11 Temmuz 2014 Cuma

olmazsa ne olur? / cumaları -- 483.

türkiye'de, 10 ağustos'ta ilk aşaması yaşanacak cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken, içeriden çok dışarısı daha gerilimli görünüyor. çevrede barış olmayınca, yurtta da barış varmış görüntüsü yanıltıcı görünüyor. kim oldukları, kim adına neyi hedefledikleri belirsiz yüzleri kara ışid taşkınlığının ardından; israil de, gazze'yi hamas'tan arındırmaya girişti. bağdat'la, şam'ın çökmüş ve dağılmış görünümünün kalıcılığyla geriletebileceği kargaşasında, israil de, gazze'de yeniden işgalin ön hazırlığında görünüyor. lübnan, 1975'ten bu yana, savaş durumundan uzak duramıyor. ışid ile gazze'deki gelişmelerin bir sonrasında yaşanacak kargaşa odağı ürdün diye bekleniyor.

türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçimi, suriye'deki çevre koşullarına göre, ırak'ın kuzey'indeki oldbitti gerçekliği kısıtıyla yaşanmasının ötesinde, ışid  yayılmasıyla israil'in gazze'de yoketme saldırısıyla daha da karmaşıklaştı.

10 ağustos'ta ilk aşaması yaşanacak cumhurbaşkanlığı seçimi süresinde, çevre koşullarına tepkicilikten çok, iç koşulların olası ağırlaşıcı koşulları öncelikli oluyor. görünüş odur ki: içişlerimiz, iç barışımız önceliklidir belirleyiciliğinde, çevremizdeki oldubittiler hızlanıyor. çevre koşullarını yoksayarcasına, cumhurbaşkanlığnın anayasal konumuyla, halkoyuyla seçilecek cumhurbaşkanlığının gücü tartışması derinleşmiyor. oysa, biliyoruz ki, cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası türkiye, içinde huzura kavuşmuş, barışını süreklileştirmiş olmayacaktır. huzursuz türkiye'de barıştan sözetmek zor olacaktır. türkiye'nin çevresinde savaşın sürekliliğiyle içeride de savaş durumu türkiye'nin öngörülen ama, önlemleri konuşulmayan bilinmezlik olarak duruyor. türkiye'de barış özgürlük egemen konumda görünümüyle ekmek tartışması gündemi zorluyor. türkiye'de yığınların cumhurbaşkanlığı seçimine katılışında ekmek güvencesi mi özgürlük barış mı çekicidir?

erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimine yaklaşımında önceliği kişisel güç artışı olduğu saklanamıyor. türkiye cumhuriyeti'nin tüm geleneklerini, tüm ilkelerini yoksaymaca sürüyor. erdoğan, cumhuriyet kazanımlarını yoketmiş varsayımıyla cumhurbaşkanlığı'nı yeni bir başlangıç ve 2023'le cumhuriyet'e isyanın sonlanacağı hedefinde kuşkusuz ve güvenle yürüyüşte korkusuzca ilerliyor vurgusunu eksiksiz sürdürüyor. erdoğan için, akp için "olmazsa ne olur?" sorusu yoksayılıyor. chp-mhp birlikteliğinin birincil varsayımı da: "olursa ne olur?" korkusunu yaygın korumak oluyor. çevre koşullarının temelsiz korkusuzluğu, yerini, iç koşulların korkuyla güven çatışmasına bırakıyor. erdoğan için güç ve cumhurbaşkanlığını erdoğan'a göre tanımlama konusunda, olmazsa sorusu yok görünümündedir. erdoğan'ın seçilmesi, erdoğan'iın tanımladığı cumhurbaşkanlığının önkoşulu mudur; tek koşulu mudur? erdoğan için bu soru hem sorulmaz görünüyor hem de yanıtı tartışmazlığını sürdürüyor. hep biliyoruz ki: erdoğan'ın seçimi, erdoğan'ın tanımladığı cumhurbaşkanlığını getirmeyecektir. yine de, akp karşıtlarında, ortak bir korku yaygın olarak sürüyor: ya kazanırsa diye siyasete öncelikten çok; kazanmaması önceliğine göre siyaset yeğ tutuldu görünüyor.

cumhurbaşkanlığını, seçilince ben tanımlarım diyen erdoğan ölçüsüzlüğüyle; erdoğan'ın seçilmesini durdurmak için korkuyu yaygın ve egemen kılma belirsizliğinde, cumhurbaşkanlığı seçimine yürüyor türkiye. gündelik dille söylersek: seçilme uğruna çalışan erdoğan ile seçtirmeme uğraşındaki chp-mhp birlikteliği seçimin kördüğümüdür. iki yan için de, olmazsa ne olur hazırlıksızlığı seçim sonrasına bırakılmış görünüyor. erdoğan için, seçilmezse ne olur sorgusu yoktur; chp-mhp birlikteliği için de, seçtirmemekte başarısızlıkta ne olur sorgusunu bastırma vardır. bir yan seçileceğim güveninde; karşıt yan da seçtirmeme kararlılığında. sonuçta, kördüğüm kördöğüşe dönüşmüş durumda.

erdoğan seçilmişçesine seçilmişliğini anlamlandırma yarışından geri kalmıyor. erdoğan karşıtları da, erdoğan'ı seçtirmemeyi anlamlandırmayla oyalanıyor. türkiye'nin dış çevre koşulları ise giderek ağırlaşıyor.

erdoğan'ın çevre koşullarına yaklaşımı türkiye'nin gücünün değil, güçsüzlüğünün yansıması oluyor. erdoğan'ın korumasında varsaydığı hamas'a, erdoğan'ın açıktan karşıtlık geliştirdiği israil, yoketme saldırısı geliştirirken; erdoğan, boş sözlerle türkiye içinde kitlesini oyalıyor. erdoğan, ne ışid'e, ne de israil'e karşı durmada güç ve yaptırım geliştiremiyor. kaba deyişle, "hariçten gazel"den ötesine gidemiyor. cumhurbaşkanı seçilmiş erdoğan'ın ışid'e ya da israil'e sözden öteye eylemi olmayacağı açıktır. akp karşıtları da: etkisiz ışid tepkiciliğiyle israil'e uyarıda bulunma silikliğinden öteye söz ve eylemden uzak duruyor. 

ya abd? hem ışid'in başarılarının ardında varsayılan, hem de israil'in hamas'a saldırılarının destekleyicisi konumunda görünen abd ise: ne isa'ya, ne musa'ya yaranamazdan öteye muhammed'e de yakın olmayacağını gösteriyor. bağdat'ta el-maliki gücünü bağdat'ın ötesinden bağdat'ın içinde korumada da zorlanıyor. el-maliki'nin, seçim sonuçlarının getirdiği parçalanmaları birleştirici olmaktan çok kendi parçalarının birarada olmasını koruma önceliğinde zayıflaması sürüyor. afganistan'da seçim sonuçlarına göre değişim de, gücü zorlayamama durumunda beklemesini sürdürürken; karzay sonrası karzay güçleri değişim isteyenlerin sabırlarını zorluyor.

11 temmuz 2014, college station, texas.