abd'de 2014 ara seçimleri 2012 seçimlerinden değişik sonuçlandı. abd'de yeniden yürütme ile yasama karşıt siyasiliklerden oluştu. abd siyasiliğinde yeni ve özel bir durum değildir bu. abd'de, 1980'lerden bu yana, cumhuriyetçiler ağırlıklı olarak yürütmede oldu; yasamada ise, demokratların çoğunluğu etkindi. 1990'larla cumhuriyetçiler yasamada çoğunluğu daha sürekli kazanır oldular. demokratlar da 1976'dan sonra 1992 ve 1996'da clinton ile kazandıkları yürütmede 2008 ve 2012'de de obama ile başkanlık kazandılar. kısacası, yaşanan, öncesi ve benzeri olmayan bir değişim değildir. yine de, seçimlerin belirleyiciliğinin en güçlü ve sürekli yaşandığı abd'de, 2014 seçimlerinin anlamlandırılması önemsenmelidir.
abd'de ara seçimlerde, geleneksel olarak, katılım, başkanlık seçimlerine göre düşük olur. 2014 ara seçimlerinde de katılım yüzde kırkların kıyısındaydı. 2008'deki obama'yla gelişen genç katılım 2012'de azalma eğilimindeydi ve 2014'te gençlerin katılımında kazanılmış kabarma söndü. 2008'de, her devirde, her ülkede geçerli olan "değişim" umudu ve beklentisiyle kazanan obama'yla umulan değişimin olmayışı bir etkendi. ayrıca, abd'nin yönlenmesinde, dış siyasette önceki cumhuriyetçi george w. bush'un siyasetlerinin sürdürülmesi de tamamlayıcı etken oldu.
sonuçta, 2008'de demokrat siyasetindeki yürütme ve yasama çoğunluğu 2010'da ve 2012'de temsilciler meclisi'nde cumhuriyetçi çoğunluğu senato'da da cumhuriyetçi çoğunluğa vardı. bir anlamda, demokrat başkan obama, cumhuriyetçi yasaların onaylayıcısı konumundadır. 1988-1992 arasında da george bush demokrat yasama çoğunluğuna karşı yürütmüştü başkanlığı. o güne değin başkanlık kurumunun ençok "veto" hakkını kullanmasına 1992'de büyük tepki olmuştu ve yürütmede demokrat başkan seçildi. demokrat başkan obama da seçim sonuçlarıyla "veto" hakkını kullanacağını söylemekten uzak durdu. bunun ardından da, yıllardır sürüncemede olan ve 10 milyonun üstünde kaçak insanı yurttaş yapmayı amaçlayan "göçmenlik yasası"nda başkanlık yetkisiyle yasamanın üstüne çıkacağını vurguladı. meclis başkanı cumhuriyetçi john boehner de anında, yaptırmayız ve gelen iki yılda uzlaşmazlıktan obama yitirir diye karşı durdu.
abd'de demokrat cumhuriyetçi ayrımı içselde önemlidir. abd dışsalında karar sürecinde kıyasıyadır karşıtlıklar ama, uzlaşımla, kararla birlikte abd çıkarlarında bekleneni getirmediği açıkça anlaşılıncaya uyum yüksektir. "göçmenlik" konusunda karşılıklı olmazlanırken; obama'nın 1500 yeni abd askerini ırak'ta savaşmaya götürme kararına tepki yoktur. türkiye'yi de bu karar ve abd kararlılığı doğrudan ilgilendirir. ortadoğu'da obama yoktur ve abd vardır. obama'dan istenen iki hedef vardı: birincisi, abd askerlerinin ırak sokaklarında, çöllerinde ölmelerinin durdurulması ve abd askerlerinin savaşçı konumdan uzaklaşması; ikincisi de, abd ırak'tan çekilince, abd'nin yeniden ırak'a savaşçı asker götürme durumunda kalmaması.
birinci hedef sağlanmış görünüyordu 2014 yaz başlangıcında. ışid'in abd'nin çekilmesinden yararlanarak suriye'den halep'ten, şam'ın dışarılarından derlenip musul'u bulması çok hızlı ve kolay oldu. musul ışid'in etkinliğine geçti. ırak ordusu diye eğitilmişlerin savaşma gücü olmadığı abd'nin ve obama'nın güçsüzlüğünü gösterdi. obama, suriye'deki ayaklanmadan bugüne abd içselinde güçsüzleşti ve etkisizleşti. ışid bağdat'ı zorlasa da, bağdat'ın içinde iran'a yakın olanlarla sokak savaşı yapma gücünü bulamadı. ışid'in kerkük'ü ve erbil'e yönelmesiyle ırak ordusunun özerk ordusu yöresel güç de ışid'in önünden kaçmayı yeğledi. abd iki cephede havadan destek gücü kararı aldı. abd'de seçim süreci olduğundan, abd askerinin yeniden ırak'ta savaşır olmayacağının yinelenmediği gün yoktu. arada ışid, abd'yi zorlayacak üçüncü bir cepheyi de türkiye sınırlarına yakın açtı. abd üç ayrı cephede havadan güç gösterisiyle ışid'e karşı etkili olamadı.
