilir ama, saldırılardan ezilme, dağılma ve çözülme eğilimleri yanıltıcıdır. içeride de, dışarıda da bu tür çabaların olmasından içinde kuşkuya düşen zayıfların, çürüklerin olması olağandır ama, ulusun belirleyicisi, egemeni olanlar o çürükler, o zayıflar değildir.

abd başkan yardımcısı joe biden, işte bu çerçevede, kiev yoluyla istanbul'a indi bugün. suriye'de donmuş görünen askeri saldırı ve yerini korumayı değiştirmenin musul'da yüzyüze sokak savaşlarıyla belirleneceği biliniyor. sincar, kobani diye saptırılan ve zaman kazanmaya elverişli sürenin sonunda 2015 ilkbaharı'na suudiler ve türkiye cumhuriyeti eitim ve donatım sağlayabilecek midir? bağdat'ın musul'u geri almaya eğitilmiş, donatılmış güçleri bağdat'tan musul'a nasıl yürütülecek? bu arada, musul'u geri alıyoruz diye savaşılırken, halep yeniden esad'ın denetimine girerse ne olacak? 2011 baharı'nda musul bağdat'ın yanındaydı; halep de şam'ın. o zaman ne değişti? öyle kimilerinin gökyüzünde seyreder gibi gördükleri "rojova kantonu" için mi yüzbinin üstünde insan öldü; milyonlarca insan suriye'yi bıraktı kaçtı? nasıl bilgisizliktir, nasıl küçük çıkar, hangi küçük akıldır bunlar?

öyle anlaşılıyor ki, 2015 de, eğit donat diye abd kaynaklarından, hazinesinden yağmayla geçip gidebilir. sonrası da 2016'dır ve ve abd'de seçim yılıdır. abd ulusallığı savaş isteyeni seçmeyeceğini eniyi ortaya çıkacak adaylar bilir. bu arada, obama'nın "göçmenler" konusunda ve "bütçenin" kamu giderlerini kullanmada görevden alınması süreci de yaşanırsa ne olacak? abd'ye dayanarak devrim yapacakların, abd'yle ortadoğu'da iktidar "hülya"sına kapılmışların siyasetin büyüklüğünü düşünmeye zamanları yok; küçük çıkarları "mahalle devrimleri" ve "sokak isyanları"dır ve kazanacaklarına güvenleridir. evdeki hesapların çarşıya uymadığı ise eskilerin deyişidir. çarşının sahipliğinden sorumlu joe biden, evdeki hesapları anlamaktan çok çarşıda alışveriş olsun diye "eğit-donat" kredisinin koşullarını sunmaya geldi dersek yanlış olmaz.

21 kasım 2014, college station, texas.