erdoğan cumhurbaşkanı olsa ne olur? akp karşıtları için olağandır ama yenilgidir. erdoğan'ın seçmenleri ayrılmadı diyen az olur. kılıçdaroğlu ile bahçeli partilerinin başında olabilir mi o zaman? erdoğan kazandı diyen az olur. kılıçdaroğlu kime dayandı da ortaya çıktı sorgulaması bastırılamaz olur. diyelim, güvenceleri vardı, dayanakları sağlamdı ve ihsanoğlu cumhurbaşkanı oldu. kılıçdaroğlu mu kazandı olur? anında sahiplenenler çoğalmaz mı?
demokrasi işleyişi bu tür ya da türkiye'deki türüyle yaşanır olunca, toplumsallıklar, siyasallıklar belirlemiyor öngörüleri de, değerlendirmeleri de. herkesin odağı bir ve benzer: abd kimle, kimlerin ardında; abd istedi de ya da abd istemezse. erdoğan, gezi'den bu yana silik ve sisli "batı" dediğini, israil'in gazze saldırısıyla "haçlı" demeye dönüştürdü. erdoğan'ın söyleyemediğini hep biliyoruz: abd/ab, yahudi örtüsüyle akp'nin dönüştürdüğü, müslüman kabarışının önünü kesiyor. türkiye'de, çevremizde doğru ve güzel ne olduysa, olacaktıysa erdoğan'la, akp'yledir. türkiye'de, çevremizde yanlış, çirkin ve kötü ne oluyorsa, olacaksa dıştan destekli akp karşıtlarındandır. erdoğan için seçilememenin açıklaması açıktır: "o" güçler istemedi de ondan! ya seçilirse? "milletimiz" serhad dolu göğüslerini siper etti de kazandık olacaktır.
erdoğan seçilirse, akp karşıtları için açıklaması bugünden açıktadır: abd öyle istedi ve artık cumhuriyetimizin sonunu getirdi kahrolası halkımızın aymazlığı. kılıçdaroğlu, işte o "şer" odağının içimize sızmış son darbesidir. erdoğan seçilmezse de, bir avuç papağan bellediklerini yineleyecektir: erdoğan'ın işlevi ve sürümü tamamlanmıştı ve abd/ab, israil'le birlikte halkımızın yükselişini ele geçirip saptırdılar; erdoğan'ın gideceği apaçıktı ama, yargılanmadan gitmesinin önünü açtılar, vb.
10 ağustos seçimi, ne yandan baksak, demokrasi kurallarına göre gelişiyor olsa da, "fesat" odakları ve düşünmeleri dışında yürümüyor.
"şer" odaklarını ve "fesat"ı bir yana koyarsak neler diyebiliriz? toplumbilim açısından da, siyasetbilim ilkelerine göre de, erdoğan'ın kazanmasıyla yitirmesinin açıklamaları yapılabilir. o tür değerlendirmeler, çok açıktır ki, 10 ağustos'a gidişte de, 10 ağustos sonrasında da en az başvurulanlar olacaktır. bir yandan, nasıl da belliydi de; nasıl da bildikçiler öncelikle ortalığı kaplayacaktır. burası olağanıdır. bir de günüdür diye ortaya çıkacak, türkiye'de bişey olmazcılar, sonumuz kötücüler ve niceleri bugünkü söylemlerini sürdüreceklerdir.
10 ağustos'a gidişin halk katında, kitlelerde belirgin bir umut beklentisine neden olmadığı açıktır. erdoğan'ın gündelik, gerçekliklerin yanılsamaya uğratılmış saptırmacılarıyla gerilimi sürekli kılma eksiksiz, tartışmasız sürmektedir. yenilmez ve tükenmez "mağrur" edayla, hoşgörüsüz, tartışmasız tek yanlı saldırılarla kendi öznelliğinin ve izlerlerinin dışındakileri içeride, dışarıda küçümseyerek zafere yürüdüğünü varsayan erdoğan gerçeği yeni değildir. erdoğan'ın siyasi olarak gizemi de, çekiciliği de artan yönde değil azalan yöndedir. erdoğan için de, akp için de, türkiye için de, küreselde de bilinmeyen erdoğan'ın seçimi kazanmasının akp'deki yansımaları ne olacaktır? seçilmemiş erdoğan sonucu da, seçilmiş erdoğan sonucu da akp'de değişimi getirecektir. seçimin bugünden bilinebilecek tek sonucu budur: akp'de değişim olacaktır. akp'deki değişim akp'de çatlamaya neden olur mu; yoksa, bugüne değin yaşandığı gibi; akp içindeki tartışmaların üstünü örtebilirler mi?
