20 Haziran 2014 Cuma

chp'yle mhp neden birmiş, birlikteymiş olmak istiyor? / cumaları -- 480.

önce bugün neredeyiz diye kısaca bakmamız ve derin düşünmemiz gerekir: türkiye ırak'ta da, suriye'ye de de etkili olamamıştır. bunun nedenleri çoktur. birincil nedeni oraları sınır ötesi saymamızdır. türkiye cumhuriyeti'nin sınırları içinde güvenceleri tartışmasızdır. türkiye'nin sınırötesinde gücü yoktur. trükiye'nin sınırötesinden uzak durması sınırötesinde etkin olma uğraşından yerindedir. 1917'de mustafa kemal'in suriye'den saraya ilettiği yazılı değerlendirme ile 22 haziran 1919'da amasya genelgesi ile dünyaya duyurulan türkiye cumhuriyeti diye bildiğimiz gerçeklik bugün yaşanacaklara direncin sarsılmaz temelleridir. 1919'dan bu yana dinmeyen karşı tasarımlara direnme gücünü yaşamış türkiye cumhuriyeti'nin bugün de gücünden kuşku duymak yanlıştır.

türkiye için bağımsızlık tartışmasızdır. ulusallaşma ise yaşanmış ve başarılmıştır. isyanların olması önlenemezse de; isyanların bastırılmasından geri durulamaz. türkiye'nin çevresinde ırak'ta ve suriye'de yaşananları bitmiş diye saymak karamsarlık olur, yanlıştır. türkiye için ırak ve suriye gerçekliğinde sorun ve çözüm açıktır: türkiye cumhuriyeti, ırak'ı ve suriye'yi bölenlerle midir; ırak ve suriye'nin birliğinin gücü olabilir mi?

türkiye'nin içinde de, türkiye'nin dışında da yaşanan kargaşaların varacağı noktada bu birbirini tamamlayan soruların yanıtını bileceğiz. siyasi arayışlar da, siyasi seçmeler de bu soruların yanıtına katılımdır. türkiye'de her yurttaşın katılımı bu soruları yanıtı oluşturacaktır.

türkiye'nin çevresindeki somut duruma bakarsak ne görüyoruz? abd, "soğuk savaş" boyunca hiç olamadığı ırak ve suriye'de 1989'la olabilme olanağını bulmuştur. abd, 1979'la iran dışındadır ve 1945'ten bu yana türkiye'yledir. 1989'dan bu yana rusya, ırak ve suriye'de yoktur. 2013'le rusya, yeniden, suriye'de ve şimdi de ırak'ta olmayı istemektedir. abd, 1979'dan bu yana ilk kez iran'la olabilme yolundadır. suudiler ve mısır, 2011'le abd'siz de olabilmenin arayışındadır. bu konularda değişkenlik süreklidir. her an, her yana değişimler ve birlikteliklerde yenilenmeler olması olağandır. abd ne tek belirleyendir; ne de abd'nin belirlediklerinin uygulanabilirliği süreklilik olabilir.

türkiye'deki somutta cumhurbaşkanlığı seçimi bu çevre koşullarıyla birlikte düşünülmelidir. yoksa oyunları eksik anlamlandırabiliriz ya da oyuncuları ilkel, yetersiz kuklalar olarak algılarız. şunu bilmekte yarar vardır: akp türkiye'dir ama, türkiye akp'den çoktur. akp türkiye'de çoğalan değildir; akp azalan siyasiliktir.

kılıçdaroğlu ve bahçeli bir süredir ortadaydılar ve birleşik aday arayışını sürdürdüler. yolüstünde süleyman demirel'e de uğradı devlet bahçeli. süleyman demirel'in "çatı adayı zor olur" anlamında destekleyici olmayan vurgusunu irdeleyen olmadı; atlandı gitti. demirel mi olmazlandı; yoksa, demirel olacağın ardına düşün mü demişti? demirel'e adayın adı da sunulmuş muydu; yoksa genellemelerle soyutlamalar üzerinden "nezaket görüşmesi" mi yapıldı? ilginçtir; demirel'in aday sunduğuna ilişkin de yayın yapıldı: cemil çiçek adının önerildiğine tepki olmadı. bir anlamda, akp'li aday olsun ya da olursa anlamına da alabilir miyiz diye sormalıyız bugün. şurası açık: bu ekmeleddin ihsanoğlu adaylığının çok öncelerden gündeme geldiği. 30 mart yerel seçimlerini, bugün gelinenin öncü denenmesiydi diye düşünmüştük. seçim sonrasının ilk ortak yargılarından biri de: chp-mhp olmalı idi. açık olan ikinci nokta da: chp ve mhp kurmaylarının da, parti kurullarının da bu adayın belirlenmesinde yeterince, gereğince katılımı olmadığıdır. o zaman kim ya da kimler etkili oldu? söylenmedikçe bilinmezlik gizeminden, kuşkusundan her yöne çekiştirme bitmeyecektir. çekişme ilk andan başlamıştır.

