13 Haziran 2014 Cuma

bildiklerimiz yetersiz, bilmediklerimiz çok / cumaları -- 479.

evet uzun süre vardılar; alışılmadık adlarıyla, karalar kaplı yüzleriyle islâm diye, şam diye, ırak diye elleri silâhlı yüzlerceydiler. suriye'de esad zordaydı ve istanbul'da, doha'da oluşturulmuş yapı halep'te sokakların belirleyicisiydi. esad'ın ayrım gözetmeksizin kıydığı suriye halkının ve yıkılmış kent görüntüleri küreselde de egemenlik kazanmıştı. esad'ı siyaset dışına zorlamak ya da suriye'de demokrasiye açılmakta arabulucu olarak arap evreninde saygın cezayir'li diplomat lehdar brahimi görevdeydi.

sorun ve zorluk: içsavaşı durdurmaktan öteye, suriye'de nasıl bir yönetimde, kimlerle noktasında düğümleniverdi. küreselin değişik yörelerinde,1989'dan bu yana hizmetleri ve islevleri olmuş gezici askerler, yeni yönetim arayışlarında ağırdan suriye karşıtlarının içinde içsavaşı geliştirdiler. suriye'den öteye ırak'a daha da ötesi islâm'a öncülük savında ortaya çıkan, yüzleri karalarla kaplı, akılları ve yürekleri kapkaralar suriye karşıtlarının dağılmasına neden oldu. bu bildiğimiz yeterli midir? bilmediklerimiz bugün bağdat kentinin girişine nasıl çoğalabildikleridir.

arada rusya ve cenevre yaşanır gibi oldu iki kez. abd, yok yerden iran'la açıkça birliktelik arayışını açıkladı. rusya: kırım rusya'nındır demenin ötesinde; ukrayna'da abd/ab'nin istediklerinden çok ve o çıkarlardan önce rusya'nın istekleri çıkarları belirleyicidir deyiverdi. suriye'de abd'ye dur demiş, esad'ın yönetimini uzatmış, suriye'nin çöküntüsüyle ızdıraplarını dindirmemiş rusya, cenevre dostundan g8 düşmanına dönüşüverdi ve rusya'sız g7 olundu. tarihte g6 diye başlayan ve arada uzunca süre g7 olarak süren g7, gorbaçov'la önce g7 1/2 ve sonrasında g8 olarak hep artan yönde gelişmesinde ilk kez g7'ye geriye döndü. 2008'e değin g7-8 etkinliği, 2008'le kıyıda ve yedekte duran g20'nin içinde kalmıştı. bu yıl avusturalya'da brisbane'de g20 toplanabilir mi? bilmiyoruz. 2014'ün toplantı odağı "yolsuzlukla mücadele" olarak belirlenmişti. g20, kendi içinde "yolsuzların" ve "yolsuzlukların" üstesinden gelmeden küreselde "yolsuzlukla" mücadele nasıl olur? çin'de özellikle 1989'dan bu yana her yeni yönetimin birincil hedefi "yolsuzlukla mücadele"dir. yakın zamanlarda büyük bir değişim yaşamaya görünürde adım atmış hindistan'da, kurtuluşcu/kurucu parti'nin iktidardan uzak kalmasına neden olan birincil sorunun da "yolsuzluk" olduğunu biliyoruz. uzatmak zor değil. çin, rusya, hindistan ve türkiye "yolsuzluk" konusunda g20'yle nasıl uyumlu olabilirler? 1990'da ilk kez yolsuzlukların sıradanlaşmasına tepkiden bir türlü arınamayan, bir türlü yenilenemeyen japonya ve yolsuzluğa karşı değişim yaşamış meksika g20 istedi diye "yolsuzluk"la mücadeleye öncelik mi verecek? ya da verebilir mi?

bir haftadır suriye'de yenilmiş sayılan "karalar kaplı yüzleriyle" kapkaranlık korku güçleri şam yakınlarından bağdat'ı buldu. bunu biliyoruz. bilmediklerimiz çoktur. bir ay önce brahimi arabuluculuktan çekildiğini açıklamıştı. bunu biliyoruz. bilmediklerimizi ileride de bilmeyebiliriz.

bunca bilinmezin arasında, ırak'ta, suriye'de seçimler yapıldı. suriye'deki seçimin tek gösterdiği esad'ın ayrılmasını gerektirecek bir seçmen ve yurttaş dayanağı yoktur. oysa ırak'taki seçimler den bildiklerimiz olmuştur. geleneksel parçalanmaların da içlerinde üçerli beşerli parça parça olduklarını biliyoruz. bilmediklerimiz çoktur: abd'nin buyruğuyla değil ama, abd'ye dayanarak bağdat'ta yeni bir despot olarak dayanak bulmuş nuri el-maliki, ırak'ta kime dayanarak iktidarını sürdürmek arayışındaydı? şam'da ve kuzey'inde yenilmiş bildiğimiz "ışid" nasıl oldu da kapkaranlık korkusuyla, çok kısa zamanda, bağdat'a dayandı? bilmiyoruz. bildiğini sananların ortada yaydıklarını nasıl okumalıyız?

