10 Ocak 2014 Cuma

cumaları -- 457.

türkiye'de başbakan erdoğan'ın inandırıcılığını yitirdiğini söyleyenler çok. daha da ötesi yaşarken bitmiş gitmiş değerlendirmeleri de, gün geçmiyor, ortalıkta, sözkonusu, yazı konusu oluyor. güvenceleri neredendir bilinmez: "değer miydi?" sorgulamasında, yargılamasında önü tutmak isteyenler de var. bilemiyoruz güçlerini nereden alırlar? gerçeklik midir? büyük soru açıktır: üç aydan kısa sürede bilebilir miyiz? göreceğiz. şunun şurasında, üç aydan az kaldı o büyük 30 mart 2014'e.

şu da var: "milli irade" diye, şaşmaz, değişmez umut dolu oylama güvencesi, güvenlikli beklentisi.

akp gitti mi diye akp'nin içinde sorgulama var mı? akp gitmezse, seçim sonuçlarını değerlendirmede, eksikliği, suçluyu nerede arayacağız diye düşünenler, 31 mart'la, 1 nisan'la ortaya çıkmayacaklar mı?

türkiye'de seçimlere yönelinmişken; seçim diye, yolsuzluklar, yasa dışılıklar, devleti altüst edecek devleti yürütmekle görevlendirilmişler ve üstüne üstlük darbe olabilirle olmaz diye "bilimsel" çözümlemelerle öngörüler. neden olurmuşla, neden olmazmış diye kamu ortamında, açıkta "sosyolojik" bilgiçlikler. demokrasi durmuşsa, anayasa ortadan kalkmışsa, yaşama güvencesi yoksa: bilgiçlere mi soracaklar ne gereklidir?

demokrasi olanaklarıyla, seçimden ençok oyla öne çıkmış akp'de, 2002'den bu yana kitlesel bir çözülme yaşanmadı. küsenler, kıyıya çekilenler hep oldu. önem kazanmadı. akp'yi içinden eleştiren; akp'yi içinden sorgulayan ve sarsan olmadı. bir nedenden, akp'yle olmak için binbir dereden su taşıyanlar çok oldu. demokrasilerde, demokrasi olanaklarıyla devrim olmaz; devlet yıkılmaz diyenlere; bu da nereden çıktı, ne söylüyor; yükselen yapıları görmezlikten geliyor kolaycılığının sonuna erişenler var. bir de, iyi başladılar; ne güzel ab'li oluyorduk, olacaktık ama, o eski dirençler, üstenciler yok mu kolaycılıkları da: yanılmadık, erdoğan yanıldı diye durmak bilmeyeceklerdir. her değişimle, her dönüşümle; hep geçmişte, "akp'nin ve akp'yle yaşanmış" o "altın devir"le kalan yaşamlarını sürdüreceklerdir.

bu arada, bir türlü, yerel yönetimler ne olmalıdır; nasıl olmalıdır seçim sonrasına kalmış kimin umurunda? varsa yoksa, kim olacak, kimden olacak; o olmaz; bu nasıl olur tartışması. akp yanında istanbul belediye başkanı'ndan önce ve çok yeni adalet bakanı bekir bozdağ gündemde. türkiye yerel yönetim seçimlerine yönelmiş görünümü hiç yok; yüzyılda uzlaşılmayacak anayasal tartışmalarda.

