türkiye g20 üyesidir. türkiye cumhuriyeti'nin gücüdür bu gerçeklik. g20'yi yoksayan nice siyasilkler vardır; olabilir. g20'nin yaptırımları g20 üyelerini bağlayıcıdır. g20'de kendiniz olarak olamazsınız. abd de, rusya da, çin halk cumhuriyeti de, japonya da g20'de ülkeleri olarak vardır. g20 denetimi ülkeler içindedir ve g20'de varılan uzlaşımlara aykırı sözünüz olsa da, içeride sözkonusudur; dışarıda, boşluğa söylenmiş sayılmalıdır. g20 toplantıları, öncesinde uzlaşılmış ve uygulamaya geçişte ayrımların giderilmiş olduğu noktada yaşanır. g20'nin en önemli işleyişi, mali sermayenin dolaşımı konusundadır. küreselleşme denilen olgu bunca yalındır. 19. yüzyıl'ın emperyalizm kuramları ve saldırganlıklarının sonucunda varılmış gerçekliktir g20 birlikteliği. zaman içinde küçülür mü büyür mü kestirmek zordur. g20'den yakınanlar: g20'de uzlaşımlardan etkinliği daralan siyasi yöneticilerdir; bir de, g20'lerin içinde henüz yeralma gücünden uzakta kalanlardır.
abd'nin 2008'den bu yana para basımında ve küreseli daralttığı düzeyde canlandırmada etkinliğidir g20'yi güçlü kılan. g20'ye katılanların söz gücüyle mali gücünde eşitsizlikler olması ya da sonunda abd'nin istediği yönde küreselliğin yaşanması yadsınamaz gerçekliktir. bugünün küreselliğinde, ingiltere'nin ulusallığıyla çelişen karar çıkmaz g20'den çünkü uygulama gücü kısıtlı olur. ingiltere'nin gücü odur. fransa ya da almanya g20'de ulusallığına aykırıdır diye g20'den ayrıldımla, uygulamıyorum oyununu oynayamaz. karar sürecinde, o karşıtlıklar, bir yığın sürtüşmeler yaşanır ve sonunda uzlaşılır ya da uzlaşım için bekleme sürer. g20'de alınan karara uymayacağım deme ortamı ve ilişkiler olanağı olmasa g20 olmaz. g20'de alınan kararlar küreseli sürdürücü ve ulusallıklara uzlaşıktır.
erdoğan, çıkıp da, merkez bankası faizlerini belirleyemez; anayasal olarak da, küresel olarak da kısıtlıdır; bağımlıdır. g20'de varılmış kararlarla türkiye'ye, hindistan'a, brezilya'ya, güney afrika'ya ve niclerine kaynaklar aktarıldı; sermaye akışı oldu. yine, g20 kararlarıyla, 2008 dengelendiğinden, kararlılık yeniden gerçeklendiğinden kaynakların akışı abd'ye yöneliktir. kısacası, kaynakların sahipliği akp ya da erdoğan'da değildi. kaynaklar, türkiye cumhuriyeti'nin güvencesinde "emanette" idi. abd'nin, küreselin durgunlukları canlansın diye o işlerlik yaşandı. erdoğan olarak, akp olarak, emanete hıyanet edemezsin. erdoğan olarak, akp olarak "sermaye bana emanettir" ya da benden sorulur deyip de istediğin gibi kullanmaya kalkınca, hem ulusalda, hem de küreselde zorlanırsın.
alınan borçların birgün geri ödemesi olacağını bilmeden kullanım, akp çevresinde bir yığılmayla bölüşüm olanakları sağlamıştır. akp'nin emanet olarak kullandığı kaynakların çoğunluk emlâk ve emlâkçılıkta kullandıldığı yaşanmış gerçekliktir. emlâkçılarla emanetçilerin ortaklığından gelirleri artacağı umudundaki yığınlar da sabırla, sessizce sıralarını beklemiştir. 2013'te bu değişmiştir. şöyle de söylemek olasıdır: emanetçilerin paylaştıracaklarından beklentiyle emlâk sahibi olmanın yaygınlaşmasının sınırları gerilemektedir. "hayâl" insana özgüdür. benzeri biçimde, "sukût-ı hayâl" de hem insana özeldir, hem de toplumsal olarak yaşanır.