abd'nin, "ışid" ilerlemesinden sarsıntı geçirdiğini gözlemiyoruz. abd'de başından (önce 1990 ağustos'u sonrasında ve özellikle 2003'le yeniden) ırak'ta içsavaş'ın ortasında kalmayalım ve bir yandan olmayalım "ulusal güvenlik" ve tarihsel bellek olarak yinelenmektedir. benzeri biçimde, abd ırak'tan çıkınca sekter ayrılıkların alevleneceği ve abd'nin yeniden dönmek zorunda olacağı biliniyordu. bugün obama'yı, abd yetkinlerini ve abd uzmanlarını izleyince ilk görünen nedir? biz demiştik, bizi dinlemediniz, bizim öngördüklerimiz bir bir oluyor diyenler azdır. görünürde, abd yeniden dönmelidir diyecek yürekli abd'de orta yerde yoktur. yerin dibine girmiş paul wolfowitz'in bile söylediği: 1990'dan bu yana abd doğru yerdedir, şam'dan bağdat'a akmış kapkaranlık güçler abd'nin uzlaşmaz karşıtlarıdır.

abd ne yapar? bu soru abd'den sonra ençok türkiye'yi ilgilendiriyor. türkiye abd/ab olmadan bişey yapmayacağını hem gördü; hem de gösterdi. 2012 sonbaharı'ndan bu yana türkiye ortadoğu'da kendi sınırları içinde kapanıktır. abd/ab, türkiye suriye'ye girsin; sonrasında da onlar gelsinler düzenlesinler istemişti. bugün de onu isterler ama, olabilirliği yok düzeydedir. türkiye'de yürütme gücünün sınırötesine taşmaya ulusal desteği yoktur. abd'nin istediği açıktır: abd'yle karşıtlaşmayacak, abd'yle eşitlik uğraşında olmayacaklarla barış içinde "aşiretlerin" devlet gibi kardeşçesine yaşaması. bunun anlamı açıktır: abd kazanamayacağı, belirleyemeyeceği düzenlemelerde; yarın abd'yle, abd'nin özlemleriyle olabileceklerin ortada güç kazanmasını beklemektedir. afganistan'da 14 haziran başkanlık seçiminden de benzerini beklemektedir. 1956'da budapeşte sokaklarında yalnız bırakılan önceden desteklenmişler; 2009'da tahran sokaklarında yalnız bırakılmış ezilen, bastırılan yönlendirilmişler ortadayken abd'nin esad'ın karşıtlarını da, el-maliki'nin karşıtlarını da kazanmadan desteklemesi beklenmemelidir.

rusya'nın şam'da olduğu gizemi yanıltıcıdır. kırım rusya'nındır; rusya ukrayna'dadır. ondan ötesinde rusya yoktur. rusya'nın ne şam'da, ne bağdat'ta, ne de tahran'da olmadığını biliyoruz. abd şam'da rusya'ya denk ve bağdat'ta, tahran'da ve kâbil'de rusya'dan çoktur.

iran bağdat'ta var mıdır? abd düzeyinde değilse de ona yakındır diye düşünebiliriz. abd bağdat'ı savunur mu ya da iran'ı bağdat'tan uzaklaştırır mı? bu soru tümüyle yanlıştır. abd iran'la olabilmek için bağdat'tadır. abd bağdat'ı bırakıp giderse; vietnam savaşı'ndan büyük yenilgi sayılır. abd, bağdat'ta arabuluculukla üste çıkmaya özenmektedir. abd'nin özlediği açıktır: bağdat'a kuzey'i dayatmak ve kuzey'e de bağdat'la uzlaşık olmasını zorlamak. bu hesap bağdat'tan döner mi; yoksa bağdat'ta mı biter?

şam'ın yakınlarından kopup gelenler nedense kuzey'e değil de bağdat'a yöneldiler. bağdat'ın kuzey'i olmadan bağdat basra'yla sürekliliğini sürdüremeyeceğine göre, bağdat ve güney'i bağdat'ta direnir ama, kuzey'e açılamaz. bunu biliyoruz. bilmediğimiz çoktur: bağdat'ta kapkaralarla birlikte olacaklar da var mıdır; çok mudur? bilmiyoruz.

türkiye cumhuriyeti'nin kuruluş özlemi ve yaşama gücü olan "yurtta barış, cihanda barış" sınanıyor. davutoğlu'nun, türkiye cumhuriyeti'nin yaşama felsefesini kökten değiştirmeye özeninin, kuramdan uygulamaya dönmeyeceğini bilenler çoktu. türkiye'de yurttaşların ve seçmenlerin bugüne değin görmedikleri değişimin, uygulanmadan geriletilmesi türkiye'nin varoluşunun gücü olmalıdır.

13 haziran 2014, college station, texas.