4 Temmuz 2014 Cuma

türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçiminin getirileri, tasarlanan olmayacaktır / cumaları -- 482.

şam'ı düşürmeyi başaramamış ışid güçlerinin, bağdat'ta da başaramamış olmasını anlamlandırma yeterince yapılıyor diyemeyiz. şam'da ve bağdat'ta yaşayan devlet yönetimlerini düşürme gücü olmayan ışid gücünün tarihsel kalıcılığı olamaz. suriye parçalanmalıdır, ırak parçalanmalıdır diyenlerle suriye parçalandı, ırak da parçalandı diyenlerin bir ve benzer olmalarını görmeliyiz. 2 ağustos 1990'dan bu yana ırak parçalanıyor; sonra da, sırada suriye deniyor. ikisi de paramparçadır ama, şam'daki devlet de, bağdat'taki devlet de yerinde duruyor. arada bağdat'ta geçici abd işgali ve onun desteğinde nuri el-maliki yönetimi var ama, yarın da nuri el-maliki olacak mı? abd isterse mi olacak; yoksa, abd istemediğinden mi gidecek? onca kolay değildir.

bir de, erbil'de, 1991'den bu yana yaşatılan devlet görüntüsünde işleyiş var. neden devlet olamıyor diye düşünmemiz gerekir. abd istiyor da var, abd var dediğinden hep varolacaktır mı diyeceğiz? onca kolay mı?

çok açıktır ki: abd için, şam diye de, bağdat diye de tasarımlar, beklentiler çoktur. yirmi yılı aşkındır tasarımların yürümediği; abd istedi diye sınırları kaldırıp, ülkeleri dağıtıp ülkeler de kurulmadı. ırak'ta da, suriye'de abd'yle olmak isteyenler olduğunca; istemeyenlerin de olduğu açıktır. abd'yle olanların abd'yle olmakla süremeyecekleri de yaşanmadı mı? nuri el-maliki bağdat'la, basra'yla kısıtlı yaşayabilir mi? şam'da esat, halep'i parmaparça olmuş, ülkesinin, nüfusunun çoğu yer değiştirmiş, kısıtlı kaynaklarından yoksun yaşayabilir mi? çok açıktır ki, yüzyıl da savaşsalar; bir o yana bir bu yana güçler taşınsa; sonunda, şam'da ve bağdat'ta birer devlet olacaktır. şam'daki devletin arap sünni, alevi, türkmen, kürt yurttaşları olacaktır; bağdat'taki devletin de şii, sünni, arap, türkmen, kürt yurttaşları olacaktır. parçalandı, parçalanıyor dedikçe; öyle, arınmış ve önceden tasarlanmış, aleviler burada, kürtler şurada, şiiler burada, sünniler diye devletçikler olmaz. ama rusya artık abd'nin karşısında diye de bilgiçliklerle temeli, sürekliliği olmayacak beklentilere göre devletler yıkılıp devletler kurulmaz.

şam'da, bağdat'ta devlet küçülecek de, ankara ile tahran da evet diyecek. onca kolay mı? abd, bağdat'ı, şam'ı, ankara'yı ve tahran'ı bir anda yönetme gücüne sahip olabilir mi? abd'nin istediği odur mu diyeceğiz? söyleyebiliriz de; gerçeklik olabilir mi? 2 ağustos 1990'dan bu yana abd'nin gerçeklediği saddam'ın elenmesinin dışında nedir? ırak'ın, suriye'nin, iran'ın petrolleri abd'nin mi oldu?  yüzyıl önce ortaya çıkan suriye ve ırak lübnan'dan daha gerçek devlet, daha kalıcı ülkeler değil mi? lübnan mı yapay ülkedir; suriye mi? israil ile ürdün suriye midir, ırak mıdır; yoksa lübnan mıdır?

abd yayılmacılığı da, ahmet davutoglu stratejisi de, israil saldırganlığı da sonunda bir yerde kesişiyor: tarihin birazını canlandırıp, son yüzyılını yoksayıp, geleceği baştan tanımlamak. yüzyıldır barıştan uzak gerilimde dışarıdan gelenlerle, dışarıdakilerin geçicilikleriyle sürekli barışın olmayacağı birgün anlaşılacaktır. kent devletlerle, geçici kazanımlarla barışın kalıcılığı olmayacaktır. sonunda, ankara, tahran, bağdat ve şam odaklarından yurttaşlarının desteğini almış devlet yönetimleri egemenliklerini sürdürecektir. 