halka sunulacak ve demokrasiye dayandırılacak adayın seçiminde, demokrasinin vazgeçilmezi siyasi partiler, açıkta değil de geride; katılımcı değil de dayatmacı davranınca, baştan bir eksiklik kendini gösterdi. bunu değiştirmek kolay olmayacaktır. bırakalım seçilir mi; neden bu aday düşüncelerini. adayın kişiliği de, kimliği de, siyasi katılımı da önemlidir ama, seçilme nedeninden önce nasıl ekmeliddin ihsanoğlu'nda birleşildi önemlidir diye düşünmeliyiz. hemen ardından da sormalıyız: kemal kılıçdaroğlu ile devlet bahçeli gerçekten birleşik midir? ya değillerse? bu birliktelikte, iki yanın da siyaseten elenmeleri olağındır ama, ikisinin birlikte sürdürmeleri düşünülebilir mi? çok açıktır ki, iki siyasinin de kazanacaği bir bileşim değildir yaşanan.

türkiye'de çoklu parti düzeninde partilerin birlikteliği ilk kez 1961 seçimleri sonrasında yaşanmıştı. 17 eylül 1961'de menderes, zorlu ve polatkan idam edilmişti; toplum donup kalmıştı. yine de, 15 ekim 1961 seçimleri, kısıtlı demokrasi kuralları çerçevesinde yaşanmıştı. chp ve ap siyasi tarihimizin ilk "koalisyonu"nu denemişti. sonunda, koalisyon koalisyonla değiştirilmişti ve ilk seçim olan 1965'te de süleyman demirel'li ap tek başına siyasi iktidar olmuştu. 1965'te süleyman demirel ve ap hükümetine ismet inönü'nün ilk tepkisini unutamayız: 10 ay dayanamazlar! ismet inönü'den sonra en uzun yaşayan ve siyaseti belirleyenin süleyman demirel olması yaşamın olmayacak rastlantısı mıdır diyeceğiz?

sonra 1973 seçimlerine gelindi. seçim öncesi hiç düşünülmeyeceği, seçim sonuçlarından sonra bülent ecevit açıklayıverdi: necmettin erbakan'ın msp'si ile chp birlikte olacaktı. uzun sürmedi birliktelik. bir daha da benzeri yaşanmadı chp için. erbakan niceleriyle birlikte oldu ama, ecevit'le siyasetleri kesişmedi. ecevit de niceleriyle oldu ama, erbakan'la yanyana olmadı bir daha. 

1977 seçimleri öncesi ve sonrası demirel'in oluşturduğu "milliyetçi cepheler" de, 1980'in önemli nedenlerindendi. daha değişik olabilir miydi ya da olsaydı anlamsızdır. sonuçta, birliktelikler karşıtlıklar olarak ve bir de, birinin yararına olarak gelişir. sıraladığım örnekleri değişik değerlendirmek isteyenler olabilir; tartışmayı daha zengin yapabilmekte yararı olur diye anımsamakta yarar vardır.

2013 mayıs sonuyla türkiye bir cehenneme dönüştü: erdoğan'sız türkiye, akp seçmenleri dışında istenen ve türkiye'nin toplumsal iç barışı için olmazsa olmazına getirildi. 2013 birdenbire ortaya çıkmadı. 2010 anayasa değişikliği halkoylaması ve özellikle 2011 seçimleriyle, erdoğan'dan kopanlarla erdoğan'ı türkiye'nin önündeki birincil engel görenlerin yanına, akp'yle anayasal değişim, cumhuriyet'i yenilemeciler de katılır oldu. oysa, uzun süre yaşanan cumhuriyet kazanımlarının değiştirilme istemlerinin uygulanma sürecinde olmayacak hukuksuzlukları, baskınları, tutuklamaları, yargılamaları yeniden anımsatmaya hep gerek olacaktır. 