abd seçimlerinin sonuçlarının belirlenmesiyle birlikte ilk karar 1500 savaşçı destek kararının abd içseline sunuluşunda da savaşta önde değil, geride "eğit/donat" gereği olarak vurgulanma sürüyor.
abd'nin savaşmayı yerel ve yöresellerle yapmaktan dönmeyeceğni söylemek zordur. abd'nin eğitip donatacağı paralı asker gücünün ışid'i durdurması da olanaksız görünmektedir. abd'nin otuzbeş yıldır uzaklaştığı iran'a yaklaşımı da 24 kasım'da anında gerçeklenebilir denemez. abd geleneksel birlikteliklerinden bağımsız ve onların üstünden ortadoğu'da belirleyici olmanın arayışında "kürt" güçleri ışid ve araplara karşı eğitebilir donatabilir yanılsamasındadır. abd kesinlikle ırak ve suriye'de işgalci ve savaşçı konumundan uzaklaşmak istemektedir. bunu gerçeklemek için de bağdat'a, şam'a, ankara'ya, tahran'a, riyad'a, kahire'ye, amman'a değil de erbil'e, doha'ya, abu dabi'ye dayanarak yapabilir mi? 2015 kasım'ında da bu soruyu sormayı sürdüreceğiz. 2015 sonbaharı ile abd yeniden 2016 seçimleri sürecine girecek. cumhuriyetçiler başkanlığı da almak için, demokratlar da hiç olmazsa başkanlığı yitirmemek için ırak ve suriye'ye asker taşımaktan uzak duracaktır. bu arada, 2003'den bu yana eğitilen donatılanların savaşmadığı topraklarda yeni eğitilenler, donatılanlar da paralarını alıp savaş gününde yitirecekleri çok olacağından savaşmayacaklardır.
2015'te türkiye'de seçimler olması da ayrıca abd yanında savaşacak güçlerin beklentisinde türkiye'yi eksik kılacaktır. 24 kasım'da iran'la uzlaşım olmayacağı varsayımına şimdilik yer vermiyoruz. iran'la uzlaşım da olsa, iran ordusu ışid üzerine savaşmaz.
abd'nin ortadoğu'da gücü abd çıkarlarının geriletecek güçleri yoketmeye yeterli değildir. abd'nin ortadoğu'daki gücü yörenin egemen güçlerini zayıflatıcı siyasetleri zorlamaktan öteye değildir. abd, sonunda, ortadoğu'nun abd'nin belirlediği parçalanmışlıklarla değil de, yüzyıldır olağanlaşmış ulusallaşmaların beklentileriyle uzlaşım gerçekliğine gelmek zorundadır. 2 ağustos 1990'dan bu yana abd'nin saldırılarının, savaşçı güçlerinin, hava üstünlüğünün, siyasiliklerinin sonunda gelinen noktada barış çıkmayacağı yaşanan gerçekliktir.
türkiye için 2015'e, 2016'ya ilişkin beklenti nedir? türkiye'nin 1945'le başlayan "bağlaşıklıkları" sonlanabilir. 1950'lerle yaşanan abd'yle ikili birlikteliklerin türkiye'nin dışta güvenliğinden önce ve çok türkiye içselinde abd'yla olma siyasiliğinin fırsatçılıklarının yaşanması değişime uğrayabilir. türkiye için de, abd için de "incirlik" seçmesinde değişime gidildiğini öngörmeliyiz. türkiye'de akp de, akp karşıtları da ikili ilişkilerinin değişime yöneldiğinin ayrımındadır. karar ve değişim gerçeklenir mi sorusundan öteye ne zaman ve nasıl günlerine yönlenme gerçekliği hergün yakınlaşmaktadır. abd'nin tarihsel ayrılıkları karşıtlıkları kullanarak parçalanmışlıklardan abd egemenliğini belirleyici kılmasından hergün uzaklaşılmaktadır. abd için de, ortadoğu için de bush ve obama değildir sorun. abd'nin çıkarları için abd'yle savaşacak güçler azalmıştır ve tümden yokolma yönündedir. abd'yle birlikte olmanın barışı değil de savaşı getirdiği ortadoğu'nun değişmeyen gerçekliğidir. sonunda, abd de bu gerçekliği görür mü? o gün, 1990 ağustos'uyla ortaya çıkan gerçekliklerin yanılsama olduğunu anında görürüz. "kader"ini kendi gerçekleyemeyenlere sunulan kaderlerin yaşama gücü olmaz.
7 kasım 2014, college station, texas.