bugüne baktığımızda, tahran'da ve ankara'da yönetimler bağdat ve şam'a göre daha egemen görünmektedir. ankara abd'yle savaş konumunda değildir; tahran da abd'yle karşıtlıktan uzlaşıma yönelme arayışındadır. belirleyici olan bu dengedir. abd bu dengeyi yoksayacak ya da yokedecek yeni girişimlere aracı olamaz. ankara'nın egemenliğine isyan durumunda olanlar vardır; tahran'ın egemenliğinden özgürleşmek isteyenler vardır. o güçlerin içinde, bağdat'ta bulunmuş hainler gibi, şam'da bulunmuş hainler gibi hainlik edecekler de olabilir ama, nasıl ki, bağdat'ta hainler, şam'da hainler egemenliklerini süreklileştiremedilerse; ankara'ya, tahran'a karşı olan hainlerin şam'ın, bağdat'ın hainleri düzeyinde parçalama güçleri de yoktur.

2006'da nuri el-maliki'nin abd desteğinde kazandığı gücü ırak'ı birleştirici, bütünleştirici yönde kullanmayıp da, bağdat'takı kazanımlarını, kalıcı kılmasının getirdiği yeni durum değişecektir. ırak'ta barış erbil'den değil; bağdat'tan gerçeklenebilir. bağdat'ta 2006'da birleşemeyenlerin 2014'de birleşmeleri birden olmayacaktır. bağdat'ta yaşanabilecek birleşiklik; yarın, şam'da da yönetim değişikliği getirecektir. öyle görünüyor ki, şam'da yaşanabilecek bir değişim bağdat'tan önce olmayacaktır. nuri el-maliki'nin değişimi önceliklidir. esat'ın gitmesi zorunludur. esat'ı ve el maliki'si olmayan ırak ve suriye'den sonra iran da, türkiye de, abd de, rusya da daha az gerilimli olur.

türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimi deyince, çevre koşulları belirleyicidir. iran'da 2013 seçimlerinin getirdiği değişimin benzeri türkiye'de 2014 ağustos'unda yaşanır mı? türkiye'nin dört parçalı siyasiliğinden üç adayın katılımına olanak sağlanmıştır. türkiye'de üç adayın ötesinde adayların seçilmesi olanağı kısıtlanmıştır. üç adayın ortak yanı bağdat ve şam'daki devletlerin küçülmesi tasarımlarına elverişli adaylar olmasıdır. bir anlamda, ankara'da, suriye'de, ırak'ta küçülme/küçültme tasarımlarına bölge barışı için, daha çok kan akmasın diye evet diyecekler yanılsaması vardır. oysa, türkiye'de, bağdat'ı ve şam'ı egemen kılan değişime evet diyecek toplumsallık küçümsenmeyecek çoğunluktadır. seçimin ilk görünümü budur. türkiye'de tüm siyasallıklar seçimde eşit olarak yer almıyor.

türkiye için öngörülen iki değişim var: türkiye'nin dışındaki parçaları ankara'nın da parçası olacak bir derlemede birleştirmek; ya da, sonunda, türkiye'den de bir parça da oluşturmak. oysa, türkiye cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi bunu ilk günden tümüyle yadsımıştır. türkiye sınırlarının ötesine gitmeyeceğinin güvencesini çevresine yaşattığından öteye; türkiye'nin içlerinde, ama içinden ama dışından kimselere bayrak dalgalandırmayacağı ilkesini de kararlı yaşatmıştır. askeri olarak yenilmemiş türkiye'ye siyasi çözümler dayatmak boşunadır. türkiye'nin sınırları içindeki güvenceye dayanarak, çevredeki savaşları barışa dönüştürme tutkusunu, sınırlar ötesine taşmakta gören siyasilik, 2002'den bu yana adım atamamıştır. 2014 seçimlerinin sonuçlarıyla da, türkiye, sınırları ötesinde genişlemeyecektir.

2014 seçimleri ne getirir? öyle görünüyor ki: dört parçalı siyasiliğin herbirinin kendi içinde parçalanma sürecinin hızlanmasını getireceğini beklemeliyiz. o parçaların yeniden nasıl ve nerede birleşeceğini ise, parçalanmalar yaşanmadan öngörmek zordur. 2014 ağustos'u ötesinde akp de, chp de, mhp de, hdp de bugünkü bileşimleriyle türkiye'nin siyasetinde sürekliliklerini koruyamayacaktır. 

4 temmuz 2014, college station, texas.