gezi patlaması sonrasında dağılmayan akp'ye yapılan; akp'nin yaptıklarının benzeri baskının akp'yi değiştirmediğini ama, akp'nin hukuksuzluklarından tutsak düşenlerin özgürleşmesini getirdiğini biliyoruz. şimdi de cumhurbaşkanlığı seçimi diye yeniden olmayacak ve biraya gelmeyeceklerin birlikteymiş diye yansımaları, ya da daha doğru deyişle yansıtılmaları var.

bir yandan da sınırötelerimiz küreselin yangın yeri; cehennem görünümlerinde.

akp'nin işlevi neydi ya da bitti mi? akp'yle gidilemeyeceği ya da akp gidilen yerde kendine göre olduğu içindir mi bu yeni birliktelik görünümü? akp'yle varılandan, akp ve erdoğan, dönüşü olmayan yerde idi ama, yetmiyordu da chp ve mhp'yi de mi bulaştırmak istediler o tasarıma? çok karamsar mı oldu? şöyle düşünmemizi istediklerini mi düşünelim: akp'yi durduramadık; durduramayız ama, bir hileyle olurbiter diye nasıl düşünüldü? herkesi aptal, kendini akıllı saymak ya da âlemi kör görmekle nereye varılır?

evet, akp durdurulmalı ve geriletilmelidir; evet, erdoğan siyasi olarak durdurulmalıdır. bu konuda türkiye'de çoğunluğa varıldığını biliyoruz. bu sonucu ya da oluşumu kullanıp da, nasıl olur yeniden erdoğan'sız ve belki de akp'siz "akp programı" düşünülür? akp'yi siyasi olarak yarmak ya da dağıtmak için akp programı ile olunur mu? sorun akp programıdır. akp programı iyidir, geçerlidir ama, erdoğan da çok despotlaştı mıdır sorun?

görünürde iki büyük tasarım var: ya erdoğan'ı tbmm'den ve akp'den koparıp çankaya'da kısıtlamak ya da erdoğan'ı seçmen çoğunluğuyla siyasi olarak sonlandırmak. öncelikle, bunların birinin olmasının getirilerinin ne olduğu yaşanmadan bilemeyiz. bugünkü kargaşa bitmeyeceğinden öteye, daha da büyük kargaşaya neden olunmayacağının güvencesini bu birlik görüntüsünün ardındakiler verebilirler mi? yoksa, "tasarım" dediğimiz: akp çatlamadı, çatlamaz; bir sonrası için chp de, mhp de başlarından aşağıya bitsin diye midir? kendi adayları ile çıksalardı ve seçim sonuçlarıyla chp ve mhp, parti işleyişiyle, demokrasi içinde, yenilense; türkiye için, demokraside daha güçlü bir deneyim yaşanması, daha kalıcı olmaz mıydı? yeniden, açıkta yaşananlar, gizliye çekilip, gizemli, kuşkucu değerlendirmelere ortam oluşturuluyor? neden açıktan olağan işleyişe, dışarıdan karışılıyor?

akp ve erdoğan yükselen ve kalıcı güç değil ki; ne gerek vardı yapay ve zorlama tasarımlara? akp deneyiminin türkiye için yapıcı olduğunu düşünenler neden akp'yle gitmek istemediler de; şimdi de akp'yle olunanı akp'siz de götürürüz diye düşünebildiler? kimse, akp'yi asıl yıkacak olan budur demesin. diyecekse de; açıktan söylesin, açığa çıksın. başkan olmasın, başkanlık olmasın da deyip; böyle, kendi siyasi gücü olmayan; kendilerini güç sayanların seçtiklerinin, yararlı olmadığını, yeniden yeniden denemenin ne gereği var? erdoğan, tbmm desteğiyle anayasal oldubittilerle başkanlık mı kurabilir? korkuya dayanan tasarımlar; açıktan açıklanamayan tasarımlar bir yere varmaz. bir karanlıktan öteki karanlığa düşülür. seçmenleri aptal ve yetersiz sayma geleneği ne zamana değin sürecek türkiye'de? karışmayın, karıştırmayın; türkiye'de seçmene dayanmanın gereklerini yapın. siyaset açıkta yapılırsa; seçmen desteğini alırsa yürür.

20 haziran 2014, college station, texas.