şurası açık görünüyor: yeni bir yerel yönetim anlayışı, algısı, düşüncesi, tasarımı yok. yerellikten uzak ulusal, hatta evrensel "hukuk" tartışmasıyla siyasal yöntem karşıtlığı birincil gündem.

bugünden büyük soru ortadadır: 31 mart'ı ve seçimleri nasıl bulacağız? ardındaki soru: seçimlerin sonuçlarıyla gerilim yumuşar mı?

türkiye'nin zorlu bir 2013 yaşadığını biliyoruz. açılım diye bir durgunlukla, dar bir odakta yaşanan kazanmışlıkla, geniş alanda yaşanmış sessizlik seçimi belirler mi? 2013 yılının başında, neredeyse, suriye'de abd/ab'yle yönetim değiştireceğiz yanılsamasından bize saldıran dış güçler noktasındayız. öncesi mi geçerliydi; gelinen mi büyük yanılsamadır?

akp'nin, 2013'de başladığı noktada olmadığı tartışmasızdır. akp'nin, özellikle, ardında, bize de düşer diye toplaşanların öfkeyle, sessizce uzaklaşanlarının olmadığını söylemek zordur. akp'den uzaklaşanların olduğu, olacağı bilinendir. bilinmeyense, akp'ye gelenler; 20013'te yaşananlarla akp'de yığılmayı yeğleyenler daha çok mudur? bugünün bilinmezi budur. akp, bilinmeze göre, nasıl dolu dizgin gidiyor? çıkarları akp'den olanlarla, akp'yle çıkarları çoğalmışlar: nasıl olur da, haksız ya da kolay kazanılmış servetlerini korumayı da akp'de düşünebilirler? buna yanıt vermek zordur. insanların çıkarlarının ne olduğu, insanların çıkarlarını nerede gördükleri dışarıdan dayatılamaz. sonuçta, çıkarlarını akp'yle düşünenlerle akp'den çıkarı olmayanların karşıtlaşmasıdır seçim ve sonuçları.

2013'ün kazandırdıkları çoktur. en büyük kazanç: çok küçük görünse de, hem gelen seçimlerde; hem de uzun dönemde, türkiye'de demokrasi işleyişinde büyük katkıda olacaktır. o da şudur: sandıklara sahiplenmede örgütlenme kararlılığıyla adanmışlığı. 1950 günlerinin yenilenme isteğinin coşkunluğunun izlerini sezinletiyor.

türkiye, seçimlerini gününde ve tartışmasız yaşadığı sürece, akp'nin yıkıma uğrattığı demokrasi geleneği yeniden güçlenecektir. akp de öğrenecektir sonunda: seçimleri kazanmak devleti sürdürmek, anayasallığı süreklileştirmek ve ulusu egemen kılmayı amaçlar. yeniden devlet, yeniden anayasa ve yeniden ulusallaşma olanağı ve gücü kazanılmaz seçimlerle, oygücüyle. hele hele, inanç gösterisi ve karşıtlarını küçümsercesine yoksayma, gelenekleri yoketme gücü değildir seçimle kazanılmış oygücü. seçimlerle kazanılan güç ayrımcılık ve ayrıcalık olarak yaşanamaz; yolsuzluk olanağı olarak kullanılamaz.

türkiye'nin yalıtıldığı ve akp'nin başladığından geriye götürdükleri demokrasiyle kısıtlı değil. türkiye'nin pazar gücü de, çevre ülkelerle birlikteliği de, uluslar ailesindeki yeri de 2002'den olduğundan geriye gitmektedir.

yakında toplanacağı tartışmalı cenevre-2 toplantısı'ndaki türkiye'nin yeri türkiye cumhuriyeti'nin gücünün yansıması olmayacaktır. akp'yle yaşanmışlığı, cenevre-2 olursa göreceğiz, değerlendireceğiz. kimi zayıflıkların önemi zamanla anlaşılır. türkiye, 2013'le birlikte içine tıkılmıştır. bu geçici bir süre mi olacaktır; uzayacak mıdır? türkiye'de seçmenler, özellikle, yerel seçimlerde, büyük sorulara göre yığılmazlar, seçmezler. yerel seçimler, ulusal düzeydeki seçimlerden küçük soruların yanıtlanacağı olanaktır. 

küçük adımlarla, büyük soruları yanıtlama gücünü türkiye bulmalıdır.

10 ocak 2014, college station, texas.