26 Eylül 2014 Cuma

ne isa'ya, ne musa'ya derken / cumaları -- 494.

türkiye neden savaş dışında kalamadı? türkiye savaşa 1945'te katıldı. birleşmiş milletler'e katılım, nato'ya katılım, g20 ülkesi sayılmak 1945'in getirdikleridir. erdoğan da, akp de dirençlerinde bir noktada esnediler; bir noktada koptular.

abd/ab, ışid'e karşı türkiye'nin katılmayacağı bir adım atmazdı; atamadılar da. erdoğan, libya'da direnemedi; mısır'da tahrir günlerinde, "arap baharı" diye yaşananların, yarın birgün islâm'ın ümmetini birleştirecek yanılsamasını sisi darbesi'yle de kavrayamadı. sisi darbesi'ne direnci de süremezdi; sürmedi. erdoğan'ın gönlünde ne olduğu, aklında ne olduğu önemli değildir; libya'daki yanılgısından sonra suriye'de de yanıldı. libya'da abd/ab kazanınca, mısır'da "müslüman biraderler"in önü açılınca, suriye'de abd/ab'yle olmayı seçti. oysa, başından bilinen açıktı: türkiye, askeri gücüyle suriye'de siyasi değişimde abd/ab'nin önünü açacak ve abd/ab de gelip sınırları belirleyecek. olanlardan iki yenik çıkmıştı: obama ve erdoğan. ikisi de, birbirini yanlış değerlendirdi. 16 mayıs 2013'te yanlışı anladıklarında yüzbine yakın suriye yurttaşı yokolmuştu; milyonun üstünde suriye yurttaşı yurdunu bırakıp kaçmıştı; suriye toplumu, uzun yıllar birlikte yaşamakta zorlanacağı utanç ve yıkım içindeydi.

2011 baharı'nda obama'nın abd gücünü uzaktan ve yukarıdan kullanarak yetinmeyle, yerel güçleri ençokta kullanma aklı(daha doğrusu yanlış aklı ya da akılsızlığı) esad'ın direncini yükseltti. ne abd/ab'nin, ne de türkiye'nin kendi başlarına suriye'de belirleyici olamayacaklarını anlamamız 2012 aralık'ını buldu. 2013 boyunca, obama da, erdoğan da yenilmişlikten yeniden birlikte olmak zorunluluğunu zorlayarak 2014 yaşandı. 

bugün gelinen noktaya erdoğan'ın new york gezisi'nde varılmadı. 2011 öncesinde de suriye'de "tampon" önerildi. erdoğan da, obama da olmazlandı ve direndi. 2014 eylül sonunda "tampon" önerisi türkiye'nin önerisi olarak öngörülüyor. 2011'de türkiye olmazlanırken; bugün de, abd/ab olmazlanır gibi görünüyor. zamanında türkiye'nin olmazlanması yerindeydi. oysa, günümüzde abd/ab'nin olmazlanır görünmesinin dayanakları yoktur. türkiye, suriye'nin kuzeyi'yle sınırlı değil; ırak'ın kuzey'ini de kapsayan sınırlarını güney'ine yayan olmak zorundadır. bu koşulu dayatamayan türkiye'yle bu koşullara direnen abd/ab, 1990'dan bu yana süregiden savaş durumunu değiştiremez. 

abd/ab'nin sevres'den bu yana, türkiye'ye dayattığı sınırlar türkiye'de kısa süreli olarak da yürümedi. abd/ab'nin sevres'i unutmadığını, unutmayacağını eniyi türkiye biliyor. türkiye, lozan'da benimsediği ve benimser göründüğü sınırlardan içeriye değil dışarıya doğru belirlenmesini istedi ama, dayatma gücünü bugüne değin bulamadı. ırak'ın bağdat'tan, suriye'nin şam'dan yönetilmesi türkiye'nin yüzyıllık dayatmasıdır ve yürürlüktedir. 1990'dan bu yana, abd/ab'nin türkiye'siz de olabilir diye yaşadıklarıyla yaşattıkları ortadadır.

abd/ab, sonunda, yüzyıllık gecikmeyle sevres'in olabilirliğinin bittiğine gelecek midir? türkiye'nin istediği "tampon" ve sınırlarının bugünden güney'e genişlemesi gereği gerçeklenebilir mi? türkiye'nin istekleri gerçeklenmeden, abd/ab, bir yüzyıl daha türkiye'nin çevresini kanla sürdüremezler.

obama'nın 11 eylül 2014'ten bu yana vurguladığının gizemli olan yanı yoktur. abd'nin türkiye olmadan iki kez denediğinin olmazlığıyla, üçüncü kez de, türkiye'siz adım atmayacağı açıktır. obama, olmayan, olmayacak üç orduyla ışid'i etkisiz kılarız dedi. ırak'ın kuzey'inde yapay olarak 1991'den bu yana oluşan kürdistan ordusu ile bağdat'tan ırak ordusu ve suudi arabistan'ın ırak sınırlarına yakın yörede eğitilecek suriye ve ırak kökenli ordu ile suriye'de "ılımlı karşıtlar" ordusu. bu orduların hiçbiri yoktur ve olması da yüzyılda gerçeklenemez. abd'nin katar dışında, körfez ülkelerinin kısıtlı alanlarında, yüzbinlik abd ordusu konuşlandırması da olanaksızdır. abd'nin iç yapısı da, iktisadi gücü de, ortadoğu'daki gücü de abd ordusu konuşlandıracak güçte değildir. abd işgalinin sürekliliği zordadır. ayrıca, abd/ab'nin hıristiyan/yahudi güç olarak müslüman ülkelere, halklara saldırı yapmasının getirileri olmadığını abd/ab eniyi biliyor.

abd/ab, sonunda, ortadoğu'da barış istiyorsa, ankara'da, tahran'da yaşayan güçlü devletlerle, şam'da, bağdat'ta toplumlarının temsil edecek güçte uzlaşık devlet yapılarıyla birleşik olmanın gereğine gelmiştir. 1990'dan bu yana abd/ab'nin askeri saldırılarla, askeri yayılmayla ortaya çıkarabildiği, çıkarabileceği tarihin bitmeye yüztutmuş azlıklarının "kantonları" ve devletçikleri olamaz. yirmibeş yılda gelinen gerçeklik budur. gerçekleri görmezlikten gelenlerle, olmayacak düşlere kapılanların anında yokolacağı ve zorlanmadan teslim olacakları beklenmemelidir. dağlarda, mağaralarda, çöllerde, yeraltında, otel odalarında, konferans salonlarında, tv kanallarında, üniversitelerde, sokaklarda uzun süredir oluşmuş odakların ordulaşıp şam'ı, bağdat'ı, tahran'ı, ankara'yı ortadan kaldırabileceği düşünden uzak duramayanların, gelen on yılda, bugünden güçlü olmayacaklarını tarih gösterecektir.

erdoğan ne isa'ya ne musa'ya durumundayken, bir de, ne de muhammed'e kuşatmasındadır. katar da, suudiler de, körfez emirlikleri de tıkanmıştır. yarın ışid fırtınası durulduktan sonra sırada onlardır. yok, yüzyıldır yaşanan abd/ab istilâcıları, yine kendi düşlerini sürdüreceklerse; karşılarında yüzyıllık, bin yıllık düşlerin de gerilemediği gerçekliğiyle nice yüzyıllar savaş durumunda süregider.

26 eylül 2014, college station, texas.