27 Haziran 2014 Cuma

türkiye'de cumhurbaşkanlığı, 1961 anayasallığının yıkılacak son kurumudur / cumaları -- 481.

türkiye değişiyor. türkiye, demokrasiye inananların çoğunluk olduğu ülkedir. türkiye'de, 1946'dan bu yana çoğunluğun sevgisini kazanmış, çoğunluğun desteğini almış siyasi parti önderleri, çoğunluğu temsil gücünü doğru kullandılar mı? soruyu yanıtlamakta, tarihselliğe yönelmeden, günümüzdeki siyasi önderlere bakarsak neler söyleyebiliriz?

tayyip erdoğan'ı düşünelim önce. akp, partinin kuruluşundan bu yana, iktidarının ilk gününden başlayarak, temsil gücünü kazandıkça, temsil ettiklerinden uzaklaşmadı diyebilir miyiz? 2002 türkiye'sinde erdoğan'ın abd'ye, ab'ye, çevremize, türkiye'ye bakışında, bugünkü söylediklerini söyleyecek açıklığı var mıydı? yoktu. türkiye'nin çoğunluğu için sorundur bu. türkiye bu sorunu demokrasi içinde çözümlemekte zorlanmaktadır. erdoğan, demokrasi olanakları ve işleyişinde demokrasinin 2002'den bu yana çoğunluk oyuyla çoğunluğun çıkarlarına aykırılıkları "güç" olarak kullanmayı hak saydı. akp, 2002'den bu yana 2010 "referandum" oylaması dışında çoğunluk oyunu almadı; ençok oyu aldı. ençok oyu almak çoğunluk gücü değildir, örgütlülük gücüdür. akp diye erdoğan'ın, gücünün kaynağını oluşturan çokluk siyasiliğini hiç anlamadığı ve anlamak istemediğinin çoğulculuk olduğunu biliyoruz.

akp'nin siyasi çokluğu erdoğan'ın akp'nin cumhurbaşkanı adayı olmasını istiyor mu? yıllardır, aylardır bu konuda açıkta tartışmayı gösteren bir siyasilik yaşanmadı. 30 mart yerel seçimlerinden bu yana görünürde, "istişare" anlamında akp içinde bir demokrasi işleyişi yaşanır görünüyor. bu işleyişin ortaya çıkaracağı cumhurbaşkanı adayı akp'nin çoğunluğunu temsil edecektir. bu konuda kuşku olmayacaktır. soru bir sonrasındadır: akp'nin cumhurbaşkanı adayı, akp'nin çoğunluk oyuyla akp'ye hizmette gücünü nasıl kullanacaktır? soru burada derinleşmektedir: akp'nin adayı öncelikle seçildiği çoğunluğun hizmetindedir ama, çoğulcu demokrasilerde, seçimin sonuçlanmasıyla hizmetin temsilciliği toplumun tümünü kapsar. söz arasında bunların yineleneceğini biliyoruz ama, ya gerçeklik?

türkiye'de uzun süredir, düzenli biçimde yüzde kırkın özerinde temsil gücü olan akp egemenliği var. 2002'den bu yana akp'nin siyasiliğinin türkiye'nin tümünü temsil ettiğini söyleyenler akp dışında var mıdır?

2007 cumhurbaşkanlığı seçiminde, 1961 anayasası geleneğinde, tbmm çoğunluğuna dayanarak seçilen cumhurbaşkanı, akp'den öteye türkiye'nin cumhurbaşkanı oldu diyebilir miyiz? akp'nin, tbmm'de her yaptığı yasa; akp'nin yürütme siyaseti ve akp'nin yargıya "müdahale"leri türkiye'de çoğunluk tepkisine ulaştığı anlarda da akp çekincesiyle cumhurbaşkanlığı temsilde yetersiz kalmadı mı?

2014 cumhurbaşkanlığı seçimi siyasi olarak sorunludur; anayasal olarak sorunludur. siyasi olarak sorunludur çünkü cumhurbaşkanı aday siyasi parti başkanlarının siyasi sorumluluklarından öteye bir parti içi işleyişi deneyimine dayanmamıştır. akp'nin daha yaygın, daha geniş kapsamlı danışma gösterilerinin sonunda ortaya çıkacak cumhurbaşkanı adayının akp'yi temsil ettiğine kuşkumuz olmayacaktır ama işleyişte parti içi yoklama ve karşılıklı görüşmelerin dışında bir seçim yaşanmayışı büyük eksikliktir. bu akp'yi demokrasi dışı yapmaz ama, türkiye'de, demokraside, cumhurbaşkanlığı seçiminde, adaylık sorununu çözmediği açıktır. 

akp'nin adayı siyasi yönden sorunludur da, chp-mhp ortak adayı sorunsuz mudur? ekmeleddin ihsanoğlu'nun, chp ve mhp siyasiliklerinin işleyişinde, demokrasi temelinden yükselmiş aday olmayışı birincil sorundur. doğrusu ve güven verecek olanı: chp ve mhp'nin ortak aday atamasından önce; ortak adayların, enazından tbmm üyeleri arasında oylanması olanağı atlanmıştır. chp-mhp adayı açıklandığı andan kuşkulu ve chp-mhp çoğunluğunu temsil edemez durumda kalmıştır.

2014'de seçilecek cumhurbaşkanı, 1961 anayasal geleneğinde, tbmm çoğunluğuna değil de halkoylaması çoğunluğuna dayandırılmak istenmektedir. cumhurbaşkanlığı, 1982 anayasa'sının değiştirilmiş kurallarına göre olacak ama, uygulamada, anayasallığı tanımlanmamış ya da yolüstü geliştirilecek cumhurbaşkanlığı kurumu nasıl güçlü olabilir? 10 ağustos yolunda da, seçimler sonucunda da yetkileri açıkça belirlenmemiş cumhurbaşkanlığı önce anayasa mahkemesi'nin, sonrasında da, halkın sorunu olacaktır. kurumlar ve gelenekler sorunların çözülmesiyle gelişir. nasıl ki, 1961 anayasası cumhurbaşkanlığı geleneği, her seçimde yaşanan sorunların çözümlenme siyasiliğinde geliştiyse; halkoyuyla seçilecek cumhurbaşkanlığının seçilme ve cumhurbaşkanlığı yetkileri de sorunlarla yürüyecektir.

adaylar açıklık kazanmadan seçilebilirlik tartışmaları erkendir. bildiğimiz: chp-mhp adayının toplumda yaygın bir coşku yaratmadığıdır. ayrıca, chp-mhp adayının chp-mhp siyasiliklerinin çoğunluğunu temsil etme gücüyle adayın seçilme işleyişi kuşkuludur.

sonuçta, türkiye cumhuriyeti'nin kuruluş anayasası olan 1924 anayasası'nın siyasi partilerden gücünü alan siyasi gücü olan ve türkiye'nin tümünü kucaklayan cumhurbaşkanlığı 1960'da noktalanmıştı. 1961 anayasası'nın getirdiği tbmm çoğunluğuna dayalı siyaset dışı güçsüz cumhurbaşkanlığının sonunu getirdik. 1961 anayasası'nın önce senato gücü yadsınmıştı. şimdi de cumhurbaşkanlığının nitelik değişimi öncesindeyiz. sonrasında da: anayasa mahkemesi ve özerk kurumlar mı sıradadır?

türkiye'nin yakın çevresindeki suriye ile ırak'ın, kendi içinde paylaşım savaşlarında, türkiye'nin nasıl uzak kalabileceği hergün tartışılır durumda gelişmektedir.

27 haziran 2014, college station, texas.