2014'le hergün artarak yaşanacak "sukût-ı hayâl"in nasıl bir duraklama ya da nasıl bir değişimi getireceğini söyleyecek veriler yetersizdir. nice öngörüler, daha çok, geçmişin verilerinin sonuçlarını çağrıştırıyor. öngörülerin yanılma payı, toplumsallıkta, çokca yaşanmıştır. islâmcılar, kürt siyasi önderliği ve liberal aydınlar nasıl oldu da, olmayacak bir "hayâl"in ardında onca uzun birarada olabildiler? yine tamamlayıcı olarak: nasıl oldu da, birlikteliklerini sürdüremediler? bunlar, düşleri kırgınların kolayca yanıtlamayacağı sorulardır. günümüzde, hâlâ, yanılmadık dense de, yanıltamayanların düş kırıklığından nereye yığılacaklarını bilmiyoruz. dağılma yaşanacaktır.
2014'ün başlangıcında bilemediğimiz ise açıktır: yeni "hayâl"leri geliştirenlerle dağılmaları toplama nerede yaşanacaktır?
siyasetteki duraklamayla donmuşluk iktisatta durgunluğu zorlarken, dağınıklığın durmayacağını söylemek önemli bir öngörü değildir. örneğin, küreselin zorladığı ve beklediği mali düzenlemelerin, türkiye'de siyasete yansımaları anında olmayacaktır ama, mutlaka olacaktır. merkez bankası'nin üstlendiği düzenlemeler türkiye'nin iktisadi yaşamında düzeltici ve iyileştirici işlevde olabilir mi? mali düzenlemelerin, küreselin beklediklerine aykırı olmadığını öngördükten sonra, düzelmelerin yaşanmamasını değil de, düzelmenin yaşanmayacağına göre siyaset yapanların düşlerinin gerçekliğinin ne denli geçerli olduğu türkiye'nin yarının belirleyicisi olacaktır. türkiye'nin boş düşlerin ardında yitirdiklerinin kolayca düzelmesini bekleyemeyiz. türkiye'nin kötü yönetiminden gelinen noktanın iyileşmeyeceği karamsarlığında olmak yanlıştır; değişimin de zorlu, iyileştirmenin de zorlu olacağı bugünün gerçekliğidir. değişimde ve iyileştirmede, zorla da yaşanır mı bilinmez. zoru değiştirmenin gücünü özgür yurttaşlar seçimlerde bulacaktır umudunu korumak gerekir.
erdoğan'ın durmayan gezintilerinin de sonuna geliyoruz diyebiliriz. son olarak, birbiri ardından tokyo'da, brüksel'de, tahran'da ne oldu? erdoğan'ın türkiye'nin çoğunluğunda süren inandırıcılıktan yoksunluğu; bir süredir, küreselin çoğunluğunda da gerçekliktir. erdoğan'ın içeride de, dışarıda da inandırıcılığı hızla gerilemektedir. akp içindeki inandırıcılığı ne konumdadır bilemiyoruz. bileceğimiz günlerin uzakta olmadığını öngörebiliriz.
abd'de duraklama günlerine göre göstergelerde artılarda ve yükselişte olunmasından, abd içerisinde, gevşeklik de, coşkunluk da yaşanmıyor. yüzyıllık sorun, gelir dağılımındaki eşitsizliklerin düzeltilemediğinden öteye artmasına kayıtsızlıktan çok çözümsüzlüğün ürkütücülüğünü korkuya dönüştürme yanlılarının da etkinlikten uzaklığı yaşanan gerçeklik oluyor.
cenevre-2'den sessizlik ilk belirtiler olarak yaşanıyor. geçiş dönemi yönetiminde uzlaşımsızlık çözülebilir karşıtlık olarak yansımıyor. yerel küçüklüklerin, durmadan, biz de varız demeye getirmelerinin getirileri olacağı görünmüyor.
31 ocak 2014, college station, texas.