türkiye'nin geleceği erdoğan'ın seçilmesi seçilmemesi odağında akp'nin çatlaması ya da çatlamayı önleyebilmesi düğümündedir. akp'nin içinden (ya da bileşenlerinden) erdoğan'a oy vermeyecekler var mıdır? bugünden bilenleri bilemeyiz ama, o gerçekliğin geçerliliği yoksa, seçimin getirisi büyük değişim değildir. varolanın süregitmesi olur erdoğan'ın yüzde kırkın üstünü koruması. erdoğan'ın seçilmesinden korkusu olmayanların çoğunlukta olmasından korkmak olmaz. erdoğan'ın tbmm üstü olması korkutmacasının yeterince anlatılamadığıyla anlaşılmadığı yargısına varırız o durumda. erdoğan'ın tbmm üstü olmasını yaşayan türkiye'nin, bugünkü türkiye olmadığı yaşandıkça, erdoğan'ın kazanmakla yitirdiğini anlaması kaçınılmaz olacaktır. erdoğan'ın tbmm üstü olması, anayasal olarak olanaksızdır. erdoğan'ın korkusuzca sunduğu tbmm üstü güç kazanacağı beklentisi yanılsamadır. bugünden söylenmesi o gün yaşanacak kargaşayı öngörmekten çok, o güne varılmadan bugünden değişimi zorlama korkutmacasıdır. korkutma yararlı bir siyaset olarak uygulanabilir ama, gerçekliği tartışmalıdır.
sonuçta, erdoğan'dan, akp'den korkanlarla akp'ye, erdoğan'a korkusuzlar karşıtlığından belirlenecek türkiye'de demokrasi, barış ve özgürlükler nitelik değiştirecektir.
türkiye'nin içine kapandığı günlerde, ukrayna'da yaşananların uzlaşmazlığı sürerken ortaya çıkan ışid yayılmasınının ardından israil'in zulüm gücünün fırsatçılığı yaşanıyor. ışid de, israil de denetimsiz ve önünde direnmesi güçsüz saldırganlıklariyle güç gösterisinde yalıtılıyor. abd ise, başkan obama'nın seçilmesiyle yansıttığı yayılmacılıktan geri çekilme siyasetinden, israil'in ardından zulümden yana güçsüz görünümünde etkinliğini yitiriyor. abd dışişleri'nden sorumlu john kerry'nin 2013 haziran'ında altı ay içinde yüzyıllık israil arap sorununu çözümleme düşünü bugün anımsayan yok. ırak'ta seçim sonuçlarından gerçeklenmeyen uzlaşımın tek getirisinin ise meclis başkanlığı seçimi olması, ırak'ta abd'nin yetmezliğinin göstergesidir. benzeri biçimde, afganistan'da seçim sonuçlarına göre biçimlenemeyen afganistan geleceği için, yeniden sayımla öteleme siyaseti, abd'nin yaptırım gücünün söylenegeldiğinden de yetersiz olduğu açıktır. obama zayıflıklarına, abd içinden tepkiler henüz cılızdır ama, hep böyle gidecektir denemez. bugün, abd'nin açıktan sorun etmediği ışid, israil, ırak ve afganistan'da abd'nin etkisizliği geçicilik midir; yeni gerçeklik midir, abd içi ve abd dışı için biçimlenmekten uzaktır.
abd'nin 2014'le birlikte altı ay içinde karşılıklı güven geliştirme konusunda uzlaştığı iran'la sona gelindi. 20 temmuz'da uzlaşım olmayacağı biliniyor. 20 temmuz'da iki yan da zaman kazanmaya hazırlıklı görünüyor. öyle anlaşılıyor ki, öteleme, uzunca bir süre, iki yan için de çekici görünmektedir. abd'nin, rusya'yı, iran'ı, ırak'ı, suriye'yi, israil'i ve türkiye'yi eşdeğerde ve eşgüdümde tutabilmesi olanaksızdır. yüzyıllık isyanların ve isyancıların bir anda yayılma zorlamasında olması, abd'nin ne istediğidir ne de güçlü olduğunu gösterir. yerelde, kendi amaçlarının günü geldiği umudunda olan tüm isyancıları ayaklandıran abd'nin gücünden çok güçsüzlüğüdür. türkiye'de siyasette olanların, siyaset geliştirenlerin abd'nin gücünden çok güçsüzlüğünü de bilmeleri gerekir.
18 temmuz 2014, college station, texas.